Hiçbir şey yemeyen, yaşıtlarından çok zayıf.
Hatta annem okula giderken, kapı önünde yakalar bir kaç lokma daha tıkıştırmaya çalışırdı.
Yaramaz değildim ama evde durmazdık çocukken hep sokaklardaydık.
Gerçi annem çok salmazdı beni, yaşıtlarım akşam bile sokaktaydı ben çıkamazdım.
Ama en önemlisi başım kazadan kurtulmazdı. Zayıf olunca, hep bir düşme, merdivenlerden yuvarlanma olayım vardı. O kadar düştüğüm halde kedi misali 9 canlıydım, hiçbir zaman parmağım dahi kırılmadı, incinmedi.
Ama yolda düştüğümde, dizim çok kanardı, çorap dayanmazdı bana.
Yalnız o yaşta bile akıllıydım, neyin ne olduğunu bilirdim. Alık değildim, aklım bir karış havada değildi.
O zamanlar bu kadar çeşit yoktu, bizim oyuncağımız olmadı bu kadar çeşitli, kendimiz elbiseler diker, bezden bebek yapardık.
Oyunlarımız sokakta geçerdi. Bu yüzden her gördüğünü isteyen bir çocuk değildim.
Ama hayalciliğim çocukken de çok vardı, hayal gücümün sınırı yoktu o zamanda. Neyse şu an bu konu duygulandırdı, kaçtım ben