
KAYIP
forumlar, genel forum sitesi forumadasi.com
Uzun süredir pencereden yarı hayran yarı şaşkın, biraz da ürkek baktığı şehre ilk adımını atmadan önce otobüsün iki basamaklı merdiveninde duraklıyor. Tedirginliğin sıkıştırdığı göğsünde huzursuzluk. Kısa bir tereddüt, iyi mi yaptı kötü mü. Arkasından gelen homurtuları duyunca hızlıca iniyor basamakları.
Uzun uzun esniyor önce, geriniyor. Kemiklerinin çıtırtısı duyuluyor uzaktan. Saatler boyu oturmaktan şişmiş ayaklarını ayakkabısından taşırarak rahatlatmış. Tek bir topuk darbesi yetmiş, ayakkabının rütbesini terliğe düşürmeye. Bavulu bohçası yok. Kolunun altına sıkıştırdığı orta boy bir çantası var sadece. Üzerine biraz büyük gelen ceketinin gri rengini güneşe teslim etmiş, başındaki kasketi geri itmiş sıcaktan. Ter, yol yol iz yapmış kasketin siperliğinde. Ensesine büyükçe bir mendil salmış, teri alsın diye. Çocukken uykudan kalktığında sırtına bez koyulmasından alışkanlık. Mendil anasının öğüdü gibi asılı kalmış boynunda. Çıkarıp atsa, dünyanın yükünü atacak. Birbirine yakın kaşları gür, yüzünün çizgileri uyku mahmuru. Ellili yaşların başını bulduğu ömründe, gözleri büyük şehir kalabalığına yabancı. Geldiği yerdeki bilinir adam olmanın rahatlığını soyunup bırakmış otobüste. Üzerinde kalan bir bilinmezlik, bilmezlik hali.
Sağa sola bakınıyor. Ne yana gidecek, kararsız. Göğüs cebine koyduğu kâğıdı yokluyor ceketin üstünden, varlığını hissedince rahatlar gibi oluyor. Kâğıt, pusulası. Yoklamak yetmeyince çıkarıp açıyor. Parmakları satırın üstünde gezerken heceleye heceleye okuyor, aslında ezbere bildiğini.
Alakarga Yayınları, s.65-66