![]() |
Suç ve Ceza | İngilizce - Türkçe
acquit — beraat etmek
barrister — avukat bail — kefalet kefaletle serbest bırakmak court — mahkeme court case — duruşma custody — tutukluluk custodial sentence — hapis cezası conviction — hüküm giyme cross-examination — çapraz sorgu defend — savunmak evidence — delil guilty — suçlu hearsay — tanıklık illegal — yasadışı judge — hakim jury — hakem heyeti justice — adalet life sentence — müebbet magistrate — sulh hakimi not guilty — suçsuz Old Bailey — Londra merkez cinayet mahkemesi prosecution — kovuşturma parole — şartlı tahliye plea — ifade plaintiff — davacı diminished responsibility — azaltılmış cezai yükümlülük statement — beyan, ifade sentence — hüküm, ceza trial — duruşma victim — maktul, kurban, mağdur verdict — karar witness — tanık Suç Türleri abduction — zorla alıkoyma kidnapping — kaçırma armed robbery — silahlı soygun arson — kundakçılık assault — saldırı attempted murder — cinayete teşebbüs burglary — hırsızlık breaking and entering — haneye tecavüz child abuse — çocuk istismarı domestic violence — aile içi şiddet drug trafficking — uyuşturucu kaçakçılığı drunk driving — alkollü araç kullanma fraud — sahtecilik, dolandırıcılık hijacking — kaçırma, korsanlık murder — cinayet homicide — adam öldürme shoplifting — mağaza hırsızlığı smuggling — kaçakçılık speeding — hız sınırlarına uymama terrorism — teröristlik theft — soygun, hırsızlık torture — işkence, vandalism — barbarlık white collar crime — beyaz yaka suçları Ceza Türleri community service — toplum hizmeti (örneğin ilk kez suça karışmış bir genç için) fine — para cezası (yasak sezonda avlanmak) house arrest — ev hapsi (örneğin duruşmasını bekleyen bir genç için) jail time — hapis (karısına şiddet uygulayan adam) license suspension — ehliyete el konulması (alkollü araç kullanma) life in prison — müebbet hapis (cinayet) traffic ticket — trafik cezası (hız yapma, yanlış yere park etme) You are under arrest. Tutuklusunuz. Put your hands on your head. Ellerini başının üstüne koy. We are taking you to the police station. Sizi merkeze götürüyoruz. This is against the law. Bu kanunlara aykırıdır. Officers will tow your vehicle to the station. Görevliler aracınızı çekecekler. I’ll have to write you a ticket, sir. Size ceza yazmak zorundayım efendim. Please get out of the car. Lütfen araçtan ininiz. Are you carrying a weapon? Üzerinizde silah var mı? Do you have any illegal drugs? Uyuşturucu bulunduruyor musunuz? Does this belong to you? Bu size mi ait? Where were at five this morning? Bu sabah beşte neredeydiniz? Officer, have I done something wrong? Yanlış bir şey mi yaptım memur bey? Why did you pull me over? Beni neden durdurdunuz? I want to make a phone call. Telefon etmek istiyorum. What are my rights? Haklarım neler? |
Yanıt: Suç ve Ceza | İngilizce - Türkçe
Roman zanneden ben :D
|
| Saat: 05:28. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.