![]() |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İnsanlar kırabilse keşke onları engelleyen prangaları, Özgür bırakabilseler ruhlarını... O zaman tüm güzel duygular çıkardı belki açığa. Herkes gizliyor içindekileri, Yüzlerde sahte gülümsemeler, mutluluklar... Oysa tek ihtiyacımız olan samimiyetti. İnsanları içtenlikle kucaklayabilseydik, özgürleşecekti ruhumuz. Sonsuz olacaktı sevgiler... Sahte gülümsemelerin, maskelerin arkasına gizledik, Her gün çiçek gibi soldu sevgiler, kurudu kalplerimizdeki toprak. Duyguları zayıflık olarak görmeye başladığımız gün kaybettik biz... Belki de bu yüzden dünyayı kurtarmasını beklediğimiz sevgi, Sonsuzlaşamadığı için, kurtaramadı dünyayı! Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
https://www.forumadasi.com/images/icons/saat.gif Erkin Koray'ın da şarkı da dediği gibi; Öyle bir geçer zaman ki... Bu bir sene nasıl geçti bilmiyorum, Bazen çok yavaş, bazen çok hızlı... Onu bir de gelin kalbime sorun, İçinde 4 mevsimi de yaşadı bu yıl... Öyle bir yıl oldu işte. Artık yıllara anlam yüklememeye, kesin konuşmalar yapmamaya karar verdim. Ders oldu bana, emin konuşmalarım, aceleci hallerim... Belki beceremedim kulaklarımı tıkamayı, hayatı umursamaz yaşamayı, Ama şu kalbim çok güzel sevdi, bir tek sevmeyi iyi bildi... https://www.forumadasi.com/images/icons/redheart.gif https://www.forumadasi.com/images/icons/melodi.gif Neyse şarkıyı da bırakalım buraya... Allah rahmet, nurlar içinde uyusun. https://www.youtube.com/watch?v=pJBfjREF8GA |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şairinde dediği gibi, beni bu havalar mahvetti. Bir sıcak, bir soğuk... Kendime gelemiyorum. İnsanlar gibi havada dengesizleşti... Yat, kalk, işten eve, evden işe... Kendimden kaçmak için, uykuya tutturuyorum hayatı. Oysa artık zamanı etkili kullanmam gerekiyor, bense erteliyorum her şeyi. Yaş ilerliyor ve zaman durmuyor yerinde. Kendimi yoğunlaştırmam lazım, yoğunluk dinç tutar insanı. ;düşün; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Nihan Kaya'nın Kırgınlık kitabında yazdığı; "Varlığım kimilerini çok incitiyor. Bu yüzden hep hafif olmak istedim. Ayaklarımı yere bir kar tanesi kadar hafif basmak. Ayaklarımı yere basmıyormuş gibi basmak. İz bırakmadan yaşamaya öyle gayret ediyorum ki, kendim de kendime karşı görünmez oluyorum bazen. Arasam da kendimi bulamıyorum. Beni saran renklerimi onları görmekten rahatsız oluyorlar diye içime sakladığımdan beri, vücut ısımı da kaybettim. Şimdi her sıcaklıkta üşüyorum. " Satırlarında ki gibiyim... Hayatım hep böyle olmuştu, kimseye yük olmamak için, kalbime yük olmuştum hep... Sevdiklerini sandığım kim varsa, ben değil emeklerimdi sevdikleri. Kimseye yük olmamak için, kendimden verdiğim ödünlermiş onların sevdiği... Ben değilmişim... Hala da öyle değil mi? Seni sen olduğun için sevmiyorlar, yanında olmuyorlar. En çokta bu acıtıyor insanı, kimde ne kadarım biliyorum... İçime döndüğümde bakıyorum kocaman bir enkaz var orada. Kalbimden uzaklaştığımda, kendimi kandırdığımda hiçbir şey yokmuş gibi... Kalbim ölmüş gibi... Oysa ben bu hayatta bir tek kendime yük oldum... Kimseye değil... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
|
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bir gün düşünün, hem en mutlu gününüz olup, hem de en hüzünlü gününüze dönüşmüş... İşte öyle bir şey. Bazen bazı acılar öyle derindir ki; Ne siz anlatabilirsiniz, ne kimse anlayabilir sessiz çığlıklarınızı... Acının dili yoktur, sessizdir, Yaranız öyle derinlerdedir ki, Nefesinizi kesercesine, kanar durur içten içe... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şu an avazım çıktığı kadar bağırmak, çığlık atmak istiyorum. Tek yapmak istediğim bu. İçim artık öyle bir doldu ki. Bir insanın her şey mi üstüne gelir, hiç mi bir şey yolunda gitmez. İş ortamında orasını burasını açıp, kafasıyla değil orasıyla burasıyla prim yapanların döneminde aynı havayı soluyup, işini hakkıyla yapmaya çalışmak ne kadar zormuş. En önemlisi anlaşılamamak. Bazen yalnızlık ülkesinde yaşıyorum da, hiç kimsenin duymadığı sadece kendimin duyduğu yalnızlık dilimi konuşuyorum diye düşünüyorum. Sanırım böyle bir dil var ve bu yüzden kimse duymuyor beni. Sanırım yalnızlığımı alıp gerçekten herkesin hayatından çıktığımda, yokluğumun sessizliğini duyduklarında anlayacaklar... Ve o zaman çok geç olacak ve cevabım: "Yalnızlığımı işitmediniz, yokluğumun sessizliğine mahkum edildiniz" olacak... Yoruldum! Sadece "hiç" olmak istiyorum... Ne kimsenin kızı, Ne kimsenin kardeşi, Ne kimsenin arkadaşı, Kimsenin hiçbir şeyi olayım... Yeter ki huzurlu olayım. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Atın beni denizlere, Yalan dünya size kalsın! |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ruhumu nasıl özgürleştirebileceğimi düşünüp duruyorum, Sonra böyle vazgeçme perileri geliyor bana. Ruhunu çalan, seni senden eden işe istifanı bas, çek git diyorum kendime. Sonra? Yeni bir işe girme, bu kapitalist sistemin dayatması işler hep aynı zaten... İşe devam etmeyince, yeni bir işe girmeyince mesleki yükselmede yalan... Sanki neyime yarayacaksa, ölünce kefenden başka ne geliyor bizimle, kapitalist sistem yüzünden ömrümüz boş insanların tatavalarıyla geçiyor. Şöyle toplayacaksın pılını pırtını, cep telefonunu da kıracaksın şöyle gönül rahatlığıyla. Kimse ulaşamayacak... Yerleşeceksin bir gece konduya, yiyeceğin kadar sebzeni ekecek, kuşların sesini dinleyecek, sessizliğin huzuruna varacaksın. Yalnız öleceksin belki ama kalabalık yalnızlık çekmeyeceksin. Herkesin etrafı kalabalık ama aslında çok yalnızlar. Bu şehir, bu hengame yutuyor hepimizi. Şöyle istifamı basıp çekip gidebilsem kuytu köşelere ne iyi olurdu. Hazır yıl sonuda gelmişken. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bazen diyorum, yaşadık işte, daha ne yaşayacağız... Ya da yaşayıp ne yapacağız... Hep aynı düzen... İçime dönüyorum, Dışıma bakıyorum, dışarıya bakıyorum, İnsanlara, dünyaya... Hep aynı telaş, aynı döngünün içinde sıkışmış gibiyiz... Bazen öylece durur, düşünürüm, sanki dışarıya bakar gibi, uzaktan bir yabancı gibi seyredeyim hayatımı film seyreder gibi... Tahayyül ederim bazen... Geçmişi süzerim, didiklerim... Ve bazen diyorum napıyoruz biz ya? Cidden hayat bu kadar işte... Napıyoruz, napıyorsunuz... Ne bu telaş... Ne bu hengame, Bu kavgalar, Bu hırs, Bu kötülükler, Bu kıskançlıklar, Düşmanlıklar... Ya insanların kokuşmuş düzenlerinin bir parçası olup, o iğrençliğin içine dahil olup, özünüzü kaybetmeye mahkum olacaksınız, Veya insanların kokuşmuş düzenlerinin parçası olmadığınız için yalnızlaştırılmaları görmezden gelip, inadına kafa tutacaksınız bu düzene... İnadına devam kafa tutmaya... Sorun yalnızlaşmak değil ben doğuştan yalnızım, sorun geçmişi sorguya çektiğimde akıllanmamış olmak hepsi bu... O da insanlığımızdan işte. https://www.youtube.com/watch?v=Eo_nV-Yrg0s |
| Saat: 16:15. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.