Saat durdu, yelkovan sustu o gece
Bir soğuk rüzgâr esti, binlerce hece
Toprak sarsıldı, gök yarıldı sandık
Biz o karanlığın ortasında yandık…
Ah Memleketim!
Sesim ulaşıyor mu oraya?
Yıldızlar şahit olsun bu bitmeyen yaraya
Betonun altında kalan sadece can değil
Bir tarihti yıkılan, kolay değil, eğil...
Sesimi duyan var mı?
Diye bağıran o nefes
Hâlâ kulaklarımızda, en ağır kafes.
Maraş’ın kışı, Hatay’ın sönen feri
Adıyaman sessiz, dönmüyor giden geri
Antep’ten Malatya’ya uzanan bu sızı
Kaderin alnımıza yazdığı o kapkara yazı
Ellerimiz kenetlendi, tırnakla kazıdık taşı
Dursun artık diyoruz, toprağın gözyaşı.
Zaman iyileştirir derler ama bu başka
Veda bile edemedik en büyük aşka
Yarım kalan çaylar, asılı duran ceketler
Şimdi gökyüzünde bizi bekler gidenler.
Ah Memleketim!
Sesim ulaşıyor mu oraya?
Yıldızlar şahit olsun bu bitmeyen yaraya
Betonun altında kalan sadece can değil
Bir tarihti yıkılan, kolay değil, eğil...
Sesimi duyan var mı?
Diye bağıran o nefes
Hâlâ kulaklarımızda, en ağır kafes.
Ah Memleketim!
Sesim ulaşıyor mu oraya?
Yıldızlar şahit olsun bu bitmeyen yaraya
Betonun altında kalan sadece can değil
Bir tarihti yıkılan, kolay değil, eğil...
Sesimi duyan var mı?
Diye bağıran o nefes
Hâlâ kulaklarımızda, en ağır kafes.
Unutmak mı?
Asla, sönmez bu ateş
Bir gün elbet yeniden doğacak o güneş
Ama kalbimizde hep saat dördü on yedi geçiyor.
Huzurla uyuyun, emanetiniz bizde.












Hybrid şeklinde göster
