<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>ForumAdasi.Com - İslamiyet</title>
		<link>https://www.forumadasi.com/</link>
		<description>İslamiyet ve Müslümanlık hakkındaki paylaşımların yapıldığı bölüm.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sat, 17 Oct 2026 23:41:42 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.forumadasi.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>ForumAdasi.Com - İslamiyet</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an'da Geçen Sebe Melikesini Allah, Sizce Bizlere Neden Örnek Göstermiştir?]]></title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56406-kuranda-gecen-sebe-melikesini-allah-sizce-bizlere-neden-ornek-gostermistir.html</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:04:04 GMT</pubDate>
			<description>Biz Müslümanların Kur’an ile bağın kesen mezhep, cemaat ve tarikat gibi beşeri oluşumlar, ne yazık ki bizlerin Allah’ın vahyi ile aramıza girip HAK...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Biz Müslümanların Kur’an ile bağın kesen mezhep, cemaat ve tarikat gibi beşeri oluşumlar, ne yazık ki bizlerin Allah’ın vahyi ile aramıza girip HAK GERÇEK İSLAMLA BULUŞMAMIZI ENGELLEMİŞLERDİR. Onun içinde Allah bizlere Kur’an’da, geçmiş toplumlardan nasıl örnekler veriyor ve bu örnekleri ne maksatla veriyor diye üzerinde düşünme zahmetinde bulunmamışız. Hâlbuki Kur’an verdiği bilgilerin dışında bizleri için bir ÖĞÜT, HATIRLATMA VE UYARIDIR. Güvendiğimiz kişilerin bizlere anlattığı, onlarında atalarından öğrendiği inançlarını din diye bizlere yıllarca anlatıp, bizlerin BİLİNÇALTIMIZA YERLEŞTİRMİŞLERDİR. Bizler bu ÖN YARGILARIMIZIN BASKISIYLA ne yazık ki, Allah’ın ayetleri ile bir türlü buluşamıyoruz. Hatta apaçık ayetleri gördüğümüz duyduğumuz halde, tam tersini yaşamakta bir sakınca görmüyoruz.<br />
<br />
Allah Zuhruf 44. Ayetinde, bizlerin Kur’an’dan sorumlu olduğumuzu çok açık bildirdikten sonra, Ali İmran 103. Ayetinde de, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı istemiştir. Kur’an’ı anlayabilmemiz içinde hiç kimseye muhtaç olmayalım diye, yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığını apaçık bildirmiştir. Bizlerin Kur’an ile aramıza girenler, apaçık bu ayetlerin anlamlarını değiştirip açık ve detaylı olan kitap Kur’an değil, Allah katında ki kitaptır diyerek, Müslümanları doğru istikametinden çevirip, toplumu kendilerine yönlendirip muhtaç etmeye devam ettirmeyi başarmışlardır. Enam suresi 38. Ayetinde de biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık diyerek, KUR’AN’DA NE VARSA ONDAN SORUMLU OLDUĞUMUZU APAÇIK BİLDİRİP, BİZLERİ RAHATLATMIŞTIR. Ayrıca yine birçok ayetinde Kur’an’ı açıklamak bize aittir diyerek nice örneklerle de açıkladığını, bizlerin ayetler üzerinde mutlaka ön yargılarımızdan önce kurtulup, bilinçaltımızı temizleyerek tertemiz beyinlerimizle, AYETLER ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZİ, ÖZELLİKLE EMRETMİŞTİR. Bu makalemde sizleri, Allah’ın bu uyarı ve ikazları ışığında, Kur’an’da Neml suresi 22 ve 44. Ayetleri arasında geçen, SEBE halkını yöneten bir kadın kraliçeden örnekler verilir, hem de çok uzun ayetlerle bizlere Rabbimiz Kur’an’da, özellikle çok önemli bir konuyu anlatır. Her nedense bu ayetleri bizler, sanki hikâye masal dinler gibi okur geçeriz ama hiç ders almayız. Gelin bu konu üzerinde dikkatle düşünelim ki, ALLAH BU AYETLERLE BİZLERE NELER ANLATIYOR, NASIL DERSLER VERİYOR OLABİLİR ONU ANLAMAYA ÇALIŞALIM.<br />
<br />
Ben ayetleri yazmıyorum çok uzun, sizler bu ayetleri lütfen, Neml suresi 22 ve 44. Ayetlere kadar okuyunuz, Allah bu ayetlerle bizlere neler anlatıyor onu anlamaya çalışalım. Kur’an’da Neml Suresi'nde detaylıca anlatılan SEBE Melikesi ve Hz. Süleyman kıssası, sadece tarihsel bir olay değil YÖNETİM, AHLAK, AKIL VE İMAN EKSENİNDE ÇOK ÖNEMLİ MESAJLAR VERİR. Bu ayetlerden alacağımız kıssadan hislere gelince. İSTİŞARE VE ORTAK AKLA ÖNEM VERMENİN dikkati çekiliyor. Sebe Melikesi, Hz. Süleyman’dan teslim olmalarını isteyen mektubu aldığında, tek başına fevri bir karar vermemiştir. Kur'an onun bu tavrını şöyle aktarır: &quot;EY İLERİ GELENLER! DURUMUM HAKKINDA BANA FİKİR VERİN. SİZ YANIMDA OLMADAN HİÇBİR İŞE KESİN KARAR VERMEM&quot; (Neml, 32). Güç ve makam sahibi olmak, her şeyi en iyi bizim bildiğimiz anlamına gelmez. Hayatın her ALANINDA AİLE, İŞ, DEVLET İSTİŞARE, DANIŞMA mekanizmasını çalıştırmak, büyük hataların önüne geçer. Yani ben bilirim, ben karar veririm diyen, daha başta yanılmaya hata yapmaya mahkûmdur. Kur’an’da bu konuda devleti yönetenleri uyarıp istişare ile devletin yönetilmesini emreder. NE DERSİNİZ BİZLERİ BÖYLEMİ YÖNETİYORLAR?<br />
<br />
Alacağımız bir başka derse gelince. Kışkırtmalara karşı sağduyu ve barışçıl olmalıyız. Melike danışarak hareket ettiğinde, çevresindeki askeri ileri gelenler güçlerine güvendiklerini ve savaşabileceklerini söyleyerek, onu savaşa teşvik etmişlerdir. ANCAK O, SAVAŞIN YIKICILIĞINI VE GİRDİKLERİ ŞEHİRLERİ NASIL TARUMAR EDECEĞİNİ BİLEREK DİPLOMASİYİ VE BARIŞI SEÇMİŞTİR (Neml, 34). Buda bizleri yönetecek liderlerin nasıl EHİL VE BİLİNÇLİ İNSANLARDAN SEÇMEMİZİN ÖNEMİNE İŞARET EDİYOR. Haklı veya güçlü olduğumuzda bile ilk çözüm yolu her zaman kavga, çatışma veya savaş olmamalıdır. Sağduyu ve barışçıl diplomasi, her zaman fevri ve gururlu çıkışlardan daha üstündür. Hatırlatırım Allah bir kadının böyle adaletli bir yönetim sergilediği örneğini boşuna vermiyor ve diyor ki, “BEN KADIN ERKEK AYRIMI YAPMAM HEPİNİZ BİRBİRİNİZİ TAMAMLAYAN, BİRBİRİNİZE ÜSTÜNLÜĞÜ OLMAYAN ÇOK ÖZEL KULLARIMSINIZ.”<br />
<br />
Maddiyata ve rüşvete tamah etmemek, alacağımız çok önemli derslerden birisi diyebiliriz. Melike, Hz. Süleyman’ın niyetini ölçmek ve belki de onu durdurmak için büyük hediyeler (rüşvet/vergi) göndermiştir. Ancak Hz. Süleyman, Allah'ın kendisine verdiklerinin daha hayırlı olduğunu söyleyerek, bu hediyeleri reddetmiştir (Neml, 36). İhlaslı ve dürüst bir insan, maddi menfaatler veya rüşvet karşılığında ilkelerinden ve inancından taviz vermez. GERÇEK ZENGİNLİK, ALLAH’IN İNSANA SUNDUĞU HİDAYET VE AHLAKTIR. Sanırım bu örnek, günümüzde bizlerin alması gereken en önemli ders diyebiliriz. İnancımızı Kur’an dışı rivayet ve sanı sözlerle yaşarsak, Allah’ın kadına verdiği bu önemi asla anlayamayız. Çünkü mezheplerin öğretisinin kadına verdiği üzücü hak etmedikleri değeri, utancımdan yazmak bile istemiyorum.<br />
<br />
Ayetlerden alacağımız bir başka ders, gerçeği gördüğünde teslim olabilmek, yani devleti yönetenlerin nasıl bilge, ehil bir kişi özelliğini taşıması gerektiğini gösteriyor. Bu kıssanın en çarpıcı yönü, Sebe Melikesi’nin Hz. Süleyman’ın sarayına girdiğinde yaşadığı aydınlanmadır. SIRÇA SARAYIN ZEMİNİNİ SU SANIP ETEKLERİNİ TOPLAMIŞ, ANCAK GERÇEĞİ ÖĞRENİNCE KENDİ ACZİYETİNİ VE DAHA ÖNCE GÜNEŞE TAPARAK, NE KADAR BÜYÜK BİR YANILGI İÇİNDE OLDUĞUNU ANLAMIŞTIR. Hiçbir kibir göstermeden, şu samimi itirafta bulunmuştur: &quot;RABBİM! BEN GERÇEKTEN KENDİME ZULMETMİŞİM. SÜLEYMAN'LA BERABER, ÂLEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'A TESLİM OLDUM&quot; (Neml, 44). Bizlerin elinde apaçık Allah’ın NURU Kur’an durduğu halde, bizler hala apaçık gerçeğe tabi olacağımıza, atalarımızın rivayet inançlarına inatla inanmaya devam ediyorsak, GERÇEKLERE YÜZÜMÜZÜ VE KALBİMİZİ KAPATMIŞIZI DEMEKTİR.<br />
<br />
İnsanın en büyük erdemlerinden biri, hatasını yanlışını anladığı an kibre kapılmadan, doğrudan hak olan gerçekten yana dönmesidir. Melike, o muazzam saltanatına ve gücüne rağmen hakikati gördüğü an gururunu ayaklar altına almış ve iman etmiştir. İŞTE ALLAH BU ÖRNEKLERİ KUR’AN’DA BOŞUNA VERMİYOR, Yani Rabbimiz bizlere masal hikâye anlatmıyor, ders alalım batıl ve rivayetlerden uzaklaşıp hak olan Kur’an gerçekleriyle buluşmamızı istiyor. Alacağımız bir başka derse gelince; Görünüşe aldanmamak ve önyargıları yıkmak iman etmiş bir Müslüman için çok önemlidir. Zemindeki camı su sanan Melike'nin bu yanılgısı, aslında insanların dünyadaki geçici ihtişamı, gücü ve parayı &quot;MUTLAK GERÇEK&quot; sanarak aldanmalarına bir göndermedir. Dünya hayatı yanıltıcı göz alıcı bir parıltıdan ibarettir. İNSAN, HAYATIN DIŞ GÖRÜNÜŞÜNE ALDANIP, ARKASINDAKİ MUTLAK YARATICIYI VE HAKİKATİ GÖZDEN KAÇIRMAMALIDIR. Ne yazık ki bizler günümüzde bu gerçeği hala göremedik, görecek gibi de görünmüyoruz.<br />
<br />
Özetle şunu söyleyebiliriz. SEBE Melikesi kıssası, bizlere AKILLI, ADİL, İSTİŞAREYE AÇIK VE KİBRE KAPILMAYAN BİR LİDERLİK/İNSANLIK MODELİNİ, ÖZELLİKLE BİR KADIN YÖNETİCİ ÜZERİNDE SUNAR. Kadının erkekten farkı olmadığını, hatta kadının bir erkekten bile dahi iyi yönetebileceğini, önemli olan kıstasların olduğu gerçeğini hatırlatır. Bu gerçeği görmek istemeyen günümüz Müslüman toplumları, kadını eve kapatıp, o çocuk doğursun mantığını, bilinçaltına yerleştirdikleri için, ne yazık ki Müslüman toplum SOSYAL DEĞİL A DOSYAL BR TOPLUM OLDU. Ayet, gücü elinde bulundururken bile, hakkı teslim edebilmek ve hakikate boyun eğebilmek, insanı hem dünyada hem ahirette yücelten en temel vasıf olduğu anlatılmak isteniyor. Dilerim bu kıssadan gereken dersi alan ve kendi yöneticisini de bu vasıflarda, ehil olanların arasından seçebilen, ALLAH’IN AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56406-kuranda-gecen-sebe-melikesini-allah-sizce-bizlere-neden-ornek-gostermistir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Araf Suresi 6. Ayet. İman Edenlerin Ve Resullerin Hesaba Çekilmesi.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56404-araf-suresi-6-ayet-iman-edenlerin-ve-resullerin-hesaba-cekilmesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:02:07 GMT</pubDate>
			<description>Değerli dostlarım bu makalemde sizleri, Araf suresi 6. Ayet üzerinde düşünmenize vesile olmak istiyorum. Kur’an bizleri öyle bir yönlendiriyor ve...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Değerli dostlarım bu makalemde sizleri, Araf suresi 6. Ayet üzerinde düşünmenize vesile olmak istiyorum. Kur’an bizleri öyle bir yönlendiriyor ve uyarıyor ki, adeta hata ve yanlış yapmamızın önüne set çekiyor ama bizler Kur’an ile gereken bağımızı kuramadıysak, inanın O seti farkında olmadan ellerimizle yıkıyoruz. Böyle olunca da, geçmişte yapılan hatalardan ders alamadığımız için, aynı yanlışı yapmaya devam ediyoruz. Tıpkı küçükken, büyük sözü dinlemeyen çocuklar gibiyiz. Ayeti önce hatırlayalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.<br />
<br />
Araf 6: HEM KENDİLERİNE İLÂHÎ MESAJ GÖNDERİLENLERİ, HEM DE (ONLARA) İLÂHÎ MESAJI İLETMEKLE GÖREVLİ OLANLARI ELBET HESABA ÇEKECEĞİZ. (Mustafa İslamoğlu)<br />
<br />
Bu ayetten alacağımız dersi, kısaca özetleyelim. Resuller, Allah’ın sevgili kulları olmalarına rağmen, onlarında görevlerini eksiksiz yapıp yamadıklarının sorgulanacağını bildiriyor. Kendilerine elçi gönderilen biz insanlar, bize ulaşan rehbere yani Kur’an’a ne kadar uyduğumuzdan, onu hayatımıza ne kadar yansıttığımızdan hesaba çekileceğiz. Vahiy ve elçiler aracılığıyla doğru yol insanlığa bildirildiği için, hiç kimsenin &quot;DUYMADIM, BİLMİYORDUM&quot; deme lüksü kalmamıştır. Elçiler, görevlerini yaptıklarına dair şahitlik ederken; TOPLUMLAR DA BU ÇAĞRIYA VERDİKLERİ CEVABIN VE NE DERECE HAYATA GEÇİRDİKLERİNİN HESABINI VERECEKTİR. Hz. Muhammed biz ümmetine, yalnız Kur’an’ın ipine sarılın onun sınırlarını aşmayın, çünkü Ondan hesaba çekileceksiniz diye uyarmıştı. Ayrıca Kur’an’ı Allah nice örneklerle BİZ açıkladık, yemin ederek kolaylaştırdık dedikten sonra, BİZLER BU UYARILARI HAYATIMIZA GEÇİRDİK Mİ, YOKSA….? İşte O yok sanın hesabı, mahşer günü sorulacak.<br />
<br />
Aslında ayet bizleri çok önemli bir konuda uyarıyor ve diyor ki, Resullerimin sizlere tebliğ ettiği Kur’an’ı ben koruma altına alarak sizlere ulaşmasını sağladım. Sizlere ulaşan vahyimin hükümlerini, eksiksiz ve ilavesiz yerine getirdiniz mi? Lütfen bu soruyu kendimize soralım ki, mahşer günü şaşkın şaşkın dili tutulmuşlar gibi bakmayalım. Allah’ın Resulünün biz ümmetine tebliğ ettiği Kur’an apaçık elimizin altında duruyor. Soruyorum sizlere, Allah’ın emrettiği gibi Kur’an’ı ayetler üzerinde dikkatle düşünerek, aklımızı kullanarak okuyor muyuz? Yani Allah’ın mesajını aracısız tebliğ aldık ve hayatımıza geçirdik mi? Makalemin detayına girmeden önce sizlere Hz. Nuh’tan iki ayet örnek vermek istiyorum. Atalarının inancına dalmış Allah’ın daha önce kitaplarından sapmış toplumlara Allah, Hz. Nuh’u Resul olarak gönderdiğinde, ona karşı bakın neler söylemişler.<br />
<br />
Araf 59: ŞÜPHESİZ Kİ NUH’U ELÇİ OLARAK KAVMİNE BİZ GÖNDERMİŞTİK DE “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. ŞÜPHESİZ Kİ ÜZERİNİZE GELECEK BÜYÜK BİR GÜNÜN AZABINDAN KORKUYORUM!” DEMİŞTİ. (Mehmet Okuyan)<br />
<br />
Araf 60: KAVMİNDEN YÖNETİCİLER ONA “DOĞRUSU BİZ SENİ APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” DEMİŞLERDİ. (Mehmet Okuyan)<br />
<br />
Lütfen ayete dikkat. Hz. Nuh Allah’ın vahyinden saparak, atalarının inancına dalan toplumu uyarırken bakın onlara ne diyor. “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR.” Allah’tan başka ilah yoktur demek, Allah’tan başka sorgusuz güvenilecek, yüceliği karşısında hayrete düşülecek ve gönülden sorgusuz bağlanıp sığınılan varlık anlamına gelir. Hz. Nuh, sakın bu yanlışı yapıp kendinize veliler, evliyalar edinmeyin diyor. Peki, ona O günkü toplum Elçinin bu davetine ne cevap veriyor. “DOĞRUSU BİZ SENİ, APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” Bakar mısınız lütfen, kimler kime sapık diyor. Günümüzde de bizler aynı kitaba, aynı Resule inandığımız halde, birbirimize aynı şeyi söylüyor, SAPIKLIKLA SUÇLUYORUZ.<br />
<br />
Ayete tekrar dönelim. Allah tarafından gönderilen İLAHİ mesaja, yani Kur’an’a iman ettik Allah’ım dedikten sonra imanımızın gereği, Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdım dediği kitabı, YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILARAK, ASLA ONUN SINIRLARINI AŞMADAN ONU ARI, DURU İLAVESİZ YAŞIYOR MUYUZ? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Kur’an özet bilgi verir detay vermez diyerek, Allah’ın koyduğu sınırları bolca aşarak, doğruluğundan asla emin olmamız mümkün olmayan, Allah’ın Resulünün adını kullanarak bizlere nakledilen, rivayetlerle mi Allah’ın dinini yaşıyoruz? Böyle inanç üzerinde olmayanları da, SAPIKLIKLA MI SUÇLUYORUZ? Allah boşuna bu uyarıyı bizlere yapmıyor. Akıllarını başlarına şimdiden alsınlar da, kullarım bana mahşer günü, mahcup olmasınlar diye uyarıyor.<br />
<br />
Ayette Allah, hem vahyin kendilerine ulaşanlara hesap soracağı gibi, O vahyi bizlere ulaştıran Resulleri de hesaba çekeceğini söylüyor. İşte burası çok önemli. Sizce Allah Resullerine, nasıl bir soru soracak olabilir? Bu ayeti Nisa suresi 41. Ve İsra suresi 71. Ayetler ışığında anlamalıyız. “Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve SENİ DE ONLARA ŞAHİT TUTTUĞUMUZ ZAMAN halleri nice olacak!”(Nisa 41) “Bir gün BÜTÜN İNSANLARI ÖNDERLERİYLE BERABER ÇAĞIRIRIZ. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar Kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.” (İsra 71) Demek ki mahşer günü Allah, bizlere gönderdiği vahye karşı nasıl bir tavır içinde olduğumuz konusunda hesaba çekecekmiş. Vahyi tebliğ etmekle görevli resullerini de hesaba çekeceğini söylediği gibi, yazdığım ayetlerde de, RESULLERİNİ ŞAHİT OLARAK GÖSTERECEĞİ BİLDİRİLİYOR. Sizce Allah, görev verdiği Resullerini hangi konuda şahit olarak çağıracak ve onları da hesaba çekecek olabilir? Aslında bu konuda da, çok dikkat çekici ve önemli bir ayet var. Allah Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu yakıştırmasını yapanlara karşı, mahşer günü bakın nasıl bir soru soracağını ve O'nun ümmetine karşı nasıl şahitlik yapacağı örneğini veriyor.<br />
<br />
“HANİ ALLAH “EY MERYEM OĞLU İSA! İNSANLARA ‘BENİ VE ANNEMİ, ALLAH’IN PEŞİ SIRA İKİ İLAH EDİNİN!’ DİYE SEN Mİ DEDİN?” DEDİĞİ ZAMAN, (İSA) “(HAŞA)! SEN YÜCESİN. HAKKIM OLMAYAN ŞEYİ SÖYLEMEK BANA YAKIŞMAZ. BEN ONU SÖYLESEYDİM SEN ONU ELBETTE BİLİRDİN. SEN BENDEKİNİ BİLİRSİN, (OYSA) BEN SENDE OLANI BİLEMEM. ŞÜPHESİZ Kİ GİZLİLİKLERİ BİLEN ANCAK SENSİN SEN.” DEMİŞ (OLACAK)TIR.” (Maide 116)<br />
<br />
Maide suresi 117. Ayetinde, Hz. İsa’nın Allah’a verdiği cevap çok dikkat çekici, bakın ne diyecekmiş. “İÇLERİNDE BULUNDUĞUM MÜDDETÇE, ONLAR ÜZERİNDE KONTROLCÜ İDİM. BENİ VEFAT ETTİRİNCE, ARTIK ONLAR ÜZERİNDE GÖZETLEYİCİ YALNIZ SEN OLDUN.” Sanırım Hz. Muhammed'te buna benzer bir cevap vereceğinden eminim. Çünkü kendisi hayattayken, ümmeti çok doğru yaşıyordu. Vefat ettikten sonra menfaat ve çıkar ön plana alındı sonuç ortada. Çıkarları adına Hz. Muhammed'in adını kullanarak, O'nun söylemesi mümkün olmayan sözleri, Resul söylemiş gibi topluma söylemeye devam ediyorlar. Allah yaşanmışlardan özellikle Kur’an’da örnekler veriyor ki ders alalım. Yaşayacaklarımız bizlerin imtihanıdır. Şimdide bu kıssadan nasıl bir hisse almalıyız ona bakalım. Hz. Muhammed, sizce biz ümmetine karşı Hz. İsa’nın benzeri bizlerin yaptığı hatalarımıza yanlışlarımıza, nasıl şahitlik yapabilir? Bildiğiniz gibi, geleneksel mezhep inancının çoğu, Kur’an’ı herkesin anlayamayacağı, O’nu en doğru Allah’ın Resulü anladığı ve bizlerde O’nun rivayet hadislerinden istifade edip, ancak Kur’an’ı doğru anlayacağımıza inandırıldık. Hatta Allah’ın Resulünün hadisleri olmasaydı, Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı dendiği gibi. Yine Resulün şunu söylediği iddia ediliyor. &quot;BANA KUR'ÂN VE ONUN BİR MİSLİ (BENZERİ/HÜKÜM KOYMADA EŞ DEĞER BİR VAHY-İ GAYRİ METLUV) YETKİSİ VERİLMİŞTİR.”<br />
<br />
Bu örnekten sonra, kendimize şu soruyu lütfen soralım. Hz. Muhammed bizlerin üzerine ŞAHİT olarak çağrılıp, Allah tarafından hesaba çekildiğinde, sizce Resule şu soruyu sorsa nasıl bir cevap verir? &quot;Resulüm sen mi söyledin, Kur’an’ın misli kadar hüküm vermeye yetkiliyim&quot; diye sorduğunda, O örnek insan, Hz. Muhammed sizce Allah’a nasıl bir cevap verecektir? İşte bu sorunun cevabını lütfen şimdiden çok ama çokkkk düşünelim. Yoksa pişman olanların safında buluruz kendimizi.<br />
<br />
Kısaca bu soruya Kur’an’dan cevap arayalım, gerçekten Allah’ın resulü evet ben bunu söyledim demiş olabilir mi? Elbette Kur’an ile buluşan hiçbir Müslüman, asla Allah’ın Resulü bunu söylemesi mümkün değildir diyecektir. Peki neden, çünkü Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumluluk çok açık ta ondan. Hatırlayalım. “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Ahkaf 9 ) “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Böyle bir yetki verilen Resul sizce ümmetine, bana Allah Kur’an’ın misli kadar hüküm koyma yetkisi vermiştir demesi mümkün mü? Mümkün olamayacağı Kur’an’ın yüzlerce ayetinde çok açık bildirilmiştir. Kur’an ile buluşamayana ne söylerseniz söyleyin batılın ve hurafenin gözlerini perdeleyip kulak ve kalplerini mühürlediğinden, gerçekleri asla fark edemeyecektir. Bir an diyelim Allah Resulüne, sen ümmetine böyle bir şey dedin mi diye sorduğunu düşünelim. Sizce nasıl cevap verecektir? “Allah’ım benim böyle bir şey söylemem mümkün değil. Sen bana ne emrettiysen, ben onlara onu söyledim. Enbiya 45. Ayeti onlara tebliğ ederken, şunu söyledim: &quot;DE Kİ: 'BEN SİZİ SADECE VAHİYLE UYARIYORUM.” Maide 99. Ayeti tebliğ ederken, “RESULÜN GÖREVİ, TEBLİĞ ETMEKTEN İBARETTİR.” Diye bildirdim, sen şahitsin Allah’ım. Bunun dışında asla hiçbir söz söylemedim dediğinde, biz Müslümanların halini düşünmek bile istemiyorum.<br />
<br />
Değerli dostlarım, gelelim Araf suresi 6. Ayetin ilk cümlesine. Allah bakın ayetinde, kendisine mesaj gönderilene soracağız diyor. Bu mesaj nereden geliyor, Allah katından yani mesaj İLAHİ. Peki, bizler yalnız İLAHİ yani Allah katından gelen mesajın hükümleri ile mi inancımızı yaşıyoruz, yoksa İlahi mesajın yanında beşeri, Resulün hükümleri olduğunu zannettiğimiz bilgilere de mi inanıyoruz? İşte bu soruyu da kendimize soralım, çünkü ALLAH’IN İMTİHANINDA BU SORUDA KARŞIMIZA ÇIKACAK. Allah diyecek ki, BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DEDİM, siz benim dinim İslam’ı yaşarken, bu emrin gereğini yerine getirdiniz mi? Yoksa atalarınızın inancını yaşayabilmek için, benim hükmüme ortaklar mı yarattınız?  Sorulacak sorular çok, aslınca tüm cevaplar KUR’AN’DA VAR. Dersini sorumlu olduğu Kur’an’dan çalışan tüm cevaplara doğru cevap verecektir. Kendisini kurtaracak VELİLER edinip dersini onların kitaplarından çalışanların halini, doğrusu düşünmek bile istemiyorum.<br />
<br />
Dilerim dersini, sorumlu olduğumuz Kur’an’dan çalışan ve her soruya doğru cevap veren, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK<br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56404-araf-suresi-6-ayet-iman-edenlerin-ve-resullerin-hesaba-cekilmesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an’ı Anlayabilmek Adına Yaptığımız Büyük Yanlışlarımız. "Kuran, Sünnet, İcma, Kıy]]></title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56403-kuran-i-anlayabilmek-adina-yaptigimiz-buyuk-yanlislarimiz-kuran-sunnet-icma-kiy.html</link>
			<pubDate>Wed, 14 Oct 2026 08:32:20 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Günümüzde İslam'ı, Kur’an'ı anlamaya çalışırken öyle kaynaklardan, bilgilerden istifade ediyoruz ki, hiç sorgulamadan, düşünmeden Kur’an süzgecinden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Günümüzde İslam'ı, Kur’an'ı anlamaya çalışırken öyle kaynaklardan, bilgilerden istifade ediyoruz ki, hiç sorgulamadan, düşünmeden Kur’an süzgecinden geçirmeden yaşamımıza geçiriyoruz. Ne yazık ki İslam'ı, geçmişte de büyük bir çoğunluk böyle yaşamış, bugünde öyle yaşıyor. Bu konuya örnek olması adına, yazdığım yazıma bir kardeşimizin verdiği cevap üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bakın bir arkadaşımız, yazdığım yazıma karşılık ne yazmış.<br />
 <br />
&quot;Sen edille-i şeriyye diye bir şey duydun mu hiç? Ayrıca hiç kimse Kur'an ayetlerini dizip dizip, bak şurada şu yazıyor, o zaman benim aklıma göre şu anlam çıkar, diyemez. DİYEN KİŞİ YA DİN SAPIĞIDIR YA ULTRA MEZHEPSİZDİR YA DA ÖZEL YETİŞTİRİLMİŞ BİR SİYONİSTTİR. SEN KUR'AN'IN AÇIKLAMASININ, SENİNİN MİNİCİK BEYNİNİN ALDIĞI KADAR OLDUĞUNU MU SANIYORSUN? Yürü git, burada çoluk çocuk kandıracağım diye uğraşma. Her önüne gelen din şarlatanı olmuş.&quot;<br />
 <br />
Bizlerin geleneksel mezhep anlayışlı büyük yanlışları yapmamızın asıl nedeni, bilinç altımıza yerleştirdiğimiz batıl ve hurafelerin etkisi diyebiliriz.  BİLİNÇALTININ ÇOK ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ, OLUMSUZ KOMUTLARI YANİ DAHA ÖNCE KAYDA ALDIĞI BİLGİLERİN TERSİNE SÖYLENENLERİ, KABUL ETMEDİĞİNİ, HATTA TAM TERSİNİ ANLADIĞINI BİLİMSEL ÇALIŞMALAR ORTAYA KOYMUŞ. BİLİNÇALTI, SIRADAN SÖZCÜK VE İFADELERİ DEĞİL, SİZİN GERÇEKTEN DOĞRU OLDUĞUNA İNANDIKLARINIZI KABUL EDER. Yukarıdaki sözleri değerlendirdiğimizde, bizler şuan ki aklımız ve mantığımızla Allah'ın emrettiği, bizlere rehber olsun diye gönderdiği Kur’an'ın muhkem ayetlerini, anlamamızın mümkün olmadığını, Kur’an'ı anlayabilmemiz için, beşeri başka kaynaklara mutlaka ihtiyacımızın olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bakın Kur'an'ın asla onaylamadığı tüm bu bilgiler, BİLİNÇ ALTIMIZA YILLAR ÖNCE YERLEŞMİŞ YANLIŞ BİLGİLERDİR. DÜŞÜNÜN LÜTFEN, İNSANLARIN YAZDIĞI BİR İLMİ KİTABA, BU SÖZLERİ SÖYLESEK, SANIRIM KİTABIN YAZARI ÇOK ÜZÜLÜRDÜ. Kur’an'ı kendi aklı ve çabasıyla anlamaya çalışanlara da, arkadaşımızın layık gördüğü sözlere üzülmemek elde değil. Bu kardeşimiz kafasındaki yanlış inançlardan kurtulup, Kur’an'ı anlayarak okumuş olsaydı, tüm gerçeklerle buluşabilirdi. Lütfen unutmayalım, Allah bizlerin okuduğunda anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada bu rehberden asla bizlere hesap sormaz. BU KADAR DAMI AKLIMIZI KULLANAMIYORUZ?<br />
 <br />
Bizler inandığımız rivayetlere, kelimelerin anlamları ile oynayıp Kur’an'dan kanıt aramak yerine, Allah'ın bizlere neler anlattığını, bizlerden ne istediğini, nasıl bir yolu izlememiz gerektiğini, BİR BÜTÜN OLARAK ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK, en doğru yolu izlemiş oluruz. Daha sonra işimiz daha kolay olacaktır. Kur’an ayetlerini doğru anlamak için, mutlaka Kur’an'ın diğer ayetlerinden yararlanmalı ve Kur’an'ın bir başka ayetine ters düşecek bir anlamı, manayı çıkarmamalıyız. Allah dinin anası, temeli olan muhkem ayetleri, yine Kur’an içinde verdiği nice örneklerle bizzat kendisinin Kur'an'da açıkladığını bizlere bildirir ve yalnız Kur’an'ın ipine bizlerin sarılması içinde öğüt verir.<br />
 <br />
Gelin Kur’an bütünlüğünde, arkadaşımızın yazdığı cevabı birlikte değerlendirelim ve üzerinde düşünelim. Önce günümüzde Kur’an'ı anlamanın kesin şartlarından sayılan, EDİLLE-İ ŞER’IYYE NEDİR onu anlamaya çalışalım. Geleneksel İslam anlayışına göre, Kur’an'ı doğru anlayabilmemiz için, bazı ek bilgilere, beşeri kitaplara ihtiyacımız olduğu anlatılır. Bu bilgiler yoksa, Kur’an'ı doğru anlamakta mümkün değildir denir. Bunun şartları olarak da şunlar sayılır. 1. KUR’AN 2. SÜNNET 3. İCMA 4. KIYÂS. Kur’an'ı anlamada en önemli kaynak, bizzat Kur'an'ın kendisi olduğu söylenir, bu doğrudur. Fakat Kur’an'ı ve ayetleri, tek başına anlamamızın mümkün olmadığı, doğru anlayabilmemiz içinde, Resulün sünneti yani rivayet hadislerine mutlaka ihtiyaç duyulduğu özellikle vurgulanır. İcma ise, Resulün vefatından sonra herhangi bir konuda bütün müctehidlerinin şer’i bir hüküm üzerinde ittifakıyla, alınan kararlar olduğu söylenir. Kıyas ise bir şeyi başka bir şeye benzetmek, karşılaştırmak suretiyle anlamaya çalışmaktır. <br />
 <br />
Şimdi gelelim bu dört başlığın, Kur’an'ı anlamamızdaki doğruluğuna. Allah Kur’an'da birçok kez bizleri uyararak, hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, yemin olsun ki bu Kur’an'ı kolaylaştırdım der. Hatta hala öğüt almayacak mısınız diye de dikkatimizi çekerek, ayetler üzerinde bizlerin düşünmesini emreder. Eğer aklı başında bir insan, ayetleri anlayamayacak olsa Allah bizlerin, neden ayetler üzerinde düşünmesini istesin? Düşünmeyenlere de ikaz edip, uyarıda bulunsun? Allah Kur’an'ı doğru anlamamız içinde yol gösterir ve Kur’an'da, her şeyden nice örnekleri sıraladık ki, anlayasınız diye de açıklama yapar. BİR BAŞKA DEYİŞLE KUR’AN'I, YİNE KUR’AN AYETLERİYLE ANLAMAMIZI ÖĞÜTLER BİZLERE. Çünkü Allah İslam dininde Ruhban sınıfı olmadığını, her aklı başında kulunun imtihanı gereği Kur'an ile bizzat aracısız buluşmasını ister.<br />
 <br />
Sünnete ve Resulün rivayet hadislerine gelince. Yine bu konuda açıklama yapan Kur’an, Allah'ın Resulünün yalnız Kur’an'a uyduğunu, ümmetine yalnız Kur’an'ı tebliğ edip ve yalnız Kur’an ile hükmetme görevi aldığını da, çok açık anlatır birçok ayetinde örnekler verir. Hatta bizim emretmediğimiz bir şeyi buda Allah katındandır demiş olsaydı, onun şah damarını keser canını alırdık diyerek, KUR'AN DIŞINDA HİÇ BİR AÇIK KAPI BIRAKMAZ. Yani Kur'an'ın bahsettiği tek bir sünnet vardır, oda Allah'ın sünneti, yani Allah'ın bizlere önerdiği yoludur. Tüm bu bilgileri, Kur’an bütünlüğünde düşündüğümüzde, Resulün Kur’an dışından ne bir hüküm verebileceğini, nede Kur’an'ın dışına asla çıkamayacağını anlıyoruz. Allah'ın Resulünün hadislerinin tamamı, günümüze RİVAYET yollarla gelmiştir. Böyle bir yolla gelen bilgiler, bizler için nasıl delil ve kanıt olur? Bu bilgilerle nasıl olurda ayetleri anlamaya çalışırız, bunu da mı akıl edemiyoruz. Allah, emin olmadığın bilgilerin ardına düşmeyin diye emretmiyor muydu? EĞER BİZLER KUR’AN'I RİVAYETLERE, YA DA YÜZLERCE YIL ÖNCE KUR’AN'I ANLAYANLARIN ANLADIKLARI GİBİ ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK, BÜYÜK HATA YAPARIZ.<br />
 <br />
Şunu asla unutmamalıyız. Dine hüküm koyan yalnız benim diyen, Allah'ın hükmünü asla unutmadan, Resulün adını kullanarak bugün bizlere iletilen rivayetleri, Kur’an süzgecinden geçirerek almalı ve yararlanmalıyız. Hiçbir doğru bilgi dışlanmamalıdır tek bir şartla, imtihan olduğumuz Kur’an'ın onayından geçmesi şartıyla. Eğer Kur'an bu sözleri onaylıyorsa, zaten bu bilgiler Kur'an ayetlerinden alınma demektir. Kimin söylediğinin hiç bir önemi yok. Önemli olan bilginin doğruluğu ve sorumlu olduğumuz Kur'an'a uygunluğudur. Diyelim ki bizler Kur’an ayetlerini okuduğumuzda anlamamız mümkün değil, o zaman neden Kur’an'ı bizlerin anlayacağı şekliyle Allah'ın Resulü yazdırmadı diye, bir soru gelmez mi akla? Yine düşünmeye devam ettiğimizde, madem bizler Kur’an'ın sorumlu olduğumuz muhkem ayetlerini okuyup düşündüğümüzde anlamamız mümkün değil, bu durumda Allah'ın Resulü Kur’an ile birlikte, ayetlerin açıklanmış halini neden sağlığında yazdırıp bizlere ulaştırmamış ve Allah'ta tıpkı Kur'an gibi onları da korumasına almamış? Bakın biraz aklımızı kullanınca, ne kadar ilginç sorular çıkıyor ortaya. Hâlbuki Allah hatırlayınız, yalnız Kur’an'ın ipine sarılmamızı, onun üzerinde düşünmemizi ve yalnız Kur’an'ı koruması altına aldığını, sizlere gönderdiğim elçimin, yalnız sizleri Kur’an ile uyaracağını söylemiyor muydu bizlere Kur’an'da? İmtihanda öyle olmaz mı zaten. Herkes kendisi imtihanı için düşünüp, aklını kullanıp çaba göstermesi gerekmez mi? Allah bizlerin anlayamayacağımız bir kitaptan, sizce sorumlu tutarda imtihan eder mi? Allah bakın elçisinin Kur’an dışına çıkamayacağını, topluma yalnız Kur’an ile hükmedeceğini, çok net nasıl açıklıyor hatırlayalım.<br />
 <br />
Nisa 105: KUŞKU YOK Kİ, BİZ BU KİTAP'I SANA, İNSANLAR ARASINDA ALLAH'IN SANA GÖSTERDİĞİ İLE HÜKMEDESİN DİYE HAK OLARAK İNDİRDİK. Sakın hainlere yardakçı olma.<br />
 <br />
Maide 67: Ey resul! RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.<br />
 <br />
Ahkaf 9: De ki: &quot;Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. BANA VAHYE DİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.<br />
 <br />
Yukarıdaki ayetlere ve buna benzer onlarca ayetlere gözlerini yumanlara, elbette söyleyecek sözümüz olamaz. Allah din ve iman adına veliniz yalnız benim, sakın velilerin ardına düşmeyin diye ikaz ettikten sonra, acaba bizlerin rehberi, dinin anası olan muhkem ayetleri, bizlere anlaşılması zor gönderir de, birilerinin ardı sıra bizlerin gitmesini sağlar, onlara muhtaç bırakır mı? NASIL OLUR DA ALLAH'A BÖYLE BİR ADALETİ LAYIK GÖRÜRÜZ, BUNU DAMI DÜŞÜNEMİYORUZ? Size küçük bir örnek vermek istiyorum, ama hatırlatmak isterim buda bir rivayet. Önemli olan kıssadan hisse doğru ders almaktır. Allah'ın Resulünün yaşadığı dönemde geçen, bir olayı sizlere nakletmek istiyorum. Resulün anlattığı bir konu, dilden dile nakledilerek, yine Resulün kulağına kadar gelmiş. Allah'ın Resulü ben böyle bir şey söylemedim, diyerek söylenen bu sözleri yalanlamış. Çünkü kendi söylediği sözler değiştirilmiş, ilaveler yapılmış ve asıl anlamından saptırılmış. Bakmış ki bu yol çok tehlikeli ve Allah yolundan saptırıcı, hemen kendisinden bundan böyle hadis/söz naklini yasaklamış ve bakın ne söylemiş.<br />
 <br />
&quot;Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. <br />
Tirmizi, Es Sunan, K. İlm 11 <br />
 <br />
Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “ALLAH’IN KİTABINDAN BAŞKA KİTAP MI İSTİYORSUNUZ? SİZDEN EVVELKİ MİLLETLER ALLAH’IN KİTABI YANINDA BAŞKA KİTAPLAR YAZDIKLARI İÇİN YOLDAN ÇIKTILAR.” <br />
El Hatib, Takyid 33 )<br />
 <br />
Tekrar etmek istiyorum, elbette bunlarda birer rivayettir ve Allah'ın Resulünün söylediği rivayet edilir, ama önemli olan Kur’an'ın onayını almış olmasıdır. Hz. Muhammed'in ilk önce hadis yazımını yasakladığı, fakat daha sonra izin verdiği anlatılır. Hâlbuki dört halife devrine baktığımızda, dört halife döneminde de, Resulün hadis naklinin, yasağının ciddiyetle takip edildiğini görürüz. Sizler dört halifenin ismi kullanılarak, herhangi bir hadis kitabı gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü yok. Bakın sizlere birkaç örnek.<br />
 <br />
Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın”<br />
[Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]<br />
 <br />
Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar. <br />
[İbn Sad/Tabakat 5/140]<br />
 <br />
Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden ötürü Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına göndermekle tehdit etmiştir. <br />
[Tahzırul Havas 10b. ]<br />
 <br />
Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre o yanında yazılı sahifeler bulunan kimseleri, bunlara müracaat etmekten sakındırmış ve “Sizden önceki insanlar, Rab’lerinin Kitabını terk ederek âlimlerinin sözlerine uydukları için helak olmuşlardır” demiştir. <br />
[İbn Abdilberr, 108]<br />
 <br />
Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kuran’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı” cevabını verdi. <br />
[Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tırmızı K. Fiten 43]<br />
 <br />
Elbette yukarıda yazdıklarımda, daha önce söylediğim gibi rivayettir, önemli olan Kur’an'ın süzgecinden geçiyor olmalarıdır. Bizim için kriter, ölçü Kur’an'dır. Onun onayladığı her bilgi, bizlerin başının tacıdır. UNUTMAYALIM LÜTFEN ALLAH, BİZLERİN YALNIZ KUR'AN'A SARILMAMIZI EMRETMİŞTİR. ONUN İÇİNDE KUR'AN'DAN HESABA ÇEKECEĞİNE HÜKMETMİŞTİR. <br />
 <br />
Lütfen dikkatle düşünelim, madem Kur’an ayetlerini Allah'ın Resulünün hadisleri olmasaydı anlayamazdık, acaba Allah'ın Resulü neden sağlığında hadislerini toplatıp yazdırmadı? Yada bu görevi en yakınları, dört halife neden yapmadı? Demek ki Kur'an'ı bu rivayetlerle değil, Allah'ın söylediği gibi Kur'an'ın bizzat kendisinden öğrenip anlamaya çalışmalıyız. Hatırlayınız hadis toplama ve kayda geçirme çalışmaları Resulün devrini bırakın, dört halife devrinde de yapılmamıştır. Ancak dört halife devrinden sonra, İslam'ın mezheplere bölünmesi ile toplanmaya, yazılmaya başlanmıştır. Bu durumda ki düşüncelerinizi lütfen irdeleyiniz. Dikkatle düşündüğünüzde gerçekleri anlayacaksınız. Elbette herkes kendi imtihanını yaşıyorsa, istediğine inanmakta da özgürdür.<br />
 <br />
Resulün vefatı ve dört halifenin sona ermesinden sonra, hadis toplama yarışına girenler, yaklaşık beş yüz civarında hadis toplandığından bahsedilir. Peki, günümüzde bu sayının yaklaşık ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Ne yazık ki günümüzde milyonları geçmiştir. Resulün vefatından sonra, hadis toplama yarışlarını lütfen araştırınız. Bu yolun nasıl tehlikelerle dolu olduğunu, YAHUDİ İNANCININ BU YOLLA İÇİMİZE NASIL GİRDİĞİNİ, o zaman daha iyi anlayacaksınız. BU YOLLA MI KUR’AN'I ANLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ?  Allah ve elçisi, bizlerin Kur’an'ı bu yol ve yöntemle mi anlamasını istiyor? Aklını zerre kullanan, tüm gerçekleri görecektir. Buradan da anlaşılıyor ki, dine nifak sokmaya çalışanlar çok çalışmışlar. Resulün adını kullanarak, dine nifak sokanların bu acı gerçeğini düşündüğümüzde, Kur’an'ı anlamak adına izlediğimiz yolun tehlikelerini artık fark edelim ki, din düşmanlarının oyunları bozulsun ve BİLİNÇ ALTIMIZA YERLEŞMİŞ BATIL HURAFE İNANÇALRIMIZI, BÖYLECE KUR'AN İLE TEMİZLEYEBİLELİM.<br />
 <br />
Kur’an'ı anlama yöntemlerinden olan, İcma ve kıyasa gelince. Bizler geçmişte yaşamış âlimlerin anladığı şekliyle, bugün Kur’an'ı anlamaya çalışırsak, büyük yanlış yaparız. Kur’an her çağa uyan ve ilmin, bilimin ışığında çok daha doğru anlaşılan bir nurdur. Onun içindir ki Allah, müteşabih ayetlerden bahsederken, âlimlerin bu ayetler hakkında yeni buluşlarıyla, iman edenlerin imanlarının artacağından bahseder. Bugün geçmiş âlimlerin bilgileri, müctehidlerinin günümüze ulaşan nakillerini, bizlere doğru ulaştığını asla bilemeyiz. Bunun garantisini verebilecek, hiç kimse de yoktur. Hatırlayınız Resulün sağlığında bile, kendi sözünün bir kaç gün içinde, dönüp dolaşıp yine kendisine büyük yanlışlarla geri dönmesi örneği, dikkatle düşünülmelidir. <br />
 <br />
Din ve iman şaka götürmez. Allah korusun dönüşü olmayan yola girdiğimizde, pişman olmak istemeyen, Allah'ın koruması altındaki Kur’an'ı ALLAH'A GÜVENEREK anlamaya çalışmalıyız. İMTİHANIMIZDA YALNIZ KUR’AN'DAN DIR. Bunu söyleyen bizleri yaratan Allah'tır. Kıyas yöntemi aslında, her zaman ve her konuda kullanılan bir yöntemdir. Açıklanan ve hüküm verilen bir konuda, benzeri konularla bağdaştırmaktır ki, bu her zaman uygulanmıştır. ÖNEMLİ OLAN KIYAS ETTİĞİMİZ HÜKÜM, KUR’AN'IN APAÇIK HÜKMÜ OLSUN. İşte dostlar bizler imanımızı, inancımızı böyle yaşıyoruz ve kendimiz gibi düşünmeyenleri de, şarlatanlıkla, daha da ileri gidip Siyonistlikle suçluyoruz. İçimize giren Yahudi fitnesi, ne yazık ki yüzlerce yıldır bizden birisi gibi içimizde yaşadığı yetmemiş, İslam toplumu içerisinde saygın yerlere de gelmiş. Artık bunun farkında olalım. ÖYLE YANLIŞLARA İNANDIRILMIŞIZ Kİ, DOĞRULAR YANLIŞ, YANLIŞLAR DOĞRU GÖRÜNÜR OLMUŞ. Allah yardımcımız olsun. Aklımızı devre dışı bırakarak, eğer rivayet ve sanı ile hala Kur’an'ı anlamaya çalışırsak, sanırım Rabbin cezalarından da, kurtulmamız mümkün olmayacaktır. <br />
 <br />
Aklını kullanmayanı Allah, pislik içinde bırakırım diyorsa, gelin artık aklımızı devreye sokalım ve düşünerek Kur’an'ı anlamaya çalışalım ve ona göre iman edelim. Aklımızı kullanalım ki, pislikten, rezillikten üzüntü ve kederden kurtulalım, huzura kavuşalım. Dilerim Allah'tan, aklını kullanarak Kur’an'ı anlama çabasıyla İslam'ı yaşayan, Rabbin halis kullarından oluruz.<br />
 <br />
Saygılarımla <br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56403-kuran-i-anlayabilmek-adina-yaptigimiz-buyuk-yanlislarimiz-kuran-sunnet-icma-kiy.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilinçaltımıza Yerleşen İnancımızın, Yaşadığımız İslam'a Etkisi.]]></title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56402-bilincaltimiza-yerlesen-inancimizin-yasadigimiz-islama-etkisi.html</link>
			<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 06:49:04 GMT</pubDate>
			<description>Bilinç ve bilinçaltı konusunu uzmanlar anlatırken, insanların toplam davranışları içinde BİLİNCİN ORANI YAKLAŞIK YÜZDE 5 KEN, BİLİNÇALTININ YÜZDE 95....</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Bilinç ve bilinçaltı konusunu uzmanlar anlatırken, insanların toplam davranışları içinde BİLİNCİN ORANI YAKLAŞIK YÜZDE 5 KEN, BİLİNÇALTININ YÜZDE 95. OLDUĞU ÖRNEĞİ, BENZETME AMAÇLI VERİLİR. Çok ilginç ve düşündürücü değil mi? Bu durumda bizleri çok daha fazla etkileyen, bilinçaltının ne olduğunu doğru anlamamız gerekir. Düşünmeden yaptığımız her şeyin, bilinçaltı tarafından yönlendirildiğini söylüyor bilim adamları. BUNLARDA KÜÇÜKLÜĞÜMÜZDEN BERİ ÖĞRENDİĞİMİZ VE DOĞRU KABUL ETTİĞİMİZ HER ŞEY DİYEBİLİRİZ. Bir eylemi iyi ya da kötü öğrendikten ve bilinçaltımıza kaydettikten sonra, bilinçaltı bu bilgilerle bizlere hükmeder diyebiliriz. Böyle durumlarda çok nadir bilinç devreye girer. TABİ BİLİNCİN DEVREYE GİRMESİNİ, ÖZELLİKLE BİZLERİN İSTEMESİ GEREKİR. Peki BİLİNÇ NE DEMEK burası çok önemli. Bakın bilim adamları bilinci şöyle tarif ediyor. “İNSANIN ÇEVRESİNİ VE KENDİSİNİ TANIMA YETENEĞİ, ŞUUR. TEMEL BİLGİ TEMEL GÖRÜŞ. ALGI VE BİLGİLERİN ZİHİNDE DURU VE AYDINLIK OLARAK İZLENME SÜRECİ.”<br />
<br />
Demek ki bilinç de akıl, düşünme devrede. YANİ BİLİNÇLİ İNSAN, BİLGE İNSANDIR DİYEBİLİRİZ. Bir bilge kişi şöyle diyor bilinç için. “BİLİNÇ, GERÇEKTEN VAROLDUĞUMUZUN, TEK GERÇEK KANITIDIR.” “BİLİNÇ, DÜŞÜNCENİN FAALİYETTE BULUNDUĞU VE İLİŞKİLERİN VAR OLDUĞU ALANDIR.” Bilinçaltında ise daha önce kaydedilen alışkanlıklar, bilgiler ve inançlar düşünmeden doğruyu araştırmadan devreye girer. Tabi bilinçaltına yerleştirdiğimiz bilgi, bu durumda çok önem taşıyor.  Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Düşünmeden yaptıklarımızda bilinçaltı devrededir, düşünerek yaptıklarımızda ise aklımız, şuurumuz devrededir diyebiliriz. Bilim yani akıldan bir komut gelmiyorsa, bilinçaltı tüm davranışlarımızı yönetir, yönlendirir de diyebiliriz. Bu bilgilerden sonra şunu söyleyebiliriz. ÇOCUKLARIMIZI KÜÇÜK YAŞTA YETİŞTİRİRKEN, ONA DOĞRU BİLGİ YA DA DOĞRU İNANÇ, DİN ÖĞRETMEDİYSEK, ÇOCUĞUMUZUN DOĞRULARLA, HAK OLAN GERÇEK DİN İLE İLERİDE BULUŞMAS ÇOK ZOR OLABİLİR. <br />
<br />
Bilinçaltımıza yerleşen inançlar ve çocukluktan itibaren kodlanan kalıplar, yaşadığımız İslam'ı, Allah tasavvurumuzu ve ibadet pratiklerimizi doğrudan şekillendirir. Çoğu zaman dini hassasiyet zannettiğimiz birçok davranış, aslında bilinçaltımızın dini kavramlar üzerinden kendini dışa vurma şeklidir. Çocukken sürekli &quot;Allah seni yakar&quot;, &quot;Taş olursun&quot; gibi söylemlerle büyütülen birinin bilinçaltına Allah, sürekli hata arayan ve cezalandıran bir otorite olarak kodlanır. Bu kişi dini hayatını sevgiyle değil, sürekli bir suçluluk psikolojisi ve panik halinde yaşar. Allah'ın Rahman ve Rahim isimlerini, sevgisini ve bağışlayıcılığını merkeze alan bir bilinçaltı kodlaması ise kulda güven, huzur ve samimi bir bağlılık oluşturur. Bilinçaltında &quot;yetersizlik&quot;, &quot;değersizlik&quot; veya &quot;hiçbir şeyi doğru yapamama&quot; korkusu olan bireyler, ibadetlerde aşırı şekilciliğe ve vesveseye düşer. Abdest alırken &quot;Oldu mu, olmadı mı?&quot;, namaz kılarken &quot;Kaçıncı rekattı?&quot; şüpheleri, aslında kişinin kendi derinliklerindeki onaylanma ve hata yapma korkusunun dine yansımasıdır. BÖYLE DURUMLARDA BEN KUR'AN'I ANLAYAMAM, HATA YAPARIM KORKUSU İLERİ DERECEDE İNSANI ETKİLER VE BİRİLERİNE BAĞLANMA YANİ GÜDÜLENME DUYGUSU AĞIR BASAR. <br />
<br />
Bilinçaltı özgüven ve adalet duygusuyla beslenen kişi ise İslam'ın asıl emri olan &quot;önce deveni bağla, sonra tevekkül et&quot; prensibini hayatına doğru uygular. ALLAH'IN SORUMLU TUTACAĞINA HÜKMETTİĞİ KUR'AN'I, ÖZGÜVENİN VERDİĞİ GÜCÜYLE ANLAMA ÇABASI İÇİNE GİRER. Bilinçaltı, bireyin büyüdüğü kültürün ve ailenin dini yorumlarını &quot;mutlak din&quot; gibi algılar. BU DURUM, KİŞİNİN FARKLI FIKHİ YORUMLARA, MEZHEPLERE VEYA DİNİ YAŞAYIŞ TARZLARINA KARŞI KATI, HOŞGÖRÜSÜZ VE DIŞLAYICI BİR TUTUM SERGİLEMESİNE YOL AÇABİLİR. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. İslam dini temiz, berrak ve fıtrata uygun bir su gibidir. Bilinçaltımız ise bu suyun içine aktığı kaptır. Kabın şekli ve temizliği, suyun dışarıdan nasıl görüneceğini ve bize nasıl fayda sağlayacağını belirler. DİNİMİZİN BİZE VADETTİĞİ &quot;HUZURA&quot; ULAŞMAK İÇİN, ÖNCE BİLİNÇALTIMIZDAKİ HATALI KODLARI AYIKLAYIP İMANIMIZI SEVGİ VE ŞUUR ZEMİNİNE OTURTMAMIZ GEREKİR.<br />
<br />
Yine bilim adamlarının ortaya koyduğu bilimsel verilere göre, BİLİNÇALTI ÇOK HIZLI VE SİNİR SİSTEMİYLE ÇALIŞIYORMUŞ. Genelde bütün duygularımız, alışkanlıklarımız ve yaşadığımız her türlü duygusal deneyimler, öğrendiklerimiz bilinçaltı tarafından kaydediliyor. Sizlere bilinçaltımızın özelliği konusunda, çok dikkat çekici bir bilgi vermek istiyorum. BİLİNÇALTININ ÇOK ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ, OLUMSUZ KOMUTLARI YANİ DAHA ÖNCE KAYDA ALDIĞI BİLGİLERİN TERSİNE SÖYLENENLERİ, KABUL ETMEDİĞİNİ, HATTA TAM TERSİNİ ANLADIĞINI BİLİMSEL ÇALIŞMALAR ORTAYA KOYMUŞ. ÖRNEĞİN BİLİNÇALTIMIZ SİGARA İÇMENİN HİÇBİR SAKINCASI OLMADIĞINI, HATTA KEYİF VERİP MUTLULUK VERDİĞİNİ BİLİNÇALTIMIZA KAYDETTİYSE, BİLİNÇALTIMIZ SİGARA İÇME ÖLÜRSÜN KOMUTUNU KABUL ETMEYİP, TAM TERSİNİ YAPTIĞI ORTAYA ÇIKMIŞ. Eğer bilinçaltımızı akılla, şuurlu bir şekilde güçlendirmiyorsak, onun kontrolünden geçirmiyorsak, geçmişte öğrendiklerimizin etkisinden kurtulmamızda mümkün olamayacağı anlaşılıyor. Bilinçaltının bir başka özelliğine gelince. “BİLİNÇALTI, SIRADAN SÖZCÜK VE İFADELERİ DEĞİL, SİZİN GERÇEKTEN DOĞRU OLDUĞUNA İNANDIKLARINIZI KABUL EDER.” Bilinçaltı konusunda, bilim adamları bakın nasıl bir tespit yapıyorlar.<br />
<br />
“DUYGULARA SAHİP OLAN VE KONTROL EDEN, ZİHNE HÂKİM OLUR. BU GÜÇ İNSANLARIN ÇOK BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNDA BİLİNÇALTINDADIR. BİLİNÇALTI DUYGULARIN EVİDİR. DUYGULAR ARZULARI YARATIR. BUNLAR GÜÇLÜ ARZULARDIR VE DAVRANIŞLARIMIZI YÖNETİR. YANİ BİLİNÇALTI İDARE GÜCÜNÜ ELİNDE TUTAR. DUYGULARINI KONTROL EDEMEYEN İNSAN, BİLİNÇALTININ KONTROLÜ ALTINDA KALIR. BİLİNÇALTI DUYGULARI ÜRETİR VE SAKLAR.”<br />
<br />
“ÇATIŞAN ARZULARIMIZ OLDUĞUNDA, BİLİNÇALTI KAZANIR. YERLEŞİK DİNİ VE AHLAKİ İNANÇLAR, GÜÇLÜ BİLİNÇLİ KARAR VE İSTEKLERİ ENGELLER. BİLİNÇALTI İSTENMEYEN DAVRANIŞLARI SÜRDÜRÜR. GENELLİKLE EN ÇOK ARZU ETTİĞİMİZ ŞEYİ YAPARIZ. DAVRANIŞLARIMIZI BELİRLEYEN BAŞKA BİR ARZUYU YENEN, BASKIN DÜRTÜDÜR. BİLİNÇALTININ DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRT ETME GÜCÜ YOKTUR. SÖYLENEN HER ŞEYİ DOĞRU KABUL EDER.”<br />
<br />
Tüm bu bilgilerden sonra sizleri, günümüzde yaşanan İslam'ın ne kadar bilinçaltı düşünce ve inançlarımızla yaşadığımız konusunda, düşünmeye davet etmek istiyorum. HATIRLAYINIZ ALLAH, ÖZELLİKLE KALPLERİ OLUP TA ONUNLA DÜŞÜNMEYENLERDEN BAHSEDER. Buna benzer birçok ayette de aslında Allah, bilinçaltımıza seslenerek, nefsimizin duygularımızın etkisinde kalmadan, şuurlu kararlar vermemizi ve bilinçaltına kaydettiğimiz bilgileri gözden geçirerek, duygularımızın esiri olmamamız uyarısını yapar. Kalp belki düşünme organı değildir ama kalp duygumuzun merkezi olarak düşünmemizi, beynimizi etkileyen çok önemli bir merkezdir. KUR’AN’I DİKKATLE OKUYUP, AYETLER ÜZERİNDE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE, İNANILMAZ KUR’AN GERÇEKLERİYLE, İŞTE BÖYLE BULUŞABİLİYORUZ. Allah boşuna düşün, aklını kullan ey kulum demiyor. Hatta düşünmeyenleri, pislik içinde bırakacağı uyarısını da yapıyor.<br />
<br />
Allah'ın apaçık ayetlerini gördüğümüz ve tebliğ aldığımız halde,  bu bilgilerin etkisinde kalmamız gerekirken atalarımızdan, dedelerimizden, babalarımızdan duyduklarımızla İslam'ı yaşamamız, bizlerin bilinçaltına yerleşmiş. ALLAH'IN AKLINI KULLAN, DÜŞÜN ŞUURLU OL EMRİNİ DE GÖZ ARDI ETTİĞİMİZDEN, NE YAZIK Kİ BİLİNÇALTIMIZA YERLEŞTİRDİĞİMİZ VE DOĞRU KABUL ETTİĞİMİZ YANLIŞ BİLGİLERDEN KURTULAMIYOR VE O YANLIŞ İNANÇLARIMIZIN YERİNE, DOĞRULARINI KOYAMIYORUZ.<br />
<br />
Toplumları kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek isteyenler, insanlara bilinçaltı operasyonları yaparak, onları adeta robotlaştırılabileceği anlaşılmış. Hatırlarsınız bir insana kırk kere deli deseniz, kendisinden yavaş yavaş şüphelenmeye başlar. BİREYİN YA DA TOPLUMUN BİLİNÇALTINA GELENEK, GÖRENEK, İNANÇ VE ALIŞKANLIKLARINI SÜREKLİ TEKRAR EDİLEN MESAJLAR İLE DEĞİŞTİRMENİN mümkün olacağını bilenler, ne yazık ki toplumun inancını da, istedikleri gibi yönetmeyi başarmışlardır. TOPLUMLARA TELEVİZYON VE MEDYA ARACILIĞI İLE ADETA BİLİNÇALTI OPERASYONLARI YAPILARAK, HALK İSTEDİKLERİ GİBİ YÖNLENDİRİLİYOR AMA TOPLUM BUNUN FARKINDA BİLE DEĞİL.<br />
<br />
Bizler eğer bilinçaltımıza depo edip, doğru diye yerleştirdiğimi yanlış bilgi ve inançları temizleme gayretinde bulunmazsak, BİLİNÇALTIMIZIN DA ETKİSİNDEN ASLA KURTULAMAYIZ. BU DURUMDA BİLİNCİMİZ BİZLERE HÜKMETMESİ GEREKİRKEN, BİLİNÇALTIMIZ BİZLERE HÜKMEDER. Kendisine güvenen, bilinçli araştıran ve aklını kullanan bir insan, bilinçaltına hükmederek BİLİNÇALTINDA TEMİZLİK YAPAR yani, buraya yerleşen yanlış bilgi ve inançlardan kurtulabilir ve bilinçaltına doğru bilgileri kaydederek, hem ruhsal hem de fiziksel rahatlama sağlayabilir.<br />
<br />
Günümüzde yaşanan İslam'ın özünde, toplumun genelini etkileyen, ne yazık ki bilinçaltına yerleşen yanlış bilgilerin etkisi çok büyük. DİLERİM TOPLUM OLARAK BU BİLİNCİN FARKINA VARARAK, BİLİNÇALTIMIZA YERLEŞEN YANLIŞ BİLGİ VE İNANÇLARDAN BİR GÜN KURTULUR VE İSLAM’IN ÖZÜNÜ, DOĞRU BİLGİLERİ BİLİNÇALTIMIZA YERLEŞTİRİRİZ. ALLAH'IN HAK OLAN GERÇEKLERİ İLE BULUŞMAMIZIN, BAŞKA ÇARESİ YOK.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56402-bilincaltimiza-yerlesen-inancimizin-yasadigimiz-islama-etkisi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hadid Suresi 22. Ayeti Lütfen Doğru Anlayalım, Yoksa Kur’an İle Çelişiriz.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56401-hadid-suresi-22-ayeti-lutfen-dogru-anlayalim-yoksa-kur-ile-celisiriz.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 06:54:14 GMT</pubDate>
			<description>Bir arkadaşım Hadid suresi 22. ayeti örnek vererek, İnsan hayatının tüm evreleri ve yaşanılan her şey, daha önceden yazılmış ve bizlere biçilen rolü...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Arial">Bir arkadaşım Hadid suresi 22. ayeti örnek vererek, İnsan hayatının tüm evreleri ve yaşanılan her şey, daha önceden yazılmış ve bizlere biçilen rolü bizler oynuyoruz şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bende bu düşüncenin, inancın bahsettiği ayetle hiç bir ilgisinin olmadığını ve bu inancın Kur'an öğretisine ters düştüğünü anlatmak maksadıyla, kendisine aşağıdaki yazı ile cevap verdim. Bizlere öğretilenleri, Kur’an ayetlerinden kelimeleri cımbızlayıp, işte bakın aslında ayet bundan bahsediyor şeklinde, delillendirmeye çalışırsak, her zaman o acımasız ve insafsız nefsimizi tatmin için bir şeyler buluruz. Ama gayemiz Allah'ın ne söylediğini anlamak olunca, hiçbir etki altında kalmadan Kur'an'a bakarsak, gerçekleri apaçık ve detaylı görürüz. Acaba arkadaşımızın söylediği gibi bir insanın tüm yaşamı, yapacağı her iyilik ya da kötülük, daha doğmadan yazılmış, bizler yazılanımı yaşıyoruz? Gelin bu düşünceyi Kur'an'a soralım, bakalım ne cevap verecek. Arkadaşımız bakın bu ayetten bir alıntı yapmış, hangi mealde yazıyor bilmiyorum ama önce onu yazalım. </font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="mediumblue"><b>&quot;..ZERRE VE ONDAN KÜÇÜĞÜ YOKTUR Kİ, BİR KİTABTA OLMUŞ VE OLACAKLARI YAZMASIN...&quot; </b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Bu sözlere bakan bir insan, gerçekten arkadaşımızın söyledikleri gibi anlar. Birçok meale baktım bu sözleri içeren bir meale/tercümeye rastlamadım. Buda gösteriyor ki, Kur'an'ı kendi düşüncelerimize uydurmuş gidiyoruz. Şimdide Kur’an'a bakalım, arkadaşımızın bahsettiği ayet, acaba gerçekte ne diyor? İki farklı mealden/tercümeden yazalım ki doğru anlayabilelim.</font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Hadid 22:</b></font><font color="mediumblue"><b>YERDE VE BİZZAT İNSANLARIN KENDİLERİNDE MEYDANA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET YOKTUR Kİ BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE BİR KİTAPTA (KANUNDA KAYITLI) OLMASIN!  ŞÜPHESİZ Kİ BU, ALLAH’A ÇOK KOLAYDIR. (Mehmet Okuyan)</b></font><br />
 <br />
<br />
<font color="red"><b>Hadid 22:</b></font><font color="mediumblue"><b>YERYÜZÜNDE VUKU BULAN VE SİZİN BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET YOKTUR Kİ, BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE, BİR KİTAPTA YAZILMIŞ OLMASIN. ŞÜPHESİZ BU, ALLAH'A GÖRE KOLAYDIR. (Diyanet vakfı meali)</b></font><br />
 <br />
</font><br />
<font face="Arial">Şimdide birlikte ayeti anlamaya çalışalım, acaba gerçekten bir insanın doğuşundan ölümüne kadar, her ne yapacaksa bir kitapta yazdığını mı anlatıyor, onu anlamaya çalışalım. Çok kısaca benim anladığımı söylemek isterim.<font color="darkgreen"><b>Kur'an’da &quot;kitap&quot; kelimesi ve türevleri iki kapak arasındaki yazılı metin anlamının yanı sıra <b>&quot;kanun&quot;, &quot;farz&quot;, &quot;hüküm&quot; veya &quot;yazılı emir&quot;</b> anlamlarında da sıkça kullanılmaktadır. Bu bilgiden yararlanılarak, Hadid suresi 22. Ayeti şöyle anlarsak, Kur’an bütünlüğünde daha doğru anlamış oluruz. “YERYÜZÜNDE KAYNAKLANAN HİÇBİR MUSİBET YOKTUR Kİ, BİZ ONU OLUŞTURMADAN ÖNCE BİR YASAYA, HÜKME TABİ OLMASIN.”</b></font>Allah kendi benliklerimiz, nefsimiz yüzünden meydana gelecek, her türlü <font color="mediumblue"><b>MUSİBET,</b></font> yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir YASA, KANUN belirlenmiş olmasın diyor. Allah Kur'an'da bu konuda bir çok örnek veriyor ve her kulumun kendi kaderini, kendisinin çabalarına bıraktık yani herkes yaptıklarından sorumlu tutulacaktır der. <b><font color="mediumblue">BU AYETTEDE ÇOK AÇIK VE NET ŞU BİLGİYİ VERİYOR ALLAH. SİZİN YAPTIĞINIZ HATALARINIZ VE YANLIŞLARINIZIN KARŞILIĞI, SİZİN BAŞINIZA GELMEDEN ÖNCE, BİZ ONU KANUNLARIMIZDA BELİRLEMİŞ, O MÜSUBETİN KARŞILIĞINI TESPİT EDİP KAYDA GEÇİRMİŞİZDİR DİYE, APAÇIK BİLDİRİYOR.</font></b> Demek ki başımıza gelenler, Allah'ın kanunlarında önceden tespit edilmiş ve <font color="darkgreen"><b>KULUM BU ŞUCU İŞLERCE ONA BU CEZAYI, BU MUSUBETİ VERECEĞİZ DİYOR. Allah bizlerin geleceğini nasıl biliyor derseniz, onunda Kur'an'da açıklaması var. Allah katında bir gün, bizim katımızda bin yıl gibidir diyor. Buna göre Allah bizim bütün ömrümüzü, çok kısa dakikalar içinde bizzat görüyor ve bu konuda ne varsa bizleri daha önceden uyarıyor ve kayda alıyor. Şöyle diyebiliriz. </b></font><b>Dünyada genel olarak meydana gelen büyük afetler (kıtlık, deprem) veya bireysel olarak başımıza gelen sıkıntılar (hastalık, maddi kayıplar) rastlantısal değildir. Hepsini Allah'ın ezelî ilmiyle görüyor ve kayda alınıyor. Hatırlayınız Allah bizlerin kendisine dua etmemizi ister ve dualarımıza karşılık vereceğini bildirir. Demek ki herşey yazılmış bizler bunu yaşıyor değiliz, her an herşey değişebiliyormuş ama tüm bunlardan Allah'ın haberi oluyor. Bu durum, Allah'ın sonsuz gücünü ve her şeyi kuşatan ilmini gösterir. Bu ayetin devamına baktığımızda aslında konu daha iyi anlaşılıyor.</b></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="mediumblue"><b>&quot;KAYBETTİKLERİNİZE ÜZÜLMEYESİNİZ VE O’NUN SİZE VERDİKLERİYLE ŞIMARMAYASINIZ DİYE (BÖYLE YAPMIŞTIR). ALLAH KENDİNİ BEĞENEN, BÖBÜRLENEN HİÇ KİMSEYİ SEVMEZ.&quot; (Hadid 23)</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><b>Ayetin amacına gelince. Başınıza gelen olumsuz bir durumun zaten kaçınılmaz, yaptıklarımızın karşılığı yada imtihanı gereği olduğunu, ilahi bir plandan geçtiğini bilmek insanı aşırı isyandan, derin bunalımlardan korur ve sabra yöneltir. Ayrıca bize</b> verilenlerle şımarmamızı engellemek amacıyla, yapılan uyarı olduğu bildiriliyor.<b> Sahip olduğunuz başarı ve zenginliklerin de yalnız kendi mutlak gücünüzle değil, Allah'ın takdiriyle onayıyla olduğunu fark edip kibirlenmemizi engeller. </b><font color="green"><b>Allah bir ayetinde, sizlerin yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı bilirim der. </b></font>Demek ki Allah bizlere kolaylık sağlamak adına, yapacağımız yanlışlardan vaz geçebilmemiz, bizleri kendimize getirmemiz için, daha bizler o yanlışı yapmadan önlemler alıyor, <font color="darkgreen"><b>KANUNLARINDA TESPİT EDİYOR VE HATTA RESULLERİ ARACILIĞIYLA KANUNLARINI BİZLERE BİLDİRİYOR Kİ, O HATALARI YAPMAYALIM. BAŞLARINA MÜSÜBET GELDİĞİNDE DE, KENDİ HATALRIMIZIN SONUNDA BUNLAR GELDİ BAŞIMIZA DİYE BİLELİM. Bildiğiniz gibi musubet kelimesinin anlamı, kötülük, felaket, sıkıntı anlamlarına geliyor.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Demek ki Allah öyle bir düzen kurmuş ki, <font color="mediumblue"><b>HERŞEY KAYIT ALTINA ALINMIŞ, KANUNLARLA TESPİT EDİLMİŞ, KAYIT ALTINDA</b></font>. Herhangi bir devleti düşünün. Kanun önceden yapılır ve topluma bildiirlir. Denir ki bu suçu işlersen, senin cezan budur. Sanırım ayette neyin anlatılmak istendiği şimdi daha açık anlaşılmıştır. Buradan şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Din Allah'ın dinidir, kanun koyucuda yalnız Allah'tır. Allah'ın bu uyarısı genel bir uyarı, ister kişisel olarak alın, ister toplum olarak. Örneğin bir insanın yaptığı kötülüklerin sonunda alacağı musibet , kötü bir davranışın cezası bizim katımızda kayıt altındadır, onu uygularız diyor. Zaten biz kitapta hiç bir eksik bırakmadık derken, bu hükmü hem Kur'an, hemde kendi katındaki kitap olarak almamız yanlış olmaz. <font color="mediumblue"><b>DAHA AÇIKÇASI NE YAPARSANIZ ONUN KARŞILIĞINI BULURSUNUZ, YAPACAĞINIZ HER KÖTÜLÜĞÜN KARŞILIĞINIDA, ALACAĞINIZI KAYDA ALDIK DİYOR.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Şöyle düşünelim. Diyelim ki arkadaşımız haklı, yani Allah bir insanı yaratmadan, onun adına tüm senaryoyu yazmış ve insan asla sapmadan onu oynuyor. Yani bizler Allah'ın yazdığı senaryo yu, hiç değiştirmeden oynuyoruz. Gelin bu düşünceyi, inancı Kur'an ile sorgulayalım, eğer Kur’an onaylıyorsa buna inanalım. Amacımız Allah'ın doğru yolunu bulmak, ne söylediğini öğrenmek değil mi zaten? Eğer Allah bizlerin yapacağı tüm olayları yazmış da, bizler oynuyorsak herhangi bir katilin, hırsızın, inkârcının, oynadığı oyunu da Allah yazmış demektir. Bu durumda nasıl olurda Rabbimiz bu katilden, hırsızdan, inkârcıdan hesap sorar? Rolü veren Allah, oyunu oynayan kulu ise, burada bir yanlışlık yok ki hesap sorsun. Kulu yazılanı harfiyle uyguluyor demektir. <font color="mediumblue"><b>BU DURUMA GÖRE NEDEN ALLAH KUR’AN'DA, SİZLERİ BU KİTAPTAN HESABA ÇEKECEĞİM SORUMLUSUNUZ DESİN?</b></font>  Madem her şey yazılmış bizler oynuyoruz, neden zaman zaman toplum çığrından çıktığında, Allah kitaplar ve elçiler gönderip bizleri doğruya iletmeye çalışsın?</font><br />
<br />
<font face="Arial">Neden gönderdiği kitaplarda yapmamızı istediklerini, sakınmamız gerekenleri sayıp, bizlerin uymasını istesin? Bakın Kur’an'a ve indirilen onca ayetlere uyuyor mu bu düşünce? Rabbimiz cenneti özendirmek, cehennemden sakınmamız için neden boşuna uğraşsında kitaplar, elçiler göndersin, bizlere öğütlerde bulunsun? Sizce her şeyin belirlendiğini söylemek <font color="mediumblue"><b>ALLAH'IN ADALETİNE VE KUR’AN'IN KOYMAK İSTEDİĞİ DÜZENE UYUYOR MU?</b></font> Bakın sizlere bazı ayet örnekleri vermek istiyorum, sanırım bu Konuya daha açıklık getirecektir.</font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Tegabün 11:</b></font><font color="mediumblue"><b>ALLAH'IN İZNİ OLMADIKÇA HİÇBİR MUSİBET GELİP ÇATMAZ. KİM ALLAH'A İNANIRSA, ALLAH O'NUN KALBİNİ DOĞRUYA VE GÜZELE KILAVUZLAR. VE ALLAH HER ŞEYİ EN İYİ BİÇİMDE BİLMEKTEDİR.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Bu ayeti lütfen iyice düşünelim. Allah'ın izni olmadığı sürece musibetin gelip çatmayacağını söylüyor ve kim Allah'a inanırsa, onun doğru yolunda giderse onun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar diyor. <font color="green"><b>DEMEK Kİ BURADA İNANMAK VE İMAN ETMEK ADINA BİR ÖZGÜR İRADE VAR Kİ, RABBİMİZ BÖYLE SÖYLÜYOR</b></font>. Allah'ın istediği yolda gitmeyenleride musibetlerle, cezalarla yola getirmeye çalışıyor. Kur’an'a bakmaya devam edelim.</font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Yunus 44: </b></font><font color="mediumblue"><b>ŞÜPHESİZ ALLAH, İNSANLARA HİÇ BİR ŞEYLE ZULMETMEZ. ANCAK İNSANLAR, KENDİ NEFİSLERİNE ZULMEDİYORLAR.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Kasas 47:</b></font><font color="mediumblue"><b>KENDİ ELLERİNİN ÖNDEN HAZIRLADIKLARI YÜZÜNDEN, BAŞLARINA BİR MUSİBET GELDİĞİNDE HEMEN ŞÖYLE DİYORLAR: &quot;RABBİMİZ, BİZE BİR RESUL GÖNDERSEYDİN DE SENİN AYETLERİNE UYUP MÜMİNLERDEN OLSAYDIK NE OLURDU.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Şura 30:</b></font><font color="mediumblue"><b> SİZE GELİP ÇATAN HER MUSİBET ELLERİNİZİN KAZANDIĞI YÜZÜNDENDİR. Allah birçoklarını da affediyor.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Nisa 62:</b></font><font color="mediumblue"><b> PEKİ, NASIL OLUYOR DA ELLERİNİN HAZIRLADIKLARI YÜZÜNDEN BAŞLARINA BİR MUSİBET ÇÖKTÜĞÜNDE, sana gelip, &quot;Biz sadece iyilik yapmak, barıştırmak istedik!&quot; diye Allah'a yeminler ediyorlar.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Ali İmran 165: </b></font><font color="mediumblue"><b>Size, başkalarına iki katını dokundurduğumuz bir MUSİBET DOKUNUNCA, “BU DA NEREDEN!” Mİ DEDİNİZ. DE Kİ: “O, SİZİN ÖZ BENLİKLERİNİZDENDİR.”ALLAH, HER ŞEYE KADİR’DİR.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Sanırım fazla izaha gerek yok. Her şey çok açık izah ediliyor. Sizlere Kur’an dan, yine konumuzla ilgili bazı ayetler hatırlatmak istiyorum. </font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Nisa 79: </b></font><font color="mediumblue"><b> İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. KÖTÜLÜK VE ÇİRKİNLİKTEN SANA ULAŞAN ŞEYSE KENDİ NEFSİNDENDİR.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Bakara 134:</b></font><font color="mediumblue"><b> İşte bunlar ümmetti, gelip geçtiler. KAZANDIKLARI KENDİLERİNİNDİR. SİZİN KAZANDIKLARINIZ DA SİZİN OLACAKTIR. Siz onların yapıp ettiklerinden sorguya çekilmeyeceksiniz.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial"><font color="red"><b>Enbiya 35:</b></font><font color="mediumblue"><b> Her canlı, ölümü tadacaktır. BİZ BİR İMTİHAN OLARAK SİZİ ŞER İLE DE HAYIR İLE DE DENİYORUZ. Sonunda bize döndürüleceksiniz.</b></font></font><br />
<br />
<font face="Arial">Aslında Kur’an bütünlüğünde baktığımızda, her konu detayları ile izah ediliyor. <font color="green"><b>YANİ BİR AYETTE TAKILIYORSAK, MUTLAKA DİĞER AYETLERDEN YARDIM ALMALIYIZ ANLAMAK İÇİN.</b></font> Genel anlamda başımıza Allah dan gelen her kötülük, kendi ellerimizin yaptıkları olabileceği gibi, Allah'ın bizleri imtihanından da olabilir. Bunu bizler bilemeyiz. Bizler bazı konuları nefsimizde öyle şekillendiriyoruz ki akıl ve mantık süzgecinden asla geçmiyor. Ayrıca bu mantıksız inancımız, zaten Kur’an'dan da onay almıyor. Bizlere düşen Allah'ın sınırlarını zorlamadan, onun rehberliğinden istifade etmek adına çaba göstermek olmalıdır. Allah ile aramıza asla aracılar koymadan, Rabbimizle elimizde Kur’an, direk irtibat kurmaya çalışarak, onun nurlu yolundan gitmeliyiz. Dilerim Allah'tan, hakka batıl karıştırmadan İslam'ı yaşayan, Allah'ın koyduğu kuralları, kanunları unutmadan yaşayan, Allah'ın halis kullarından oluruz.</font><br />
<br />
<font face="Arial">Saygılarımla </font><br />
<font face="Arial">Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<font face="Arial"><br />
</font><br />
</div><font face="&amp;quot"><a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank"><font color="#0070c0">https://kuranadavet1.wordpress.com/</font></a></font><br />
<font face="&amp;quot">https://twitter.com/KURANA_DAVET</font><br />
<font face="&amp;quot"><a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank"><font color="#0070c0">http://www.hakyolkuran.com/</font></a></font><br />
<font face="&amp;quot"><a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank"><font color="#0070c0">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</font></a></font><br />
<b><font face="&amp;quot"><a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank"><font color="#0070c0">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</font></a></font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56401-hadid-suresi-22-ayeti-lutfen-dogru-anlayalim-yoksa-kur-ile-celisiriz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ankebut Suresi 64. Ayetten Alacağımız Çok Önemli Uyarılar.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56399-ankebut-suresi-64-ayetten-alacagimiz-cok-onemli-uyarilar.html</link>
			<pubDate>Sun, 11 Oct 2026 09:25:46 GMT</pubDate>
			<description>Bu makalemde sizlere, çok önemli bir ayeti hatırlatmak ve onun üzerinde dikkatle düşünmenize vesile olmak istiyorum. Allah Kur’an’da ayetler üzerinde...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Bu makalemde sizlere, çok önemli bir ayeti hatırlatmak ve onun üzerinde dikkatle düşünmenize vesile olmak istiyorum. Allah Kur’an’da ayetler üzerinde bizlerin düşünmesini aklımızı kullanmamızı özellikle birçok ayetinde istiyorsa, bunun mutlaka çok önemli bir nedeni var demektir. ÇÜNKÜ BİLGİ BİRİKTİRİLEN BİR KÜTÜPHANEDİR, AKIL İSE O KÜTÜPHANEDEKİ DOĞRU KİTABI BİLGİYİ SEÇİP, HAYATI DOĞRU YAŞAMAK İÇİN KULLANMA BECERİSİDİR. İslam dinini anlattığını söyleyen birçok insan ve onların kitaplarını okumuş onların bilgilerini almış olabilirsiniz. Ama akıl devrede değilse doğru seçim asla yapamazsınız. DİN ADINA EN DOĞRU KAYNAK KUR’AN’DIR. Onun için Allah aklınızı kullanın diye uyarıyor. Akılla İslam yaşanmaz diyenler, anlattıklarının doğruluğundan emin olmayanlardır. Çünkü Akıl, eldeki bilgileri birbirine bağlama, analiz etme, mantık yürütme ve yeni durumlara uyarlama EN DOĞRUYA ULAŞMA yeteneğidir. “Nasıl” ve “Neden” sorularına odaklanır. Bu makalemde sizlere, Ankebut suresi 64. Ayeti hatırlatmak istiyorum. Acaba Allah bu ayetinde bizleri hangi konuda uyarıp dikkatimizi çekiyor ve düşünmemizi aklımızı kullanmamızı istiyor gelin birlikte anlamaya çalışalım.<br />
<br />
Ankebut 64: BU DÜNYA HAYATI, OYUN VE EĞLENCEDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. ŞÜPHESİZ Kİ AHİRET YURDUNA GELİNCE, İŞTE ASIL HAYAT ODUR. KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI! (Mehmet Okuyan)<br />
<br />
Bu ayet insanlığa, varoluşun en temel hakikatini hatırlatarak dünya ve ahiret hayatı arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğini anlatır ve dikkatli olmamız içinde uyarır. Şimdide Ayeti daha detaylı inceleyelim. En önemli uyarı DÜNYANIN GEÇİCİ VE OYALANMA YERİ OLMASI. Ayette geçen “oyun ve eğlence” ifadesi, dünya hayatının tıpkı çocukların oynayıp, bir süre sonra sıkılarak dağıldığı bir oyun gibi geçici, aldatıcı ve nihayetinde son bulacak bir yapıya sahip olduğunu sembolize eder. Yani dünya adeta bir tiyatro sahnesidir, ama senaryosunu bizim yazdığımız bir tiyatro. Peki oyun ve eğlence sözünü Allah neden kullanmış olabilir, burası önemli. Oyun ve eğlence aktiviteleri tamamen GÖNÜLLÜLÜK ESASINA DAYANIR. Bir kişinin oyun oynamaya veya eğlenmeye zorlanması, o etkinliğin doğasını bozar. Kişi bu eylemleri dışarıdan bir ödül veya zorlama beklentisiyle değil, eylemin kendisinden keyif aldığı için içsel motivasyonla gerçekleştirir. Çok daha önemlisi oyun, GÜNLÜK HAYATIN KATI GERÇEKLİĞİNDEN BİR SÜRELİĞİNE UZAKLAŞMAYI SAĞLAR. Buradan da anlıyoruz ki Allah, kullarını özgür iradesi ile serbest bırakmış ama bu oyun ve eğlencenin girdabına bizler kapılıp, ahireti kazanabilmek için zaman ayırıp ayırmayacağımız konusunda uyarı yapıyor. DAHA DOĞRUSU BUNUN, BU DÜNYADA İMTİHANINI VERİYORUZ.<br />
<br />
Aslında bu konu üzerinde biraz durmamız gerekir. Demek ki biz insanların genel çoğunluğu, yaşamın telaşesinden kurtulabilmek için, kendi irademizle nefsimizin dürtüleri ile adeta bu dünyada kendimizle savaşırcasına PARA, MAL, MÜLK HIRSIYLA OYUN VE EĞLENCEYE DALIYORUZ. Birde insanların özelliğinden bahsederken, Allah Nisa suresi 28. Ayetinde; “Allah yükünüzü hafifletmek ister; ÇÜNKÜ İNSAN ZAYIF YARATILMIŞTIR.” Diyerek dikkatimizi çekiyorsa, bu ayette Rabbimiz, demek ki bizlerin bu geçici dünyaya takılı kalmadan, GELECEĞİ YANİ AHİRETİ DÜŞÜNEREK YAŞAMAMIZI İSTİYOR DEMEKTİR. Onun için de birçok ayette Allah, aklımızı kullanmamızı düşünmemizi emrediyor.<br />
<br />
Ayetten daha başka nasıl kıssadan hisseler çıkartırız onu anlamaya devam edelim. En önemli uyarı ASIL VE GERÇEK HAYATIN AHİRET OLMASI: Ayette ahiret için “el-hayevân” yani “asıl, tam ve canlı hayat” ifadesi kullanılır. Gerçek, kesintisiz ve ölümsüz olan hayat dünya hayatı değil, ölümden sonra başlayacak olan ebedi ahiret yurdudur. Bir başka deyişle söylemek gerekirse, bu dünyada ölüm bir son değil, sonsuz yaşamın başlangıcıdır. Yani doğduktan sonra tamamen yok olma, ölüm diye bir şey yok.<br />
<br />
Çok önemli bir başka alacağımız derse gelince; Dünyada yaptığımız amellerle değerlendireceğimiz konusudur. İslam inancına göre dünya bütünüyle değersiz değildir; aksine ahiretin tarlasıdır, NE EKERSEN ONU BİÇERSİN. Dünyayı değerli kılan şey, insanın buradaki imkânları Allah’a kulluk, güzel ahlak ve insanlığa faydalı SÂLİH AMELLER üretmek yolunda kullanabilmesidir. Ayet, her şeyi dünyadan ibaret sayan, “DÜNYAYA BİR KEZ GELİYORUZ, NE YAPARSAK KÂRDIR” mantığıyla yaşayan insanları, büyük bir algı yanılgısına karşı uyarır. Mal, mülk, makam, şöhret ve güç gibi unsurlar ölüm meleği geldiği an aniden değerini yitirir. AYET, KALICI OLMAYAN BU DEĞERLER İÇİN İNSANLARIN BİRBİRİNİ KIRMASINA, HAKSIZLIK, ADALETSİZLİK YAPMAYA VE HIRSLARIN KÖLESİ OLMAYA DEĞMEYECEĞİNİ İHTAR EDER.<br />
<br />
Ayetin sonundaki “KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI!” ifadesi, ebedi hayatı unutup sadece geçici olan için yaşayanların, ölüm anında ve kıyamet gününde yaşayacakları derin ve geri dönüşü olmayan pişmanlığı vurgular. Özetle ayet, insanı dünyadan tamamen kopmaya değil, dünyaya kalbi olarak bağlanıp ahiretini feda etme yanılgısına düşmekten korumayı amaçlar. Alacağımız bir başka derse gelince. İslam, insanı dünyadan tamamen el etek çekmeye (ruhbaniyete) çağırmaz. Tam aksine, DÜNYAYI AHİRETİN KAZANILACAĞI BİR İMTİHAN ALANI OLARAK GÖRÜR. Kur’an’ın çizdiği denge şu temel ilkeler üzerine kuruludur: Kasas Suresi 77. ayette bu denge çok net özetlenir: “ÖYLEYSE, ALLAH’IN SANA VERDİKLERİNDEN YARARLANARAK, YALNIZCA AHİRET YURDUNDA [İYİ BİR YER TUTMANIN] YOLUNU ARA; BU ARADA, PEK TABİİ, BU DÜNYADAKİ NASİBİNİ DE UNUTMA; Müslüman, meşru dairesinde dünya nimetlerinden faydalanır, çalışır, üretir ve ailesinin rızkını kazanır.<br />
<br />
Bu dengede DÜNYA BİR ARAÇ, AHİRET İSE AMAÇTIR. ARACIN ZEVKİNE DALIP, AMACINI UNUTMA. Dünya hayatı bir gemi, insanın kalbi ise deniz gibidir. Su geminin altında olduğu sürece onu yüzdürür ve hedefine ulaştırır. Ancak su geminin içine girerse onu batırır. Kur’an bu konuda bizleri uyarırken, ahiretten nasibini alacakların nasıl dua ettiklerine güzel bir örneği, Bakara suresi 201. Ayetinde bakın nasıl vermiş.<br />
<br />
“ONLARDAN BİR KISMI DA “RABBİMİZ! BİZE DÜNYADA DA İYİLİK VER; AHİRETTE DE İYİLİK VER! BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU!” DİYE DUA EDER.” (Bakara 201)<br />
<br />
Dilerim cümlemiz, bu dünyanın değerini bilen ve hayatını boş oyun ve eğlencelerle geçirmeyip, AHİRETİNEDE YATIRIM YAPAN böylece yaratılışımızın AMACINA ULAŞAN, ALLAH’IN AZINLIK HALİS SEVGİLİ KULLARI ARASINDA OLURUZ.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56399-ankebut-suresi-64-ayetten-alacagimiz-cok-onemli-uyarilar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kasas Suresi 53-54-55-56. Ayetlerden, Alacağımız Dersler.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56398-kasas-suresi-53-54-55-56-ayetlerden-alacagimiz-dersler.html</link>
			<pubDate>Sat, 10 Oct 2026 09:17:04 GMT</pubDate>
			<description>Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım.<br />
<br />
Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan)<br />
<br />
Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR.  Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi inancımıza, hedeflerimize ve sorumluluklarımıza odaklanmanın önemini vurguluyor. Allah gerçek Hak doğru yolda olan kulları konusunda, bakın nasıl örnek veriyor bizlere. Onlar BOŞ SÖZ duydukları zaman, böyle sözlerden yüz çevirirler diyor. Peki boş söz derken, sizce ayette neleri kast ediyor olabilir? Ne yazık ki bizlerin Kur’an ile bağını kesenler, elleriyle yazdıkları sözleri/hadisleri Allah’ın kitabı Kur’an ayetleri gibi göstermişlerdir. İslam Kur’an ve Resulün sünneti yani O’nun rivayet hadisleri/sözleri ile yaşanır diyerek, Allah’ın Resulünün bu hadislerden haberi onayı bile olmadan, O’nun adını kullanarak atalarının mezhep inançlarını yaşayabilmek için, Kur’an’ın asla onaylamadığı sözleri/hadisleri Allah’ın dinine ilave etmekten korkmamışlardır. İşte Allah bunlara, BOŞ SÖZLER DİYOR. Hatta bu konuda Allah bakın nasıl uyarıyor bizleri, ayeti özellikle tekrar etmek istiyorum, çünkü böyle önemli ayetler adeta görmezden gelinerek islam yaşanmaya çalışılıyor. “GERÇEK HAK, RABBİNDEN GELENDİR; O HALDE SAKIN ŞÜPHEYE DÜŞENLERDEN OLMA!” (Bakara 147) Sizce bizler bu ayete iman ettik dedikten sonra, yalnız gerçek hak olan Allah’ın katından gelen Kur’an hükümlerine mi uyuyoruz? Yorumunu sizlere bırakıyorum. Şimdide Kasas 55. Ayetin, bir öncesi ayetlere baktığımızda bu söylediklerimi göreceksiniz.<br />
<br />
Kasas 53-54: ONLARA KUR’AN OKUNDUĞU ZAMAN, “ONA İMAN ETTİK, ŞÜPHESİZ O RABBİMİZDEN GELMİŞ GERÇEĞİN KENDİSİDİR. ESASEN BİZ BUNDAN ÖNCE DE RABBİMİZE BOYUN EĞMİŞTİK” DERLER. İŞTE (BASKILARA KARŞI) SABRETMELERİNDEN ÖTÜRÜ ONLARA MÜKÂFATLARI İKİ DEFA VERİLECEKTİR. ONLAR KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVARLAR, KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN DA ALLAH RIZÂSI İÇİN HARCARLAR. (Kur’an yolu. Diyanet İşl.)<br />
<br />
Gördünüz mü bakın Rabbimiz, gerçek iman etmiş kullarının hangi bilgileri dinleyip iman ettiklerini söylüyor. “ONLARA KUR’AN OKUNDUĞU ZAMAN, “ONA İMAN ETTİK, ŞÜPHESİZ O RABBİMİZDEN GELMİŞ GERÇEĞİN KENDİSİDİR.” Demek ki Allah’ın dini İslam’ı en doğru yaşayabilmemiz için, gerçeğin ta kendisi YALNIZ KUR’AN’A İMAN ETMEMİZ GEREKİYORMUŞ. Çünkü Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem demiyor muydu? Bu ve benzeri onlarca ayeti tebliğ alıp iman ettik dediğimiz halde, bizler hala tam tersini söyleyip, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ demeye, içimiz rahat devam ediyoruz ve Allah’ın Resulüne atfen söylenen rivayet hadisleri böylece hiç düşünmeden Kur’an ile sorgulamadan, dinin emri gibi yaşıyoruz.<br />
<br />
Bu ayetler, çok dikkat çekici uyarılarda bulunuyor bizlere. Önyargısız olmak: Ayetteki kişiler Kur’an’ı duyduklarında kibirlenmemiş, onun Rabbimizden gelen bir gerçek olduğunu anında itiraf etmişlerdir. İnsan, karşısına çıkan doğru bir bilgiyi veya İLAHİ BİR HAKİKATİ, KİŞİSEL MEZHEPSEL İNATLARINI BİR KENARA BIRAKARAK, HEMEN KABUL ETMELİDİR. Biz bundan önce de Müslümanlardık / boyun eğmiştik” diyerek, doğru inanç üzere yaşamanın anlık bir heves değil, bir hayat çizgisi olduğunu gösterir. HAKİKİ İMAN, GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN, KARARLI VE İSTİKRARLI BİR DURUŞ GEREKTİRİR. İki defa ödüllendirilecek olmalarının sebebi, hem eski inançlarındaki sadakatleri hem de İslam’a geçerken çektikleri sıkıntılara ve çevre baskısına karşı sabretmeleridir.<br />
<br />
Ayetin devamında çok daha dikkat çekici bir bilgi veriyor. Bakın Kitap ehli Kur’an’ı tebliğ aldığında ne söylüyorlar. “ESASEN BİZ BUNDAN ÖNCE DE RABBİMİZE BOYUN EĞMİŞTİK” DERLER.” Devamında da yine çok önemli bir konuya dikkatimizi çekiyor Rabbimiz. Atalarının batıla hurafe inançlarına uymayıp, akıllarını kullanarak geçmişte Allah’ın vahyi ile anlatılanları karşılaştırıp, hak olan vahye tabi olmayı seçtikleri için yani sabırlarından dolayı, bakın Allah onları nasıl mükâfatlandıracağını söylüyor. “İŞTE (BASKILARA KARŞI) SABRETMELERİNDEN ÖTÜRÜ ONLARA, MÜKÂFATLARI İKİ DEFA VERİLECEKTİR” Bu ayeti okuduğumda, Hz. Muhammed geldi aklıma. O örnek insan Kitap ehlinin genel çoğunun ALLAH’TAN GELEN VAHYİN DIŞINA ÇIKARAK, uyduğu atalarının inancına tabi olmamış ve gerçek HAK olanın arayışında olarak, onlara tabi olmayıp ÜMMİ olarak kalmayı seçmişti. Allah’ta bundan dolayı O’nu Resul olarak güven elçisi seçmişti. Ayetin devamında da bakın gerçek mümin nasıl davranır diyor. “ONLAR KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVARLAR, KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN DA ALLAH RIZÂSI İÇİN HARCARLAR.”<br />
<br />
Ne dersiniz günümüzde emeği ile çalışarak kazanan çevremizde çok fazla Müslüman görebiliyor muyuz? Televizyonlarda izlediğimiz haberleri dinledikçe, bunları ateistler bile yapmaz dediğinizi biliyorum. Demek ki bolca namaz kılmak hacca gitmekle, Allah’ın istediği gerçek Müslüman olunmuyormuş. Allah’ın Kur’an’da uyardığı ve kınadığı ne yazık ki GÖSTERİŞ YANİ SÖZDE MÜSLÜMANLAR OLDUK. Tüm bu ayetlerin sonunda Rabbimiz, bakın Elçisine ne diyor.<br />
<br />
Kasas 56: SEN SEVDİĞİNİ DOĞRU YOLA ULAŞTIRAMAZSIN ANCAK ALLAH DİLEYENİ (LAYIK GÖRDÜĞÜNÜ) DOĞRU YOLA ULAŞTIRIR. O, DOĞRU YOLA ULAŞTIRILMIŞ OLANLARI İYİ BİLENDİR. (Mehmet Okuyan)<br />
<br />
Bu ayetten alacağımız derse gelince. Bizler ailemiz, arkadaşlarımız veya sevdiklerimiz için doğru olanı anlatmakla, onlara güzel örnek olmakla sorumluyuz. Ancak onları zorla değiştiremeyiz veya hidayete erdiremeyiz. Resullerin dahi yetkisi sadece “TEBLİĞ ETMEK” yani doğruyu ulaştırmaktır; kalplere hükmetmek değildir.“SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40)”  Ayetteki “Allah dileyeni / layık gördüğünü doğru yola ulaştırır” ifadesi, kulun kendi cüzi iradesiyle hakkı araması ve ona yönelmesi gerektiğini gösterir. Kişi kalbini hakikate kapatır ve inkârda ısrar ederse, en yakınındaki kişi Allah’ın Resulü bile olsa ona fayda sağlayamaz. Ayetin sonunda belirtildiği gibi, kimin samimi olduğunu ve kimin doğru yola girmeye layık olduğunu en iyi Allah bilir. BU YÜZDEN İNSANLAR HAKKINDA KESİN HÜKÜMLER VERMEKTEN KAÇINMALIYIZ.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56398-kasas-suresi-53-54-55-56-ayetlerden-alacagimiz-dersler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İslam’ı Yaşarken Kaynak, Rehber Tek Kur’an Olmayınca, Sonuçta Böyle Olur.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56395-islam-i-yasarken-kaynak-rehber-tek-kur-olmayinca-sonucta-boyle-olur.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:00:52 GMT</pubDate>
			<description>Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3">Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez. Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz. Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş.<br />
<br />
“KÖTÜ NİYETİNİN ESERİ OLARAK SAPLA SAMANI KARIŞTIRIYOR, SAPIK FİKİRLERİNİ SURETİ HAKTAN GÖRÜNEREK İNSANLARI YANLIŞA SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞIYORSUN. BÜTÜN MÜSLÜMANLAR BİZE ALLAH’IN KELAMI KURAN’I KERİM YETER DİYE İMAN EDER. ANCAK ALLAH KİTABINI ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKECEK KULLARI OLABİLECEĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN BU KONUDA RESUL’ÜNE GÖREV VERMİŞ, O DA RABBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRMİŞ. SÜNNET VE HADİS BU EMİRDEN KAYNAKLANMIŞTIR VE KURAN’I TAMAMLAMAZ, KURAN’IN SAHİBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRİR.”<br />
<br />
Arkadaşımız bana biraz kızmış olabilir, sorun değil kızsın en azından hakaret etmemiş. Çünkü onu çok yapıyorlar, sanki bizler birbirimizin imanından sorumluymuşuz gibi. Bu arkadaşımızın söyledikleri üzerinde lütfen birlikte, Kur’an merkezli ama nefsimizle değil AKLIMIZLA DÜŞÜNELİM. Önce şunu söylemek isterim kötü niyetli olanın, zaten Allah belasını mutlaka verecektir, onun adaletinden hiç birimiz kaçamayız. Sapla samanı karıştırmak, aslında dilimizde güzel bir deyimdir. Yani iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ya da haklı ile haksızı birbirinden ayırt edememek anlamına gelir. Konumuzla ilgili çok güzel bir söz geldi aklıma. “KAYNAĞI BELİRSİZ BİLGİLERLE YÖN BULAN, ÇIKMAZ SOKAKLARDA KAYBOLMAYA MAHKÛMDUR.”<br />
<br />
Allah’ın dini İslam’ı yaşarken doğru ile yanlışı iyi ile kötüyü nasıl ayıracağımızı hangi kaynaktan öğrenmeliyiz, sanırım burası çok önemli. Allah’ın Zuhruf 44. Ayetinde de uyardığı gibi, sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an’dan öğrenmeliyiz dersek, çok doğru bir karar vermiş oluruz. Yok, eğer eğri ile doğruyu iyi ve kötüyü hem Kur’an’dan, hem de Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerinden öğrenmeliyiz dersek, işte o zaman arkadaşımızın bana söylediği gibi, SAPLA SAMANI BİRBİRİNE KARIŞTIRMIŞ OLURUZ. Çünkü Kur’an Allah’ın katından gelen bir NUR IŞIK, her şeyden önemlisi ALLAH’IN KORUMASINDA OLDUĞUNU RABBİMİZ SÖYLÜYOR. Peki, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen hadisleri de, Kur’an ayetleri gibi kesin doğru ve bizlerin sorumlu olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Asla bunu söyleyemeyiz, söylersek Allah’ın kitabı Kur’an’a, şirk koşmuş oluruz. Çünkü bu bilgiler Allah’ın asla korumasında değildir, hatta bizlere rivayet yoluyla ulaşmıştır. Onun içinde Allah ayetinde, doğruluğundan emin olamayacağın bilgilerin sakın ardına düşmeyin, sorumlu tutarım diye uyarıyor. Çok daha önemlisi, Resule atfen birbirimize naklettiğimiz rivayet hadislerden, Allah’ın Resulünün haberi olmadığından, ONAYIDA YOKTUR. Onun vefatından yaklaşık 250 yıl sonra kayda geçirildiği rivayet edilir. Sizce böyle bilgilerle Allah, Kur’an’ı anlamamızı ister miydi? Sanırım bu soruya bile akıl mantık merkezli vereceğimiz cevap, bizleri doğru yola yönlendirecektir.<br />
<br />
Arkadaşımız bütün Müslümanlar, bize Allah’ın kelamı Kur’an’ı kerim yeter diye iman ediyor demiş. Çok doğru öyle söylüyoruz ama İslam’ı yaşarken sizce o söylediklerimizi hayatımıza geçiriyor muyuz orası önemli. SÖYLEMEKLE DEĞİL, YAŞAMKLA İSLAM HAYATA GEÇER. Onun için Allah, geçmiş toplumların yanlışlarına örnek verirken, BANA VERDİKLERİ SÖZÜ KULLARIM TUTMADILAR DİYOR. Bizlerde nasıl söz vermiştik? Yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım dileriz Allah’ım dedik. Peki, bu sözümüzde duruyor muyuz? Yalnız Allah’a kulluk edip, yalnız Allah’tan mı yardım şefaat diliyoruz? Eğer sözümüzde durmayıp, Allah’ın yanında Resulünden ya da edindiğimiz Veli kişilerden de yardım, destek, şefaat diliyorsak, bizler Allah’a verdiğimiz sözü tutmuyor, HAKTAN GÖRÜNÜYORUZ BELKİ AMA ATALARIMIZIN ÖĞRETTİĞİ, SAPKIN İNANÇLARI YAŞIYORYUZ DEMEKTİR.<br />
<br />
Değerli arkadaşımız Allah, kitabını anlamakta zorluk çekecek kulları olabileceğini bildiği için, bu konuda resulüne görev vermiş, oda Rabbinin emrini yerine getirmiş diyor. Şimdide arkadaşımızın, bu söyledikleri üzerinde düşünelim. Arkadaşımızın söylediğine göre, Allah Kur’an’ı her aklı başında kulunun anlayamayacağı şekilde göndermiş olduğunu söylüyor, Allah’ın Resulü bu açığı kapatarak Kur’an’ı anlayamayacak olanlara da, açıklama detay verme görevini üstlenmiş oluyor. Değerli dostlarım din kardeşlerim, bunu söylemek ALLAH’IN ADALETİNE KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ AMACINA, TAMAMEN TERS DÜŞTÜĞÜNÜ ANLAYAMIYOR MUYUZ? Anlayamıyoruz çünkü Kur’an’ın değil rivayetlerin etkisinde İslam’ı yaşıyoruz da ondan. Peki Allah’ın Resulü vefat edince ne olacak, onun adına uyduran hadislerin doğruluğunu kendisine soramayacağız, sorgusuz kabul mü edeceğiz. Bu batıl yolu içimize bizden gibi görünen YAHUDİLER SOKMUŞTUR. Lütfen Allah aşkına tarafsız araştırınız, bugün Yahudilerin batıl inançlarının neredeyse tamamı, bu yolla mezhepler aracılığıyla içimize girmiştir. Çok ilginçtir bunlar Kur’an’da yok dediğimizde, her şey Kur’an’da olmaz diyerek, RİVAYET SİLAHI İLE RESULÜN ADI KULLANILARAK İNANCIMZA SOKULMUŞTUR. Lütfen artık bu tuzağın farkında olalım.<br />
<br />
Allah Kur’an’da aklı başında her kulunun anlayacağı şekilde Kur’an’ı gönderdiğini söylemiyor muydu, hem de yemin ederek. Peki, bizler Allah’ın yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığına inanmadık, Resulümü bu açığı kapatıp Kur’an’ı açıklayıp kolaylaştırdı, buna mı inanıyoruz? Bakın Allah ne diyor hatırlayalım.<br />
<br />
Kamer 17. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?”<br />
<br />
Kamer 22. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?”<br />
<br />
Kamer suresi 32 ve 40. Ayetlerde de Allah, özellikle yemin ederek Kur’an’ı anlayalım ve üzerinde düşünelim diye kolaylaştırdığını tekrar ediyor ama çok üzgünüm hala Rabbimizi duyan işiten yok, çünkü batıl ve hurafe gözlerimize perde çekmiş kulak ve kalplerimizi mühürlemiş haberimiz bile yok. Ne kadar acı değil mi, Allah yemin ederek anlayalım diye Kur’an’ı kolaylaştırdığını söylüyor, ama bizler atalarımızın bizlere öğrettiği inancı yaşayabilmek için, neler söylüyoruz. Bu konuda Allah bizlerin içini rahatlatıp, ne söylüyordu hatırlayalım. Bakara 286. Ayetinde “ALLAH HİÇBİR KİMSEYİ, GÜCÜNÜN YETMEDİĞİ BİR ŞEYLE YÜKÜMLÜ KILMAZ...” Enam 152. Ayette, BİZ HİÇBİR NEFSE, GÜCÜNÜN YETTİĞİNDEN FAZLASINI YÜKLEMEYİZ.” Bu ayetlerin benzeri birçok kez Kur’an’da tekrar edildiği halde, ne yazık ki Kur’an ile bizleri buluşturmadıkları için, ne söylenirse dinin Allah’ın emri zannediyoruz.<br />
<br />
Peki arkadaşımızın söylediği gibi Allah Resulüne, kullarımın bir kısmı anlayamaya bilir, onun için sana açıklama ve kullarıma ayetlerimi hadislerinle gelecek nesle izah etme görevi verdim demiş olabilir mi? Yani Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetkiler arasında böyle bir şey var mı ona bakalım. Gerçi neredeyse her makalemde bunun örneğini Kur’an’dan veriyorum tekrar vermek istiyorum, yeter ki gerçeklerle buluşabilelim. Gerçi bunun tam tersini kanıtlamak için, bazı ayetlerde geçen kelimelere, farklı anlam verip Resulünde bakın Ayetleri açıklama görevi varmış diye, kanıt yaratmaya çalışıyorlar. Tabi yazacağım ayetlerle çelişmesine bakmadan, önemsemeden. Bakın Allah Resulüne nasıl bir yetki vermiş. Bunca apaçık yetki ve sorumluluğu gördüğümüz halde, nasıl olurda Allah, Resulünü postacı diye mi gönderdi deriz, doğrusu bunu anlayamıyorum.<br />
<br />
“EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)<br />
<br />
“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40)<br />
<br />
“DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9)<br />
<br />
Değerli dostlarım din kardeşlerim, Allah aşkına lütfen zerre kadar düşünün. Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumlulukları arasında, kullarım ayetlerimi anlayamaya bilir, sen anlat açıkla detaylandır. Gelecek nesil Müslümanlar da senin hadislerinle Kur’an’ı anlasınlar, birbirine sözlü aktarsınlar demiş olabileceğine, bu ayetlerden anlaşılıyor diyen var mı? Elbette mümkün değil. Allah boşuna aklınızı kullanın, kullanmayanı pislik içinde bırakır rezil ederim diye boşuna uyarmıyor. Gelin Allah’ın emrettiği gibi, bu konuyu düşünelim.  Allah yemin ederek Kur’an’ı hiç kimseye muhtaç olmayalım diye kolaylaştırdığını söylüyor ve bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı çünkü ondan hesaba çekileceğimizi söylüyorsa, Kur’an’ı her aklı başında bir insan anlayamayabilir diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizlerin en büyük hatası, özellikle ibadetlerimize mezheplerin rivayetlerin ilave ettiği detayları Kur’an’da göremediğimizde bu hatayı yapıyoruz. Halbuki şöyle düşünmemiz gerekmez mi? Allah kitapta eksik bırakmadığını, ondan sorumlu olduğumuzu söylüyorsa, yalnız Allah’ın Kur’an’da emrettiği bilgilerle de İslam’ı yaşayabiliriz, Kur’an’a ters düşmüyorsa geleneklerimizin ilavelerini de yaşayabiliriz. Allah zorluk çıkarmaz kolaylık sağlar, dememiz gerekirken neden söylemiyoruz? Düşünmeye devam edelim. Diyelim ki Allah Resulüne kullarım bazı ayetleri anlayamayabilirler, sen açıkla dediğini düşünelim. Bu durumda Allah’ın Resulü, tıpkı Kur’an’ı sağlığında yazdırdığı gibi, kendi sözlerini/hadislerini de yazdırıp anlaşılamayacak ayetler varsa Allah’ın Resulü bizzat, yazdırmaz mıydı Kur’an ile birlikte? Çünkü Kur’an Allah korumasında, Resule atfen söylenen hiçbir söz/hadis Allah korumasında değil. Onlarda Allah korumasında diyenler,  hatırlatırım kendilerini aldatmak için, Allah’a iftira edenlerdir.<br />
<br />
Elbette aklını çok değil zerre kadar kullanan, bizlere Yahudilerin din tacirlerinin, din düşmanlarının kurduğu bu tuzağı fark edecektir. Bu dünyada, batılın hurafenin etkisinde kalıp aklını kullanmayanlar, ÇOK ÜZGÜNÜM MAHŞERDE HESAP GÜNÜ, GÖRDÜKLERİ KARŞINDA EYVAHHHHH DİYECEKLERİNİ ALLAH, ŞİMDİDEN BİZLERE BİLDİRİYOR AMA İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAKTIR.<br />
<br />
Dilerim Allah’ın emrettiği gibi aklını kullanan ve böylece Kur’an gerçekleri ile buluşan Allah’ın azınlık sevgili kulları arasında oluruz.<br />
<br />
“ZİHNİNDE BİRDEN FAZLA PUSULASI OLAN GEMİCİ, HANGİ LİMANA GİDECEĞİNİ ŞAŞIRIR.”<br />
<br />
“ÇOK KAYNAKTAN BESLENEN SU BULANIK AKAR; BERRAKLIK TEK BİR PINARDAN GELİR.”<br />
<br />
“DOĞRU BİRDİR, YALAN İSE BİNBİR ÇEHREYE BÜRÜNÜR.”<br />
<br />
“BAŞSIZ KALAN GÖVDE AYAKTA DURAMAZ, İKİ BAŞLI GÖVDE İSE ADIM ATAMAZ.”<br />
<br />
“AYNI HEDEFE BAKMAYAN GÖZLER, AYAKLARI FARKLI YOLLARA SÜRÜKLER.”<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56395-islam-i-yasarken-kaynak-rehber-tek-kur-olmayinca-sonucta-boyle-olur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nahl Suresi 116. Ayetin Uyarılarını Duymazdan Gelirsek, Ellerimizle Kendi Kazdığımız</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56393-nahl-suresi-116-ayetin-uyarilarini-duymazdan-gelirsek-ellerimizle-kendi-kazdigimiz.html</link>
			<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 10:29:40 GMT</pubDate>
			<description>Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Bu makalemde sizlere hatırlatmak istediğim, çok önemli bir ayet var. Bu ayet aslında üzerinde düşündüğümüzde, din adına yaşayacağımız her şeyin hükmünü, yalnız Allah’ın bizzat Kur’an’da açıkladığını bizlere bildirdiğini ve uyardığını çok açık görebilirsiniz, taki aklımızı kullanıp ayetler üzerinde düşündüğümüzde. Yeter ki bizler atalarımızın batıl mezhep inançlarının etkisinde kalmayalım. Gelin birlikte Nahl suresi 116. Ayette Rabbimiz, bizleri hangi konularda uyarıyor ve ikaz ediyor ona bakalım.<br />
<br />
Nahl 116: DİLLERİNİZ YALANA ALIŞAGELDİĞİNDEN DOLAYI, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK İÇİN, “ŞU HELÂLDİR”, “ŞU HARAMDIR” DEMEYİN. ŞÜPHESİZ, ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURANLAR, KURTULUŞA EREMEZLER. (Diyanet meali)<br />
<br />
Allah’a koşulsuz iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, bu ayetten çok açık bir şekilde helal ve haram yani HÜKÜM koyma yetkisinin, yalnız Allah’ın kendisinde olduğunu biz kullarına bildirdiğini görecektir. Peki, bizler ayette geçen helal ve haram kelimelerinden ne anlamalıyız? İslam dininde, insan hayatının sınırlarını ve kurallarını belirleyen en temel iki kavram HELAL VE HARAMDIR. Bu iki terim, bireyin Allah’ın dinini yaşarken NEYİ YAPIP NEYİ YAPAMAYACAĞIMIZI, neleri TÜKETİP NELERİ TÜKETEMEYECEĞİMİZİ net bir şekilde ortaya koyar. Şimdide neyi yapıp, neyi yapmayacağımız konusu üzerinde düşünelim. Bu konuyu doğru anlayabilmemiz içinde, Kur’an’ın diğer ayetlerinden faydalanalım. Maide suresi 87. Ayetinde, Allah Kur’an’da koyduğu sınırları aşanları sevmeyeceğini bildirip bizleri uyarıyor. Peki, koyduğu sınırlar nerede yazıyordu? Elbette Zuhruf 44. Ayetinde belirtiyor ve SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM uyarısını yapıyordu. Tabi Allah’ın ipi Kur’an’a sarılın ayetini de unutmayalım. Çok değil birkaç ayeti hatırladığımızda, Allah’ın ne yapıp yapmayacağımızı bizzat bizlere Kur’an’da bildirdiğini açıkladığını anlıyoruz, yoksa sorumlu tutar mıydı? Devamında da neleri yiyip yemeyeceğimizde, çok açık detaylı bir şekilde Kur’an’da görüyoruz.<br />
<br />
Nahl suresi 116. Ayet, demek ki bizler için anahtar bir ayet ve uyarı olduğu anlaşılıyor. Devamında Rabbimiz, geçmişte yapılan hatalardan dolayı dikkatimizi çekip, Allah ben sizlere gönderdiğim vahyimde açıklamadığım halde, atalarınızın inancını yaşayabilmek için, benim adıma yalanlar uydurdunuz, SAKIN BUNDAN BÖYLE BU HATAYI YAPMAYIN, KENDİNİZ HELALLER, HARAMLAR EDİNİP BENİM DİNİMİ SİZLER ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞMAYIN DİYE İKAZ EDİYOR. Ayet, insanların kendi mezhepsel inanç heva, heves, örf veya kişisel görüşlerine dayanarak, din adına kurallar koyup hükümler verip “BU HELALDİR, ŞU HARAMDIR” şeklinde kesin dini hükümler uydurmasını, açıkça yasaklıyor. İslam inancına göre, bir şeyin haram veya helal kılınması yetkisi yalnızca Allah’a aittir onun için Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. İnsanların kendi kendilerine kurallar uydurup, bunu dine nispet etmeleri, ya da Resulün adını kullanıp meşrulaştırmaları, ayetin ifadesiyle “ALLAH’A KARŞI YALAN UYDURMAK” olarak kabul edilir.<br />
<br />
Bu ayet, Müslümanlara din adına konuşurken, son derece titiz ve sorumlu davranmaları gerektiğini hatırlatır. Kur’an’ın açıkça bildirmediği alanlarda, kişisel veya toplumsal kültürel doğruları “DİNİN BİR EMRİYMİŞ GİBİ” sunmak, dinin özünü tahrif etme riskini taşır. Müslümanlar için asli kaynak ve KIRMIZI ÇİZGİ YALNIZ KUR’AN’DIR, çünkü Allah bizleri yalnız Kur’an’dan sorumlu tutacağına ve yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı istiyor. Bu ayet, DİNDE AŞIRILIĞA KAÇARAK HELALLERİ HARAMLAŞTIRAN VEYA KENDİ KAFASINA GÖRE HÜKÜM KOYAN zihniyetlere karşı, Kur’an’ın koyduğu en net sınırlardan biridir.<br />
<br />
Kur’an kendisinin “AÇIKLAYICILIK” ve “YETERLİLİK” Vurgusunu birçok kez yapar. Yine Kur’an kendisini “HER ŞEYİ AÇIKLAYAN” (Nahl, 89) ve “DİNDE HİÇBİR EKSİĞİN BIRAKILMADIĞI” (En’âm, 38) bir kitap olarak tanımlar. Eğer bir mesele DİNİN ASLİ BİR UNSURU yani imanın, ibadetin veya ahlakın olmazsa olmaz bir parçası olsaydı, Allah bunu kesinlikle kullarını sorumlu tuttuğu Kitabı’nda açık açık bir şekilde belirtirdi. Belirtmemiş yok diyorsak, Allah’a karşı adaletsizliği isnat etmiş olacağımızı unutmayalım, çünkü Allah bizleri Kur’an’dan hesaba çektiğini çok açık bildirmiştir. Kur’an’da yer almayan, detaylandırılmayan veya hükme bağlanmayan alanlar Allah’ın unutması (hâşâ) değil, O’NUN İNSANLIĞA BİR RAHMETİ VE SERBESTLİK ALANI bırakmasıdır.<br />
<br />
Ayetteki uyarı, tarih boyunca Müslüman toplumların düştüğü en büyük tuzaklardan birine dikkatimizi çekiyor. MEZHEP, ÖRF, ADET VEYA KİŞİSEL KANAATLERİN KUTSANARAK DİN HALİNE GETİRİLMESİDİR. Bir toplumun iklim şartlarından dolayı giyim tarzı, yemek kültürü veya sosyal alışkanlıkları dini birer kural gibi algılanmaya başlandığında, DİN EVRENSELLİĞİNİ KAYBEDER VE YERELLEŞİR. Bu durum, zamanla insanların omuzlarına dinde olmayan ağır yükler (prangalar) yükler, dini zorlaştırır toplumu dinden uzaklaştırır. Oysa Kur’an, Hz. Muhammed’in geliş amaçlarından birini “İNSANLARIN ÜZERİNDEKİ AĞIR YÜKLERİ VE ZİNCİRLERİ KALDIRMAK” (A’râf, 157) olarak açıklar.<br />
<br />
İnsanoğlu yapı gereği sadece haramları çiğnemeye değil, aynı zamanda “KENDİNİ DAHA DİNDAR GÖSTERMEK VEYA HİSSETMEK ADINA” helal olan şeyleri de kendi kendine yasaklamaya, yani ruhbanlaşmaya eğilimlidir. Nahl 116, bu gizli kibir ve aşırılığa set çeker. Gördüğünüz gibi, Allah’ın helal kıldığı bir şeye “HARAM” DEMEK VEYA DİNDE OLMAYAN BİR ŞEYİ “DİNİN ASLINDANMIŞ” gibi sunmak, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yapmaktan farksız, hatta ALLAH’IN TEK HÜKÜM KOYMA hakkına tecavüz olduğu için, çok daha ağır bir suçtur.<br />
<br />
Bizler Allah’ın dini İslam’ı, Kur’an’ı yeterli görmeyerek ellerimizle daha dindar olduğumuzu göstermek için zorlaştırdık. Öyle olunca da din gösterişten öte gidemediği için, topluma ne huzur verdi nede mutluluk. Gelin el birliğiyle Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdığı KUR’AN’IN İPİNE SARILALIM, ONUN SINIRLARINI AŞMADAM YAŞAYALIM. Bakın O zaman her şeyin Allah’ın yardımıyla nasıl daha güzel ve huzur dolu olduğunu göreceksiniz.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
https://twitter.com/KURANA_DAVET<br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56393-nahl-suresi-116-ayetin-uyarilarini-duymazdan-gelirsek-ellerimizle-kendi-kazdigimiz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Allah’ın Kitabını Yeterli Görmeyenler, Allah’ı Tek Yetkili Muhatap Almayanlardır.</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56389-allah-kitabini-yeterli-gormeyenler-allah-i-tek-yetkili-muhatap-almayanlardir.html</link>
			<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:17:06 GMT</pubDate>
			<description>SİZCE ALLAH KUR’AN’DA, YERİNE GETİRMEMİZİ EMRETTİĞİ İBADETLERİN DETAYINI, BİZLERİ SORUMLU TUTTUĞU KUR’AN’DA VERMEMİŞ OLABİLİR Mİ? Vermemiş diyorsak,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>SİZCE ALLAH KUR’AN’DA, YERİNE GETİRMEMİZİ EMRETTİĞİ İBADETLERİN DETAYINI, BİZLERİ SORUMLU TUTTUĞU KUR’AN’DA VERMEMİŞ OLABİLİR Mİ? Vermemiş diyorsak, Allah’ın dini İslam’ı yaşarken, Allah’ın yanında detayını verdiğini söylediğimiz kişileride, Allah’ın dinine ortak etmiş ve onlarıda İLAH edinmişiz demektir, önce bunu hatırlatmak isterim. Din adına kimin hükmüne inanıp boyun eğiyorsan, onu İLAH edinmiş olursun. Bizler Kur’an’dan o kadar uzaklaştık ki, yalnız Kur’an ile hiçbir şey yapamayacağımıza, inancımızı yaşayamayacağımıza iyice kanaat getirdik, inandırıldık. Onun içinde ne söylenirse söylensin, ayetleri bile delil gösterseler, hiç kimseyi dinlemiyoruz. Sizce Allah sizin bütün şan ve şerefiniz Kur’an dadır, orada hiçbir eksik bırakmadık, anlayasınız diye yemin olsun ki kolaylaştırdık, hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız onun için Kur’an’ın ipine sarılın, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, güvenilecek veliniz yalnız benim dedikten sonra, son noktayı koyarak Allah, SİZLERİ KUR’AN’DAN HESABA ÇEKECEĞİM  diye hüküm veriyorsa, sizce Kur’an’da Allah’ın yerine getirmemizi emrettiği konular, örneğin namaz kılın, oruç tutun, zekat verin, Hacca gidin emirlerinin gerekli, yeterli açıklamasını yapmayıp, detay vermemiş olabilir mi? Bu bilgileri Allah, en emin Allah’ın korumasındaki Kur’an’da yazmayıp, bizlerin emin olamayacağımız rivayet kaynaklardan öğrenmemizi ister mi? Zerre kadar düşünen bir insan için, bu sorunun cevabı çok açık ama düşünmeyi başkalarına bırakanlar, ne yazık ki aklın, mantığın ve Kur’an’ın kabul etmediği şeylere inanıyorlar.<br />
<br />
Eğer Allah’a ve onun kitabı Kur’an’a iman ediyorsak, önce onun sözüne güvenmeliyiz. Rabbimiz yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdık ve düşündüğünüzde aklınızı kullandığınızda anlayacaksınız diyorsa Kur’an, din adına bilinmesi gereken temel inanç, ahlak ve ibadet ilkelerini eksiksiz bir şekilde verdiğine açıkladığına inanmalıyız. Din konusunda Kur’an’ın açık hükümleri ve ilkeleri dışından yeni hükümler türetmek veya kaynağı kesin olmayan rivayetleri, Kur’an’ın önüne koymak asla doğru değildir. “KUR’AN KAPALIDIR, ANLAŞILAMAZ, DETAYLI DEĞİLDİR MUTLAKA RESULÜN RİVAYETLERİNE MUHTAÇTIR” gibi bir iddia, Kur’an’ın kendini “APAÇIK BİR KİTAP” (Kitab-ı Mübin) olarak nitelendirmesiyle çelişir. Şunu elbette söylememizde bir sakınca yoktur. Allah’ın Resulü Kur’an’ı tebliğ ederken konuştu ve özellikle Kitap ehlinin yanlışlarını kendilerine anlatmak onları ikna etmek için onlara örnekler verdi, doğruya Hak olan Kur’an’a davet etti. Bu durumda bizler Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen rivayet  hadislerin Kur’an’ın ruhuna, temel ilkelerine ve akla uygun olup olmadığını titizlikle incelemeli, Kur’an’ın onayını mutlaka almalıyız, çünkü Kur’an TEK HAKEMDİR. Kur’an onaylıyorsa, BUNU RESUL SÖYLEMİŞTİR DİYEBİLİRİZ.<br />
<br />
Kur’an detaylı değildir, açıklanmamıştır dersek Kur’an ile çelişiriz. Enam Suresi 114. ayette “O, SİZE KİTAB’I AÇIKLANMIŞ (MUFASSAL) OLARAK İNDİRMİŞKEN, ALLAH’TAN BAŞKA BİR HAKEM Mİ ARAYAYIM?” diye bizleri uyarıyor. Bakın Allah Kur’an’ı HAKEM olarak gönderdiğini söylüyor, sizce hakem olan Kur’an açıklanmamış detaysız olabilir mi? Peki hakem ne anlama geliyor? TARAFLAR ARASINDAKİ BİR ANLAŞMAZLIĞI ÇÖZEN, KARAR VERME YETKİSİNE SAHİP ANLAMLARINA GELİR. Demek ki Allah size gönderdiğim İslam’ı yaşarken, aranızda ihtilaf ettiğiniz konularda HAKEM KUR’AN OLSUN DİYOR. Bu hüküm Kur’an’ın yani İslam’ın evrensel olduğunu gösterir. Çünkü Allah’ın Resulü yaşarken, Resulüme danışın diyor, peki O vefat edince ne olacak sorusuna da, bu ayette cevap veriyor ve diyor ki, SİZLERİN HAKEMİ KUR’AN OLSUN. Anlamak isteyene Kur’an çok açık, anlamak istemeyene zaten sözümüz olamaz.<br />
<br />
Eğer Allah Kur’an’da yapmamızı istediği hükümlerin detayını Kur’an vermemiştir diyorsanız, aslında şunu söylemiş oluyorsunuz Allah’a. “ALLAH’IM EMİR VERMİŞSİN, SORUMLUDA TUTMUŞSUN BİZLERİ AMA GEREKEN BİLGİLERİ, DETAYI KUR’AN’DA VERMEMİŞSİN. BU ADALETSİZLİK DEĞİL Mİ? İYİ Kİ RESULÜNÜN RİVAYET HADİSLERİ VAR. YOKSA NE NAMAZ KILABİLİRDİK, NE ORUÇ TUTABİLİR, ZEKÂT VEREBİLİR, NEDE HAC CA GİDEBİLİRDİK.” Ne dediğimizin farkında mıyız? Sizce Allah sorumlu tutacağına hükmettiği konuları, gerektiği kadarıyla açıklamamış olması mümkün mü? Böyle bir adaletsizliği, nasıl olurda Allah’a nispet ederiz. Allah hem Kur’an’ın ipine sarılın, sakın doğruluğundan emin olamadığın sözlerin/hadislerin ardına düşmeyin diye bizleri uyaracak, ondan sonrada verdiği hükümlerin detayını bizlerin, rivayet zinciri ile bizlere ulaşan hadislerden mi öğreneceğiz? Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız.<br />
<br />
Allah yemin ederek kolaylaştırdığı Kur’an’ı, yani içindeki tüm hükümleri, bizler çok basit ve kolay görmüşüz. Örneğin abdest almayı Allah açıkça kolay bir şekilde tarif etmiş bizlere ama yeterli gelmemiş, sanki eksik tamamlar gibi ilaveler yapmışız. Bu yetmemiş yapılan ilaveleri, daha iyi daha doğru kabul etmişiz. Cünüp olduğunuzda tertemiz yıkanın demiş, ama bizlere bu açıklama da çok basit gelmiş ve ne demişiz? “YIKANMAYA NEREDEN BAŞLAYACAĞIZ, BAKIN BUNUN DETAY BİLE YOK KUR’AN’DA.” Mezhepler ve FIKIH ulemaları kendi düşünceleri doğrultusunda dine ilaveler yapmış, işin kötüsü bu ilaveleri Kur’an’da göremediğimizde, hem Allah’a hem de kitabına saygısızlık yaparak, bunlar olmasaydı namazımızı kılamazdık, orucumuzu tutamazdık zekât verip, Hacca bile gidemezdik demişiz. Bu nasıl bir akıl tutulması, anlamak mümkün değil. Bu tavrımız neyi gösteriyor biliyor musunuz? BİZLER HALA İMANIMIZ ADINA, KİME GÜVENECEĞİMİZE DOĞRU KARAR VEREMEMİŞİZ. ÜZÜCÜ OLAN RİVAYETLER VE FIKIH İNANCI NE YAZIK Kİ KUR’AN’IN ÖNÜNE GEÇMİŞ. BAŞVURULAN KİTAP OLMAKTAN ÇIKMIŞ KUR’AN, YÜKSEK BİR YERE ASARAK, ONA ÖYLE SAYGI GÖSTERİYORUZ. Tabi sonucunu da İslam toplumları görüyor acı, keder, savaş, düşmanlık.<br />
<br />
Namaz konusunda Allah’ın bahsettiklerinin dışında, dine yapılan ilaveleri öyle kabullenmişiz ki, artık onlar olmazsa olmaz haline dönüşmüş. Bizler Salâtın/namazın ne anlamlara geldiğini doğru anlayamadığımız içinde, görünüşe aldanmışız. SALÂT Kur’an’da üç anlamda geçer, bunların ne anlama geldiği de zaten ayette hemen anlaşılır. Birincisi dua anlamındadır ki, yalnız Allah’a dua edeceğimizi, yalnız Allah’tan yardım isteyeceğimiz konusunda Allah’ın birçok uyarılarını görüyoruz. Salâtın bir başka anlamı da destek olmaktır ki, her Müslüman din kardeşine, komşusuna, akrabasına destek olmalı ve yardım etmelidir mantığını bizlere ayetlerle Allah anlatır. Cuma salâtı toplu namaz aslında bu amaçlıdır ama buraya Allah kadın erkek gelmemizi istediği halde, bizler yalnız erkeklere farz demiş çıkmışız. Öyle olunca da Cuma toplu namaz amacından saptırılmış. Salâtın bir başka anlamı da, günümüzde Farsçadan namaz diye çevrilen ve Allah ayetlerinde bunun şekilsel tarifini de yaptığı, hatta abdest alarak bunu yerine getireceğimiz bu yolla Allah’a saygımızı, hürmetimizi ve isteklerimizi sunacağımız bir ibadettir ki, onu da tarif eder ve Allah’ın huzurunda kıyam edin, rükû edin ve secde edin bilgilerini vermiştir. <br />
<br />
Kur’an’ı yetersiz gören, yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyen zihniyet, atalarının rivayet inançlarını yaşayabilmek adına Kur’an’ı feda edenler, ne yazık ki bu konuda hemen şöyle bir savunmaya geçiyorlar. İyide namaza nasıl başlayacağız, kaç rekât kılacağız, hangi duaları okuyacağız, namaz biterken ne yapacağız, hani bunlar Kur’an’da yok diyerek, Allah’ın bizleri sorumlu tuttuğu, eşi benzeri olmadığını bizzat bizlere söylediği kitabına karşı eksik bulma tavrımız, saygısızlığın en büyüğüdür. Allah verdiği detayın dışında huzuruna dururken ilave şeyler koymadıysa, sizce bunlardan hesap sorar mı? KUR’AN, İBADETLERİN VE HÜKÜMLERİN GENELLİKLE ANA İLKELERİNİ, İSKELETİNİ VE FARZ OLAN RÜKÜNLERİNİ ANA UNSURLARINI BELİRLER, özellikle detaya girmez ki kullarına kolaylık olsun. Çünkü Allah yemin edrek, Kur’an’ı kolaylaştırdığını söylüyor. Eğer Kur’an’ın detaysız ve açıklanmamış düşüncesine inanırsak, ALLAH’IN SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM HÜKMÜNÜ DİKKATE ALMAMIŞ, BU HÜKMÜN SINIRLARI DIŞINA ÇIKMIŞIZ DEMEKTİR. Hatırlatırım Allah Kur’an’ın sınırlarının dışına çıkmayı yasaklıyor.<br />
<br />
“KUR’AN’IN SINIRLARININ DIŞINA ÇIKMAYIN” hükmü, İslam inancında hayatın her alanında Kur’an’ın belirlediği helal, haram, ahlak ve adalet ölçülerine sadık kalmayı ifade eder. Bu detayı veren uyarıyı yapan Allah, sizce ibadetlerimizin detayını vermemiş olabilir mi? İslam literatüründe bu sınırlara “Hududullah” (Allah’ın sınırları) denir. Kur’an’ın açıkça yasakladığı haramlardan uzak durmak ve meşru kıldığı helal daire içinde yaşamaktır. Hatırlatırım bu sınırları yalnız ALLAH BELİRLER YANİ KUR’AN. İbadetlerin yapılış amacını, inanç esaslarını (tevhid) değiştirmeden, ilaveler yapmadan Kur’an’ın öğrettiği şekliyle yapılmalıdır. Dinde ne Kur’an’ın emirlerini gevşeterek ihmalkarlık yapamayız, ne de Kur’an’da olmayan zorluklar uydurarak aşırıya gidemeyiz. İslam’ın özü olan “ORTA YOLU” (itidal) korumaktır. orta yolda KUR’AN’IN AÇIKÇA EMRETTİĞİ YOLDUR. Kur’an’da Bakara Suresi 229. ayette bu durum şöyle özetlenir: “…İŞTE BUNLAR ALLAH’IN SINIRLARIDIR. SAKIN BUNLARI AŞMAYIN. KİM ALLAH’IN SINIRLARINI AŞARSA, İŞTE ONLAR ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİR.” İman eden bir Müslüman için Allah sınırları belirlemiştir. SINIRLARIN BELİRLENDİĞİ KİTAPTA SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN’DIR. Bunu ben söylemiyorum, Allah Kur’an’da söylüyor. Kime inanacağınız size kalmış.<br />
<br />
Önce bizler salatın/namazın ne olduğunu doğru anlamalıyız. Namaz Allah ile kulunun bir olduğu andır. Ona saygısını sevgisini gösterdiği, ondan yardım dilediği zamandır. Lütfen Allah’ın şekillendirmediği şeyleri, namazın ya da dinin asli unsuru yapmayalım, Rabbimize saygısızlık yapmış oluruz. Kur’an’ı dikkatle düşünerek okuyan, Allah’ın huzurunda namaza nasıl duracağını çok iyi bilir. Namaza yapılan ilaveleri elbette yapmamızda sorun yoktur, ama bunlar olmasaydı namaz kabul olmazdı demek hataların, Allah’a karşı saygısızlığın en büyüğüdür. ALLAH BİZLERDEN İSTEDİĞİ İBADETLERİN ANA KURALLARINI BELİRLEMİŞ, ÖZELLİKLE FAZLA DETAYA GİRMEMİŞ, SINIRLARINI BELİRLEMEYEREK KULLARINI ESNEK BIRAKMIŞTIR. Lütfen bunu bir eksiklik değil, Allah’ın kullarına şefkati ve kolaylığı olarak görelim. Şöyle düşünün, bir yazar herhangi kir konuda toplumun bilgilendirilmesi adına bir kitap yazıyor. Okuyucuları kitabı tenkit ederek, sizin yazdığınız kitaptan bahsettiğiniz konuyu anlamak çok zor, bilmem kimin yazdığı, açıkladığı, detay verdiği kitap olmasaydı, sizin kitabınızı asla anlayamazdık demiş olsa bir okur, o kitabın yazarı şunu düşünürdü. “DEMEK Kİ KİTABIMI YAZARKEN, BAŞARILI OLAMAMIŞIM” Ne dersiniz, hala Allah’ın eşi benzeri olmayan kitabına karşı, Kur’an özet bilgi verir detay yoktur onu herkes anlayamaz, Kur’an’ı açıklayan ve anlaşılır hale getiren Resulünün hadisleridir, hadisler olmasaydı Kur’an kapalı kalırdı, demeye devam edecek miyiz? Karar sizin. Unutmayalım hesap günü, çok uzak değil her an emanetimizi teslim edebiliriz.<br />
<br />
Allah oruç konusunda, çok basit izah yaparak gereken detayları veriyor ve diyor ki, beyaz iplikle siyah iplik fark edilmeye başladığında yemeyi, içmeyi ve cinsel ilişkiyi kesin, taki akşam vaktine kadar. Tutamadığınızda daha sonrada tutabilirsiniz bilgisini verdiği gibi, hiç tutamayanlar içinde fidye verebilecekleri kolaylığını getiriyor. Allah daha ne söylesin? Zekât, sadaka hayır konusunda çok basit bilgi veriyor ve imtihan olmanın gereği vereceklerimizin miktarını bizlere bırakarak, zekâtın bizler için arınma günahlardan kurtulma yolu olduğunu anlatarak, Bakara 219. ayette ne diyordu hatırlayalım.“Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki:“İHTİYAÇTAN ARTA KALANI.” Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.”<br />
<br />
Allah özellikle şu kadar zekât vereceksiniz demiyor ve bizleri imtihan ediyor, nefsimizle baş başa bırakıyor. Ama mezheplerin fıkıh inancı, Allah’ın açıklamalarından hâşâ memnun olmamış, açıklamalar yeterli görülmemiş eksikmiş gibi kendilerince oranlar koymaktan çekinmiyorlar. Ondan sonrada zekâtımızı ne kadar vereceğiz o bile yazmıyor Kur’an’da demekten korkmuyoruz. Hac konusunda da Allah’ın Kur’an’da yaptığı açıklamalar yeterli görülmediği için, mezheplerin FIKIH inancı buna da el atmış, Allah’ın haram aylarda Hac yapabilirsiniz diye izin verdiği halde, Haccı yılda birkaç güne indirerek, her konuda yapılan zorlaştırmaları bu konuda da yapmışlarıdır. Kur’an’ı dikkatle ve art niyetsiz okuyan herkes, hac konusunda Kur’an’dan tüm bilgileri alacaktır. Kur’an’ı yeterli görmeyenlerde elbette, nasiplerini asla alamayacaklardır.<br />
<br />
Tekrar hatırlatmak isterim, Allah Kur’an sizlerin şan ve şerefinizdir, yalnız Kur’an’ın ipine sarılın, biz Kur’an’da hiç bir eksik bırakmadık. Her şeyden nice örnekleri verdik ki anlayasınız diyor da, bizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğine hükmediyorsa, lütfen beşeri uydurmalara, rivayetlere, sanı bilgilere değil, Allah’ın nuru Kur’an’a kulak verelim. Bunun tersini yapan, Kur’an’a kulak vermesi gerekirken, emin olamayacağı sözlerin ardına düşenlere hatırlatmak isterim. ALLAH SÖZÜNDE DURANDIR. BİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORSA, BU KİTAPTA BİZLER ADINA HİÇ BİR BİLGİ DETAY EKSİK OLAMAZ, LÜTFEN BU ALDATMACANIN ARTIK FARKINDA OLALIM. Bu gerçeği mahşer günü fark edenler, geri dönüşü olmayan yola girdiğinde, acıların en büyüğünü yaşayacaklarını asla unutmamalıdırlar.<br />
<br />
ALLAH’IN KİTABINI YETERLİ GÖRMEYENLER, ALLAH’IN DİNİ İSLAM’I YAŞARKEN YALNIZ  ALLAH’I MUHATAP ALMAYIP, ONUN HÜKMÜNE ORTAK EDENLERİDE MUHATAP ALIP, ONLARIDA İLAHLAŞTIRANLARDIR.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56389-allah-kitabini-yeterli-gormeyenler-allah-i-tek-yetkili-muhatap-almayanlardir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İmanından Sonra, Allah Adına Yalan Söyleyenlerin Sonu…..</title>
			<link>https://www.forumadasi.com/islamiyet/56386-imanindan-sonra-allah-adina-yalan-soyleyenlerin-sonu.html</link>
			<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 07:41:45 GMT</pubDate>
			<description>Sizce Allah Kur’an’ı, neden indirmiş olabilir? Çünkü daha öncede Resuller aracılığıyla birçok kitaplar göndermişti. Demek ki yoldan sapmış toplumları...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4">Sizce Allah Kur’an’ı, neden indirmiş olabilir? Çünkü daha öncede Resuller aracılığıyla birçok kitaplar göndermişti. Demek ki yoldan sapmış toplumları Allah, belirli zamanlarda uyarmak ikaz etmek için gönderiyor, onun içinde böyle bir kitap ne eksiktir, nede anlaşılması zor birilerinin açıklamasına muhtaç, ASLA OLAMAZ. Eğer öyle olsaydı mahşer günü insanlar, Allah’ım bizim Kur’an’ı anlayacağımız açıklıkta detaylı göndermemişsin diye bahane bulurlardı ki, Allah bahane bulmayalım diye nice örneklerle bizzat kendisinin açıkladığını söylüyor. En son olarak da Hz. Muhammed aracılığıyla, Allah’ın yolundan batıla sapmış kullarını uyarmak için Allah Kur’an’ı gönderiyor. Kısaca Kur’an’ın indiriliş amacı üzerinde duralım. KUR’AN’IN İNDİRİLİŞİNİN TEMEL AMACI, İNSANLIĞI CEHALET VE İNKÂR KARANLIĞINDAN ÇIKARIP, HAKİKATİN AYDINLIĞINA ULAŞTIRMAK VE ONLARA DÜNYA VE AHİRET SAADETİNİ KAZANMALARI İÇİN, REHBERLİK ETMEKTİR. Sizce böyle bir kitap, anlaşılması zor açıklanmamış olabilir mi? İsterseniz bunu küçük başlılarda biraz açalım.<br />
<br />
Kur’an Hidayet ve Yol Göstericidir. Kur’an, insanın yaratılış amacını, doğruyu yanlıştan ayırt etme kriterlerini (Furkan) ve YARATICISINA NASIL KULLUK EDECEĞİNİ GÖSTEREN EVRENSEL BİR REHBERDİR. Bakın özellikle evrensel diyorum. Yani Kur’an yalnız Araplara değil, tüm insanlığa indirmiştir, onun için Kur’an başka dillere tam çevrilemez demek, Allah’ın kitabına saygısızlık olur. Yani Allah’ın kanunları kişilere, mezhep ve cemaatlere göze değişmez, esnetilip ilaveler yapılamaz. Düşünüp ve Öğüt Almak için rehberdir. Sad Suresi 29. ayetinde belirtildiği gibi, kitabın indirilmesinin bir diğer önemli amacı, İNSANLARIN ONUN AYETLERİ ÜZERİNDE DERİNLEMESİNE DÜŞÜNMESİ (tefekkür etmesi) ve bu ayetlerden öz bilgelik çıkararak hayatlarına yön vermesidir. Sizce böyle bir rehberi, her aklı başında bir insan okuduğunda anlayamaz mı? Ya da Allah katından eşi benzeri olmayan böyle bir rehberin, YARATILMIŞ BİR İNSANIN AÇIKLAMASINA MUHTAÇ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK, İMANIN ÖZÜNE TERS DÜŞMEZ Mİ? <br />
<br />
Kur’an adaletli ve erdemli toplumun oluşması için gönderildi. Kur’an Hayatın her alanında ADALETİ, MERHAMETİ VE AHLAKI EGEMEN KILARAK, huzurlu bir toplum düzeni ve erdemli bireyler yetiştirmeyi hedefler. Şifa ve Rahmet Olma özelliğine gelince. Kur’an İNSAN RUHUNUN SIKINTILARINA, İNANÇSIZLIĞIN GETİRDİĞİ KARGAŞA VE TEREDDÜTLERE KARŞI MANEVİ BİR ŞİFA VE RAHMET KAYNAĞIDIR. En önemlisi Kur’an sadece okunup geçilmek için değil, ANLAŞILMAK, ÜZERİNE DÜŞÜNÜLMEK VE HAYATIN HER SAFHASINDA YAŞANMAK ÜZERE GÖNDERİLMİŞ BİR HAYAT KILAVUZUDUR.<br />
<br />
Kur’an’a iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, hiçbir beşerin yazamayacağı bu eşsiz NUR, IŞIK için, Kur’an’ı herkes anlayamaz, zaten Kur’an’da her bilgi detaylı yoktur özet bilgi verir demesi aklın ve mantığın ötesinde, YÜCE RABBİMİZE ONUN KİTABINA YAPILABİLECEK EN BÜYÜK SAYGISIZLIK VE KÖTÜLÜK DEĞİL MİDİR? Bunu fark edemeyene, Allah’ın dini İslam’ı asla anlatamazsınız. Çünkü akıl devre dışı kalınca onun yerine rivayetler, atalar dini yerleşir. ALLAH’IN HAK DİNİNE KARŞI GÖZLER KÖR OLUR, KULAKLAR VE KALPLER MÜHÜRLENİR. Hatırlatırım Allah ısrarla, hak olan Kur’an karşılarında durduğu halde, onu yeterli görmeyip beşeri rivayetlere dalanları, mahşer günü öyle bir yaratacağım ki diyor, biz dünyadayken böyle değildik diye şaşıracaklar. Bu ayetleri hatırlayalım.<br />
<br />
Ali İmran 106: O GÜN BAZI YÜZLER AĞARIR, BAZI YÜZLER KARARIR. YÜZLERİ KARARANLARA, “İMANINIZDAN SONRA İNKÂR ETTİNİZ, ÖYLE Mİ? ÖYLE İSE İNKÂR ETMENİZE KARŞILIK AZABI TADIN” DENİLİR. (Diyanet meali)<br />
<br />
İsra 97: ALLAH KİME HİDAYET VERİRSE DOĞRU YOLU BULAN İŞTE ODUR; KİMİ DE HİDAYETTEN UZAKLAŞTIRIRSA, ARTIK BÖYLELERİNE ALLAH’TAN BAŞKA DESTEKÇİLER BULAMAZSIN. KIYAMET GÜNÜNDE ONLARI KÖR, DİLSİZ VE SAĞIR BİR HALDE YÜZÜKOYUN SÜRÜNDÜREREK TOPLARIZ. ONLARIN VARIP KALACAĞI YER CEHENNEMDİR; ONUN ATEŞİ ZAYIFLADIKÇA YAKICI ALEVLERİNİ ÇOĞALTARAK AZAPLARINI SÜRDÜRÜRÜZ. ( Kur’an yolu Diyanet İşl.)<br />
<br />
Zümer 60: KIYAMET GÜNÜ, ALLAH ADINA YALAN SÖYLEYENLERİ YÜZLERİ SİMSİYAH OLMUŞ GÖRÜRSÜN. KİBİRLENENLER İÇİN CEHENNEMDE YER Mİ YOKTUR? (Bayraktar Bayraklı)<br />
<br />
Ne yazık ki bu ikaz ve uyarıları, neredeyse hiçbir Müslüman yani iman ettiğini söyleyen, üzerine alınmıyor. Hatta bu ayetler bize değil, Kitap ehline söyleniyor diyerek, duymazdan geliniyor. Öyle olunca da aynı yanlışları bizlerde yapmaya devam ediyoruz. Ali İmran 106. Ayetinde Allah, İMANLARINDAN SONRA İNKARA SAPTINIZ diyor. Peki, nasıl inkâra sapılır, haşa Allah’ı mı inkâr ediyorlar? Elbette hayır. Kur’an’da inkâra sapmak, sadece Allah’ın varlığını reddetmekle sınırlı değildir. Ayetlere göre inkâra sapmak; GERÇEĞİ BİLE BİLE GİZLEMEK, GÖRMEZDEN GELMEK BÖYLECE KUR’AN’IN HÜKMÜNÜN TAM TERSİNİ ALLAH’IN EMRİ KABUL EDEREK, NİMETLERE KARŞI NANKÖRLÜK ETMEK gibi farklı tutum ve davranışlarla gerçekleşir. İnkâra sapmanın en belirgin yollarından biri, doğru yolu HAK OLAN GERÇEKLERİ gördükten veya iman ettikten sonra, dünyevi çıkarlar için batıl hurafe inançlarını savunup yaşayabilmek uğruna, tekrar küfre dönmektir. Sizce bizler bu hataya düşüyor muyuz, yoksa düşmeden Allah’ın emrettiği gibi YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILIP ONUN SINIRLARINI AŞMADAN, ONUN EMRETTİĞİ GİBİ Mİ YAŞIYORUZ? Bu konuda bakın Allah ne diyor.<br />
<br />
Ali İmran 90: ŞÜPHESİZ İMAN ETTİKTEN SONRA İNKÂR EDEN, SONRA DA İNKÂRDA İLERİ GİDENLERİN TÖVBELERİ ASLA KABUL EDİLMEYECEKTİR. İŞTE ONLAR SAPIKLARIN TA KENDİLERİDİR. (Diyanet meali)<br />
<br />
Özellikle tekrar hatırlatıyorum, iman ettikten sonra inkâra yani batıla sapıp inkârda ileri giden, yani ısrar edenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyeceğini bildiriyor. Onlar sapıkların ta kendileridir diyerek, Allah kızgınlığını belirtiyor. Hatırlayınız Allah Kur’an’da uyarıp; insanların sadece “İNANDIK” demekle imtihandan geçirilmeden, bırakılmayacaklarını belirtir (Ankebût 2) İslam dininde iman şeklini ikiye ayırabiliriz. TAKLİDİ yani çevresinden görerek, araştırmadan inanmak ve TAHKİKİ yani delilleriyle, bilerek ve kavrayarak inanmak diyebiliriz. Sizlere soruyorum, siz hangi iman şekline giriyorsunuz? Çevrenizden büyüklerinizden öğrendiğiniz iman mı, yoksa Allah’ın dinini yaşarken KANIT VE DİLLERE DAYALI BİLEREK DÜŞÜNEREK AKLIMIZI KULLANARAK, KUR’AN’DAN ÖĞRENDİĞİMİZ İMAN MI? Karar sizin. Sadece anne babasından veya çevresinden gördüğü için inanan bir insanın imanı SARSINTILARA, RİSKLERE ÇOK AÇIKTIR, LÜTFEN UNUTMAYALIM.<br />
<br />
Gelelim biraz önce verdiğim ayet örneklerine. Bu ayetlerde Allah bizleri uyarıyor ve iman ettiğini söyledikleri halde, imanlarının gereğini yerine getirmeyip batıla hurafeye atalar dinine sapanları, mahşer günü nasıl yaratacağı örneklerini veriyor ve Allah Kur’an’da söylemediği halde bunlarda Allah’ın dini İslam’ın emridir diyerek, ALLAH ADINA YALAN SÖYLEYENLERİN YÜZLERİ SİMSİYAH olarak yaratacağını bildiriyor. Yine Allah’a söz verip iman ettim dedikleri halde, imanlarının gereğini yerine getirmeyip hak yolundan, atalarının batıl inancına sapanları kıyamet günü, KÖR, DİLSİZ VE SAĞIR BİR HALDE YÜZÜKOYUN SÜRÜNDÜREREK TOPLARIZ DİYOR. Ali İmran 106. Ayetinde bu kişilere “İMANINIZDAN SONRA İNKÂR ETTİNİZ” diyor. İman ettikten sonra inkâr etmeye örnekler verelim ne olabilir?<br />
<br />
Örneğin Allah, şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin olmadığı O günden sakının diyor da, bizler inatla kendimize Allah’ın yanında mahşer günü şefaat ediciler ediniyor ve KUR’AN’DA ÇELİŞKİ YARATMAK PAHASINA, bazı ayetlerin anlamlarını değiştirip kendimize kanıt yaratıyorsak,  bizler imanımızdan sonra küfre sapıyoruz demektir. Allah sakın benden başka VELİ edinip ardı sıra gitmeyin diye uyardığı halde, VELİSİ olmayanın VELİSİ şeytandır diyor ve kendimize veliler, şeyhler, gavslar ediniyorsak, imanımızdan sonra küfre sapmışız demektir. Allah dinde hüküm koymak yalnız Allah’a mahsustur diye uyardığı halde, Allah Resulünü postacı diye mi gönderdi diyerek, Allah’ın hükmünü haşa beğenmemiş gibi davranıp, Allah’ın Resulüne vermediği yetkileri bizler veriyorsak, hem Allah’ın hükümlerini görmezden gelip şirk koşuyor hem de, ALLAH ADINA YALAN SÖYLÜYORUZ DEMEKTİR. Verecek çok fazla örnek var. Kur’an ile buluşan tüm gerçeklerin farkında olacaktır. Israrla görmek istemeyip atalarının inancını yaşamak isteyenlerinde Allah, GÖZLERİNE PERDE ÇEKERİM KULAKLARINI VE KALPLERİNİ MÜHÜRLERİM DİYOR. Böyle insanları Allah’ın Resulü bile hakka davet edemediyse, biz aciz kulların HATIRLATMAKTAN başka, yapacak hiçbir şeyi yok demektir.<br />
<br />
Dilerim Kur’an gerçekleri ile buluşabilmek için çaba harcayan, batıla ataların inancına değil Kur’an’ın ipine sarılarak gerçek hak delil ve kanıtları tebliğ alıp yaşayan, ALLAH’IN AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.<br />
<br />
Saygılarımla<br />
Haluk GÜMÜŞTABAK</font><br />
<br />
<a href="https://kuranadavet1.wordpress.com/" target="_blank">https://kuranadavet1.wordpress.com/</a><br />
<br />
<a href="http://www.hakyolkuran.com/" target="_blank">hakyolkuran</a><br />
<br />
<a href="https://www.facebook.com/Kuranadavet1/" target="_blank">https://www.facebook.com/Kuranadavet1/</a><br />
<br />
<a href="https://hakyolkuran1.blogspot.com/" target="_blank">https://hakyolkuran1.blogspot.com/</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumadasi.com/islamiyet/">İslamiyet</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumadasi.com/islamiyet/56386-imanindan-sonra-allah-adina-yalan-soyleyenlerin-sonu.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
