Penceremde dinmeyen o sert uğultu,
İçimde birikmiş eski bir korku.
Bardaktan boşalırcasına yağarken hüzün,
Aklıma düştü o aydınlık yüzün.
Şemsiyesiz kaldım en şiddetli yerinde,
Islandım, üşüdüm kendi kederimde.
Ama sonra bir şey oldu, rüzgar kesildi,
Gökyüzünün gri perdesi usulca çekildi.
Yaprakların ucunda bir gümüş pırıltı,
Sanki kalbimde başladı o tatlı sarsıntı.
Hava taze, toprak nemli ama umutlu,
Sen geldin ya, dünya yeniden mutlu.
Yağmurdan sonra güneşin açması gibi,
Yıkadın ruhumu, temizledin dünü.
Gözlerin; karanlık gecenin en parlak günü.
Nasıl ki toprak suya kanıp can bulursa,
Öyle canlandım seni görünce,
Aşk, fırtınadan sonra açan o ilk güneş gibi.
Yağmurdan sonra güneşin açması gibi,
Yıkadın ruhumu, temizledin dünü.
Gözlerin; karanlık gecenin en parlak günü.
Nasıl ki toprak suya kanıp can bulursa,
Öyle canlandım seni görünce,
Aşk, fırtınadan sonra açan o ilk güneş gibi.
Sokaklar parlıyor sanki elmas tozundan,
Kurtulduk o ayrılığın ayazından.
Sırılsıklam bir özlemin ardından gelen,
En güzel mevsimsin sen, yüzümü güldüren.
Artık ne şimşek çakar, ne bulut çöker,
Senin olduğun yerde güneş her sabah erken doğar.
Bulutlar gitti, kuşlar uyandı,
Güneş senin adınla dünyaya dayandı…
Yağmurdan sonra güneşin açması gibi,
Yıkadın ruhumu, temizledin dünü.
Gözlerin; karanlık gecenin en parlak günü.
Nasıl ki toprak suya kanıp can bulursa,
Öyle canlandım seni görünce,
Aşk, fırtınadan sonra açan o ilk güneş gibi.
Yağmurdan sonra güneşin açması gibi,
Yıkadın ruhumu, temizledin dünü.
Gözlerin; karanlık gecenin en parlak günü.
Nasıl ki toprak suya kanıp can bulursa,
Öyle canlandım seni görünce,
Aşk, fırtınadan sonra açan o ilk güneş gibi.












Normal
