![]() |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Alıntı:
unutma gülün asil rengi mavidir en kör gece bile sabahtir sonunda kalbin aglasada gülümse inadina düsler takip saclarina yürü rüzgarlara o pembe gül yüzünü kederle soldurma dalda ki son yaprak gibi saril hep hayata gecerken acilardan gülmeyi unutma firtinalara direnmektir yasamak biraz da kurdugun hayalleri yagmurlar yiksada sen yeter ki hep ümit et hayat döner sana . . . |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
İnsanlar yoruyor be günlük. Neden ben böyle kırılıyorum bazen bazı şeylere. Hadsizliği kaldıramıyorum. Aşırı bir duygusallık çöktü yine üzerime. Yapmak istemediğim şeyleri yaptırıyorlar. İş ortamlarında tek arkadaşın kendin olacaksın... Ve iyi niyetli davranıp kimseye taviz vermeyeceksin. Tepene çıkıyorlar sonra. Ama şaşırdım kendime. Bir şeyi eğer kafama koyup, kalp terazisine de oturtuyorsam düşündüğümü anında yapıyorum. Patrona derdimi anlatabileceğimi bende tahmin etmiyordum. Başkalarının savsaklığıyla uğraşamam daha. Balık Burcu sabrı da böyle bir şey. Susarsın, susarsın, susarsın... Ama bir yerde o sabır ipi inceldiği yerden kopar. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
İşe geldik mi geldik, niye geldik, niçin geldik, uyumak varken? Geri mi dönsek? Kafamda deli sorular... Deli fıkralarında olur ya, hastaneden kaçarlar, son merdivene gelip yoruldum, hadi dönelim kalan merdiveni de yarın çıkarız diye. Neyse uyku saçmalığı hep bunlar ;sleep; Ee naber günlük? Hadi yine iyisin, bugün de geldim, yine bir ara, yarın veya öbür gün, daha sonraki günde olabilir, görüşürüz yine.. ;byby; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Ne haftaydı günlüğüm ya, Nasıl yoruldum anlatamam... Muhabbet kuşum geçen haftasonundan halsiz ve hiçbir şey yemiyordu. Zorla da olsa artık ne su içiyor, ne yem yiyordu. Çevrede veteriner klinikleri var, mahallemizde dahil... Ama sağ olsunlar muhabbet kuşlarından anlayan veteriner yok. Tüm hayvanlara bakmayacaksınız o zaman bu mesleğin ticari boyutuyla ilgilendiğinizi gösteriyor. Eskiden, eski kuşumuzu İstanbul'da otururken veterinere götürmüştük yine, kuşlardan anlıyordu. İshalini tedavi etmişti. Verdiği antibiyotiği de piyasada bulabiliyordun. Bir keresinde kuşumuz ayağını kapıya sıkıştırmıştı çok kötüydü ama ayak bileğini sarıp halka takmıştı. Bir süre sonra kuşumuzun ayağı iyileşmişti. İşte ben böyle işinin ehli anlayan veterinerler arıyorum yok. Şimdi veterineri geçtim ilaçta bulamıyorsun tedavi eden. Tüm faydalı kuş ilaçları piyasadan kaldırılmış, yok bulamıyorsun. İnsanlarda olduğu gibi yani... Nasıl bizler, sakladığımız faydalı eski ilaçlarımızı artık piyasada bulamıyoruz... Bu durum tüm canlılar için geçerli duruma gelmiş. Daha çok anlık çözüm üreten, hasta olsun yine gelsin mantığıyla hazırlanıyor sanki ilaçlar... En son üniversitenin hayvan hastanesine götürdüm kuşu... Verdikleri bir ilaç tüm hayvanlarda kullanılan antibiyotik, diğer bir tanesi insanlarında kullandığı vücudun minerallerini geri kazanması için kullanılan bir ilaç. Kereta toparladı ama şimdi daha iyi... Onu hasta görünce odama almıştım, o sabah rahatsızlığı nedeniyle sabaha karşı uyuyamadım seslerinden, zor nefes alıyordu. Onu veterine götürmek ilk gece işe yaramasa da, bir kaç güne toparladı. Ama kuşu doktora götürdüğümüz günün gecesi bu kez üst kat komşumuz kalp krizi geçirmiş. Gecenin bir yarısı zil çalmaya başladı, nasıl tedirgin uykudan uyandım bilmiyorum. O gece de uykusuz kaldım, erken uyuyamadım falan haftayı yorgun kapattım... Kapıyı kim çalardı ki gece gece abimler sandım bir şey oldu sandım ilk. Sonra üst kattan babamı çağırdılar, adamı ambulansa taşımak için. O gece sanırım götürdüklerinde vefat etmiş komşumuz. Ama ambulansa bindirirlerken ki hali gözümün önünden gitmiyor hala... Yalnız o gün cenazesini alıp başka şehre götürdüler sanırım. Ailesi ve yakınları akşama eve geldiğinde, kapının önünde kavga çıktı. Ailesinde hiç üzülme falan göremedik, sanki gezmeye gitmiş gelmişler gibi. Üzüntü olsa cenaze günü kavga çıkar mı sokakta... Daha adam öleli 24 saat olmadan. Olan ölene mi oluyor, kalana mı bilemedim. Aynı gün mahallede karşı evde bir komşunun da annesi vefat etti, aynı gün. Mahalle vefat edenler mahallesine döndü. Hatta konu komşu esprisini bile yapmaya başlamış. Kendimize dikkat edelim, azrail kapımıza geldi diye. Az kalsın muhabbet kuşum da nasibini alıyordu, çok şükür tedaviye cevap veriyor artık. Üzerimde ki o üzüntü bulutları kalktı ama yerini kendini salmışlığa bıraktı... Dengesiz uyuyarak, stres ve yorgun bir halde bir de işe gittim ölü gibi. Böyle psikolojik olarak yorucu bir haftanın içinden çıktım. Dilek dilemicem, yeni bir hafta, güzel şeyler olsun diye... Ben dileyince aksi oluyor. Akışına bırakıyorum... Hem daha bu hafta bitmedi... Bugün için olan dilek ve duygularım ise kalbimde saklı ;hyl; Sana da söyleyemem ;sus; ;childgirl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Ne heyecan yaptım ama ya, Her şey çok güzel olacak... Bunu da buraya not düşeyim. ;kalem; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Günlük zaman geçmiyor bir türlü... Darlandum ;sıkıldım; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Diğer yarım değil, Kalbim sensin <3 Bir tek Kasım da değil, Aşk her mevsim seninle bambaşka güzel ;kalbim; Bu şarkıyı da buraya bırakmasam olmazdı... https://www.youtube.com/watch?v=sJAWdIxpJ3M |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Günlük yarın iş var ya. Bitti yine haftasonu. O değil geçici haftası da geldi ya. Ama tabi ki benim kayıtlarım ekstra bir şey olmazsa tastamam... Ayyy aklıma 2017 geldi. Server bozulmuştu, bir de yedek alamamış meğerse, 20 günlük tüm kayıtlar gitmişti. Bir de biz Ramazan ayı diye, yemek molalarında bile harıl harıl nisan-mayıs-haziran dönemi kayıtlarını eksiksiz hale getirmiştik. Tatil mevsimi ya, olur da yıllık izin kullanırız falan diye. Sonra tabi server gümleyince, bizde gümlemiştik. Gümlemiştik derken, her şeyi baştan girmiştim, çin işkencesi gibiydi. Şom ağızlıyım, kabul ediyorum. Umarım şu an bahsettim diye başıma gelmez. Zira her şey yolunda dediğim gün, bir kıyamet kopmadığı kalıyor. En son şirketi su basmıştı. :D Neyse sustum ;sus; Görüşürüz günlük ;buket; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Her şey çok güzeldi, keşke bir kaç gün daha uzun olabilseydi günlüğüm... Şimdiden aşırı çok özledim... ;kalpp; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
"Kasımda aşk başkadır" derler... İyi hoş, güzel de... Bir haftadır yedin bitirdin bizi Kasım... Ne bu lodos, ne bu yaprak dökümü... Her şey uçuş uçuş... Bir hafta önce donarken, bir haftadır da yanıyoruz... Üstümden kamyon geçmiş gibi... Bir yorgunluk, bir yorgunluk... Sabahtan akşama kadar yataktan çıkmasam, ruh hali var üzerimde... Mevsim geçişi mi yaşanıyor yoksa üzerimizden kamyonlar mı geçiş yapıyor, bilmiyorum artık orasını ;sıkıldım; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
Evde tek zamanda geçmiyormuş günlüğüm ya... Kimse merak edip aramıyor da. Bir gittiler, gelmek de bilmiyorlar. Keşke marketten abur cubur falan alsaydım. İçecek bir şeyler alsaydım, mısır patlatırdım. Ne yapsam ki, bilmiyorum... ;sıkıldım; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
https://www.youtube.com/watch?v=4ACuqHBYYWs O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı? Sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı. Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum, Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı. Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi. Ruhumla söndü alev, sonra ruhum da yandı. Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut. Bülbülün küllerine konan puhum da yandı. Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile. Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı. Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım, Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı. Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme. Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı. Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme. Ülkem yıkıldı heyhat! Ordugâhım da yandı. Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin, Başıma tâc ettiğim padişahım da yandı. İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı. Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı. O'ndan başka ne varsa yandı, Yandık sen ve ben. Nurullah Genç |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
https://www.youtube.com/watch?v=NXQBCTNVqs8 Kartallar uçar mı bir harâbeden Köprülerden benim yârim geçer mi Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum Avuçlayıp öpüyorum kumları Bir karadelikten bakarken hayat Meydan okuyanlar kim bu seraba Söyle bana hindiba ? Nurullah Genç |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
https://www.youtube.com/watch?v=3SRPnBVsB5M Gözyaşlarına gülümse Çünkü onlar İçinden parçalar indirirler yeryüzüne Dudaklarına gülümse Kelâmın kirlendiği vakitlerde Sessizliğin durağı Erdemin kapısıdır onlar Avuçlarına gülümse Çizgilerinde kaderin kardelen tohumları Adımlarına gülümse Gülümse ki, ayakların Varmasın bir ömrün cüzamlı Küf kokan topraklarına Ansızın yıkılan evler gibi Yalnızlığın üzerine çökmeyen Yüzünün cilâsı, insanlığının yurdu Onuruna gülümse Gülümse, gülümsediğin Bil ki seni de bulur O müntehâ mahşerinin rahminde Somurtanlara gülümse Acı çekenlere, âvârelere Yetimlerin umutlarına gülümse Hastalığa dûçâr olup, gündüzü Gece olanlara, uykusuzlara Susuzlara su ver tebessümünle Ekmeğin kokusuyla yoğur merhametini Sevgi kıtlığından bîçarelere Yoksullara gülümse Bir de gülümse, gülümsemeyi bilmeyen Kavga nadanlarına Bakarsın bir dolunay Mahbûb olmuş ağlayan düşlerine Bazen de kendi gökkubbesini Göremeyenlere gülümse Belki bir yağmur Eriterek evhamlı perdeleri Damla damla süzülür gözlerine Bazen de bana gülümse sevdiğim Bakarsın kanadı kırılan kuşlar Uçmaya başlar yeniden Kayan yıldızların çığlığı düşmez Gün ortasında ruhumun üzerine Bakarsın ki çiçekler Aramızda yükselen kayaların kalbinde Birer birer açıyorlar yeniden Bakarsın yolunu kaybeden yolcu Son durağına yürüyor hasretinin Bu kadar mı zordu bir mumun alevine Dokunmak ve sevmek ıstırabımı Bir dalın çürüyen yaprağı mıydı hayat Güneşi arayan gölge kimindi Bağışla, incinen bahar Yanan mektuplar benimse Gel, yeniden buluşalım derinde Çeşmelerden gökyüzüne akalım Tut ellerimden, hadi gülümse Nurullah Genç |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim.
https://www.youtube.com/watch?v=a63ScLbt85o Her şeye tek başına yetmeye çalışıp, kimse tarafından anlaşılamamak... Yoruldum günlüğüm... Kimsenin beni anlamamasından... Herkes beni tanıdığını zannediyor, hiç kimse tanımıyor İçim yangın yeri, darmadağın odaları... Hangi yanı toplamaya çalışsam, diğer yanı dağılıyor... Her şeyi sevgiyle yapıyorsun da, üzgünken yorgunluk çöküyor üstüne, Yetemiyorsun. Ben nelerle uğraşıyorum, nelere kafa patlatıyorum, Şu yaşadıklarıma bak günlük. Niye herkes bu kadar zor. Bir nefeslik canımız var zaten şu hayatta. Eninde sonunda bir gün ölüp gideceğiz, hiçbir şey götüremeyecek, Ardımızda hiçbir şey bırakamayacağız... Sadece şu hayatı huzurla yaşayıp ölmek istiyorum... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bazen bulunduğumuz yerde olsak da, aslında bulunduğumuz yerde olmayız... Olmak isteyip de olamadığımız yerde oluruz; ruhumuz, kalbimiz, aklımız... Hep olmak istediğimiz yerde olur... Uzakları yakın kılamaz bedenimiz, bu yüzden yorgun düşer... Ama kalbimiz; Öyle değildir, uzakları yakın eder, Hayallerle besler özlemini, Olmak istediği yer fizanda olsa, orada bulur kendini, Özlemler yakıp kavursa da içini, diri tutar ümidini... Bulunduğu yerde değil, uzaklarda atıyor kalbim; Olmak istediği yerin özlemiyle nefes alıyor... Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Çok yoruldum günlüğüm... Kalbim yoruldu... Herkes, her şey, tüm sorunlar aynı anda mı, aynı zamanlarda mı denk gelir. Herkese, her şeye çok kırgınım... Kendime bile tahammülüm yok. Sadece uyumak, uyumak, uyumak hiçbir yere kıpırdamamak istiyorum. İşe gelesim yok, Hiçbir şey yapasım yok, keyfim yok, tadım yok. Hevesim yok. Bana gelsin. https://www.youtube.com/watch?v=xwOto0m-sXg |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Canım günlüğüm, Karahindibam, Benim çocuksu yanım, Bu ara ruh halim biraz dalgalı ama bir süre idare edeceğiz. Bu sıra yoğun olacağız ama altından kalkarız. Haftaya bizim ofis de taşınır muhtemelen. Tekrar oda yerleştir, dolapları topla tekrar düz falan O çok önemli değil, her türlü hallolur. Evdeki telaşların altında hayırlısıyla kalksam, Sabra ihtiyacım var ama iyi anlamda, Heyecanımı yenmek açısından. Biliyorum beni daha güzel günler bekliyor, Her şey güzel olacak... Bu şarkıyı da buraya bırakayım... https://www.youtube.com/watch?v=s7Iq1mXkC20 |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "Bugün zor bir gündü", dedi Pooh. Bir sessizlik oldu. "Konuşmak ister misin?" diye sordu Piglet. Bir süre sonra, "Hayır" dedi Pooh, " istediğimi sanmıyorum." Piglet gelip Pooh'nun yanına oturdu. "Ne yapıyorsun?" diye sordu Pooh. "Aslında hiçbir şey" dedi Piglet." "Sadece zor günlerin nasıl olduğunu bilirim. Bende zor geçen bir günün ardından konuşmak istemem genelde." diye ekledi. "İyi olan şu ki..." diyerek, devam etti Piglet, "Zor günlerde dayanmak, seninle duran biri olduğunu bildiğinde çok daha kolaydır. Ve ben her zaman senin yanında olacağım, sevgili Pooh". Pooh öylece oturup, kendi zor gününü aklında evirip çevirirken, yanında sessizce küçük bacaklarını sallayan Piglet'e ne kadar çok güvendiğini düşündü. Ve içini bir sıcaklık kapladı. "Daha iyi bir arkadaşa sahip olamazdım herhalde" dedi içinden Pooh. Minnet hissi zor günümü biraz bile olsa kolaylaştırdı. * * * ;hüzün; ;hüzün; ;hüzün; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Günlüğüm, günlüğüm... Kış bitsin yaz gelsin bir an önce... Olmaz mı? Şimdi diyeceksin ki, "Daha du bakalım, yeni Aralık oldu." Biliyorum daha kışa yeni girdik girmesine de, İşte yine de zaman çabuk geçse güzel olurdu hani... Neyse hayaller, hayaller ;hyl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Günlüğümmmm, Ben geldim ;writing; Sana zaman zaman duygularımı da yazdığım oldu... Haftanın yorgunluğundan sana yazamadım... Ama zaten yazmaya da gerek yok... Hayatımda ki değişimlerin güzelliğine ayak uydurmakla meşgulüm... Bir hafta nasıl geldi geçti, kalbim hala çok heyecanlı... Her şey çok güzel olacak, bugüne kadar olduğu gibi... Güzel günler yakın ;hyl; Şimdilik bu kadar, hadi kaçtım ben ;öptüm; ;byby; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Günlüğüm, ben geldim... Havaların dengesizliğinden midir nedir, yorgun uyanıyorum bu aralar... Nasıl derler, "üstümden kamyon geçmiş gibi" hissediyorum. Sıcacık yatağından çıkmak eziyet gibi geliyor biraz. Yılın son günleri. Belki de bu senenin ağırlığı çöktü üzerimize kim bilir... Yeni yıl umarım tüm güzellikleriyle gelir... Hoş gelir... Sağlık ve ekonomik olarak sınanmadığımız, Kalplerimizden huzurun eksik olmadığı bir yıl bizimle olur umarım. Ve aşkın, sevginin hayatımıza güzellikler kattığı, mutluluktan içimizin, içimize sığmadığı, havalara uçtuğumuz, ayağımızın yerden kesildiği bir yıl olur. Daha doğrusu ülkece artık ferahladığımız, her şeyin en güzelini yaşadığımız, güzel günler bizimle olur... ;hyl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
17 Aralık'tan bana kalan en güzel hatıralardan biri... Defterin arasına koyup saklamıştım bu gülü. Kurumuş tamamen. Bu haliyle bile çok güzel görünüyor ;gül; [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ben geldim günlüğüm... Özledim seni de... İnsanın bazen istedikleri gerçek oluyor... Bugün de tam Allah'tan keşke başka bir şey isteseymişim ruh halindeyim. Çay saatinde, çayla atıştıracak abur cubur bir şeyler güzel olurdu, yanımda da yiyecek hiçbir şey yok dedim. Mutfağa çay almaya indim, baktım ki kek almışlar. Tam duamın gerçekleşeceği an o anmış ve ben bir fındıklı kakaolu keke harcadım onu. Neyse en azından kek yemiş oldum. 1 ay önce falan da öğle yemeğinde olmuştu. Arkadaşlar hep mercimek geliyor diyince, yayla çorbası hiç getirmiyorlar, getirseler güzel olur severim yayla çorbasını diye konuştum. Ertesi gün yemekte yayla çorbası geldi, hem de menüde başka çorba varken. Henüz ermedim ama neyse bir şeyler isterken daha dikkatli olucam bundan sonra. Düşünsene şakasına söylediğin bir şeyin gerçek olduğunu, sonra uğraş dur ;kararsız; Neyse kek de güzel bir şey, yetinmek lazım ;hyl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Ahh günlüğüm, heyecanlarım, duygularım, telaşlarım iç içe geçmiş durumda. Kalbim bir durul artık diye sinyal veriyor arada da öyle anlıyorum. Duygularını aşırı yoğun yaşayan biriyim napim oluyor işte arada böyle şeyler... Kötü anıları geçmişte bıraktım. Şimdi bolca güzel anılar biriktiriyorum... Anıların güzelliği, yarınlara olan heyecanımı çok daha katlıyor. Hayal edemeyeceğim güzel bir hafta sonu çoktan geri de kaldı. Geçmişte takılmak güzel değil ama güzel bir geçmişte takılmak da huzur veriyor günlük... Hayal edemeyeceğim kadar huzurluydu... Bu hafta sonu hüznüm, durgunluğum bu yüzden belki bilmiyorum. Ne içime, ne de eve sığabiliyorum... Kalbim takmış kanatları uçuşta... Eşlik edebilsem keşke... Fizik kurallarını çiğneyemiyorsun, Sanki kanatlarımız var... Gerçi Nil Karaibrahimgil'in şarkısında ki gibi, ruhumda var kanatlarım ama... O da işe yaramıyor. Yine bana düşen, Sabır... Sabra sığınmaktan başka bir şey gelmiyor elden. Ve yine bu cümlenin güzelliği sarıyor içimi, "Her şey güzel olacak!" |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Sana içimi dökmeye geldim günlük... Bu ara yıkılan binalar gibiyiz; Enkaz gibi... Dağıldık toplayamıyoruz parçalarımızı... Haluk Levent demiş ya hani, "İnsan kepçe olmak ister mi, kepçe olmak istedim diye..." Neler olmak istemedik ki... Ama sadece enkaz gibiyiz işte. Dökük, yıkık, kırık... Hiçbir şey olamıyorsam, o enkaz altında üşüyen çocukların, bebeklerin üstüne battaniye olmak isterdim bende... Sımsıcak, anne kucağı gibi olmazdı belki ama en azından soğuktan korurdum onları... Bir kitap okursun ya, kendini kaptırırsın, kendini karakterlerin yerine koyarsın. O karakterlerle sevinir, hüzünlenirsin. Aşırı empati yaparsın... Sanki okuduğum aşırı hüzünlü bir kitaba kendimi kaptırmışım, o kitabın baş karakteri benmişim gibi... Sanki depremin, sevdiklerini kaybeden tarafıymışım gibi... Ama bu ne bir kitap, ne de bir rüya... Uyanabileceğimiz... Çok ama çok büyük bir acı ve çok büyük bir gerçek... Bazen durup düşünüyorum, bunlar rüya olabilir mi, bir anda, bir anda bu kadar tarifi olmayan büyüklükte dünyanın bile gözünü korkutmuş büyüklükte bir depremi gerçekten biz mi yaşadık... Hani haberlerde başka ülkelerde afetleri izlersin, yaşamadığın için etkilemez ya seni çok. Daha doğrusu beynin yaşamadığı, sürekli aynı gündemin içinde olmadığı için gerçeklik algısı oluşturmaz ya. Sonra zaten televizyonu kapadığında da unutursun onu... Ama bu kez öyle değil... Bu kez başka ülkede değil... Yanı başımızda... Her gece haberlerle uyuyup, rüya olma ihtimaliyle uyanıyorum. Üzerimde, tam kalbimin üstüne taş oturmuş gibi bir ağırlık... İşe dahi gitmek istemiyorum... Kendimi ittirerek işe geliyorum artık... Öyle bir acı var ki içimde... Ben öyle her yerde ağlayabilen biri de değilim. Artık iş yerinde, orda burada haberlere bakıp, ağlamamak için kendimi kasmaktan içimde tarifsiz bir hüzün ve bastırılmışlık var. O haberi açıyorum olmuyor, ötekine geçiyorum olmuyor, nerede bir umut ışığı görüyorum o habere sabitliyorum kendimi. Diyorum ben böyleysem eğer, biz böyleysek eğer... Biz bu kadar çökmüş durumdaysak, yaşamdan kopmuş gibi hissediyorsak... Onların acısı milyon katıdır... Nasıl dayanıyorlar bu acıya... O bölgede nasıl bir acı var, aklım hayal edemiyor, nefesim tutuluyor düşündüğüm de... Hayatta hiçbir şey kolay değil evet ama bu hayat en çokta insanların birbirine hayatı zorlaştırmasıyla bu kadar zor oldu... Cahit Zarifoğlu'nun sözleri geliyor sonra aklıma: "Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik oysa bir tarla idi ekip biçip gidecektik" Bu sözden sonra her şeyin suçlusu yine biziz diyorum sonra... Kendi hayatımızı kendimize zorlaştırıyoruz... Hırslar, menfaatler, gösterişler, kinler, tüm kötülükler... Hepsi insanların eseri... Mezarımızı, her gün uykusuz kalıp, işe gidip gelerek kazandığımız parayla kazıyoruz... Bir tek kendi mezarımızı değil, çevremizde ki insanların, tanıdığımız tanımadığımız tüm insanların belki de... Biraz daha çok para kazanmanın kime ne faydası var... Sevgisizliğin olduğu her yer, insanoğlunun mezarı değil mi zaten... Dün haberini paylaştığım o küçük çocuğun, muhabbet kuşuyla birlikte birbirlerine tutunarak; hayata tutunduğu o sevgiye tutunmak istiyorum... Ve kötü insanların belki azıcık da olsa ders çıkarmaları ümidiyle yarınlara umutla bakabilmek istiyorum. Öbür türlüsü korkunç, ölüm gibi... Ne ben, ne bu topraklarda ki tüm iyi insanlar; öyle kolay kolay iyileşemeyeceğiz... Birbirimize umutla tutunup, yeniden nefes alabiliriz umarım... ~ ~ ~ Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İçimde ki burukluğun tarifi yok... Ama bir yandan da mucizelere tanıklık etmek azıcık da olsa merhem oluyor kanayan yaramıza... Bir de bazı anlara ettiğimiz tanıklıklar, üzüntünün yerini kısa süreli sevince bırakıyor... Yapım gereği mi bilmiyorum, böyle anlarda hayatın en derinine, her şeyin özüne inip sorgulamaya başlıyorum. İzlediğim her video da diyorum keşke bu birlik ve beraberlik, bu kardeşlik sadece bu anlarda değil, her zaman olsa ya... Dünya bu şekilde kenetlenip birbirinin yarasını sarabiliyor, her zaman sarsa ya... Dünyalık şeyleri bir kenara bırakıp dünyayı; sevgiyle, sevgimizle, birbirimize sarılarak, el ele ve omuz omuza vererek güzelleştirebilsek ya... İstesek yapabiliyoruz... Sadece kalbimizin yerini hatırlamak bize düşen. Kalbimizin yerini ah bir unutmasak, dünyanın sonunu beklemeye gerek kalmadan, ölümsüzlüğü aramak yerine, sevgiyle ölümsüzleşmenin mutluluğuna varacağız... Kaç gündür izlediğim mutluluk gözyaşlarına, mutlulukla insanların birbirine sarıldığı, düşmanlıkları unuttuğu o anlara şahit olmak... Keşke bunlara şahit olmak için, keşke bu birlik beraberlik için, bu kadar can feda etmek zorunda kalmasak... Yeri ve zamanımı bilmem ama hislerim bana Şenay'ın Hayat Bayram Olsa şarkısını hatırlattı. Dursun burada... https://www.youtube.com/watch?v=eVOrfTtDS5g |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Hayattan artık tek beklentim; yatağımda huzurla ölebilmek... Ve tek parça halinde gömülebilmek. Ölen ölüyor zaten de, insan ölürken bari sevdiklerine çok fazla üzüntü vermeden gitmek istiyor. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İnsanlara bakıyorsun, 10 kişiden 5'i ölse üzülmeyecek modda. Bazen diyorum kaç gün olmasına rağmen depremde hayata tutunanlar, hala hayattan umudu olan, yaşamak isteyenler belki de. Bugün bana sorsalar, bende ölsem üzülsem... Olan ölene değil de, arkandan üzülen ailene oluyor. Ailende dünyadan göçtükten sonra zaten hatırlayanında kalmaz. Nasıl öleceğini insan seçemez ama uykuda ölmeyi isterdim, acısız sızısız, hatırlamadan. Bu ara ölümün soğuk yüzü hepimizin karşısında. Kendim ölsem üzülmem ama aileme bir şey olması beni kahreder sanırım. Enkazdan farkın kalmaz. "Sevdiklerime bir şey olmasın, bana olsun" derken buluyorsun kendini. Hayat gerçekten tuhaf bir şey. ~ ~ ~ |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "Mal Sahibi, Mülk Sahibi Hani Bunun İlk Sahibi" demiş Yunus Emre... Mal, mülk, para, pul... Hepsi boş... Sevginin, sevdiklerimizin kıymetini bilmek gerek. Toprak aldığını vermiyor geri... Boş verin kızlar... Evlenirken her şeyin dört dörtlük olması şart mı? Perdenin rengi de farklı olsun salon takımınızdan, Son model elektronik eşyalarınız da olmasın, Borç harç uğruna, sevdiklerinizi üzmeyin... Sağlık, huzur, sevgi hakim mi yuvanıza... En büyük zenginlik... Çocukluğumdan beri şu yaşıma geldim hep manevi duyguların her şeyden önemli olduğuna inandım. Hayatın acımasızlığının, hayatı maddiyatla sınırlandırınca daha da arttığına defalarca şahit oldum. İnsanların sevdiklerini, para için öldürdüğüne bile şahit olduk... Şimdi ne kaldı geriye, ne para, ne mal, ne de mülk... Hadi kavga edin artık, o arazi benim, bu para benim... Kime kalıyor ki... Hiç kimseye... Unuttuğumuz ne varsa, ölümün soğuk yüzü hatırlattı hepimize... Ama insanoğlu, unutur üç beş güne... Yine başlar o eksik, bu eksik... Hiçbir şey eksik değil aslında. Her şey olduğu gibi, olması gerektiği gibi. Biz fazlayız dünyaya... Kalıcı olmadığımız şu dünyaya, sanki sonsuza kadar kalacakmış gibi çivi çakmaya çalışıyoruz. Gideceğimiz günü belli olmayan bu yeryüzünde, misafiriz... Ve misafir umduğunu değil, bulduğunu yer. Çocukken sokakta açlığı, susuzluğu unuttuğumuz, kardeşliğin, dostluğun kıymetini bildiğimiz o güzel günleri, yok etti teknoloji... Tüketim toplumu olduk. Ne yetinmeyi bildik, ne de kıymet bilmeyi... Neyse insanlığa küsüm bugünlerde... Kendilerine böylesi kötülük yaptıkları için... Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] İnsan sevdiklerine her gün sımsıkı sarılmalı... Ölümün zamanı yok, Her an çok kıymetli... Yarının garantisi yokken, Şu anda yapmalı, yapılacak ne varsa; Sevmeli, gülmeli, konuşmalı... Kaybedecek bir dakikamız yok artık... Bir dakika bile o kadar kıymetli! Çünkü ölüm an meselesi... ~ ~ ~ Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Evde olmayı seviyorum günlük... Ama gezmeyi de özlemedim değil... Fakat havalar tam hasta etme dönemi. Açık hava da alerjim aktifleşiyor. Bir de lodos oldu mu tamamdır. Çok işim var aslında, forumda geçirdiğim zamanı bir tık azaltıp, bir takım işlere de zaman ayırmam lazım. Sonra her şey hallolur diyorum, kendini çok sıkma diye. Şimdilik böyle günlük. Evdeyim, kendi halimdeyim. Biraz müzik... Dinleniyorum işte. ~ ~ ~ |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ve işte geldi benim ayım ;childgirl; Mart ve mart sonrası hep güzellikleriyle gelir umarım. Hem bu yıl benim yılım... Ve benim için daha öncekilerden çok daha heyecan veren bir Mart ;kalbim; Umarım ilk gününde hissettiğim bu enerji ve güzel his, hiç sönmez... ;gül; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Sevgili günlük... Bir günü daha devirdik. Günler nasıl da geçiyor, anlamadan... Ama geçen günlerin ardından, güzel günler bekliyor bizi. Umutla, özlemle bekliyorsun... Geçen ay üzücü şeyler yaşadık belki kötü bir yıl oldu senenin başında... Umarım bundan sonrası güzel olur. İnsanoğlu umutsuz yaşayamaz... Umudun bittiğin de biter hayat. Hayırlısı... ;gül; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ah be günlük, Kendimi unuttum son zamanlarda... Cidden o kadar monoton yaşıyorum ki... Buna bir dur demem lazım ama fırsatım olmuyor. İş yerinden sonra ölü gibi oluyorum. Haftasonu zaten koşturmacalar bitmiyor. Artık yazdan sonra düzene girer diye umuyorum. Ve okunmamış kitaplarımın içinde kaybolmayı çok istiyorum... Öyle özledim ki, kitaplarımın, kalemlerimin içinde kaybolmayı... ;hyl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Canım günlük <3 Ben geldimmmm ;listenmsc; Bugün işin son günü ama hafta sonu dinlenemicem. Yarın evde bir sürü işim var. Artık bazı eşyalarımı toparlamam gerekiyor. Günler yaklaştıkça telaşım artıyor. Heyecan desen o hiç geçmiyor. Neyse böyle işte. Sonra görüşürüz yine... ;sonbahar; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Merhaba Günlük, Merhaba Cumartesi... ;alkış; Ne kadar güzel bir gün değil mi? Güneş dışarıda değil içinde olacak... Şöyle camı açıp havayı içine çekeceksin önce, Sonra kahvaltı, sonra da kahven... Odaya da oksijeni almayı unutmayacaksın... Zihnin, kalbin nasibini alacak bu enerjiden. Sevgiyle kucaklayacaksın; her günü, sevdiklerini, Ve Her anı... Anın kıymetini bilerek... ;kalbim; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ne güzel yağmur yağıyor günlüğüm... Böyle sakin, huzur katıyor insanın içine. Yağmurlu havaları seviyorum... Şehir yerinde pek toprak kalmasa da, yağmur sonrası yayılan o toprak kokusu yok mu... Eskiden ne çok hissederdik o kokuyu... Toprağa gideceğimiz için belki o koku cezbediyor insanı... Ben çok seviyorum toprak kokusunu... O yağmurlu havayı içime çekmeyi... Böyle işte günlüğüm... Bugün de böyle evde kendi halime, Böyle bir gün olsun... Yağmurun sokakları, toprağı ıslattığı gibi, Kalplerimizde sevgi yağmurunda ıslansın hep; Mutluluk ve huzur yayılsın etrafa... ;hyl; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Elektrik patlamış, lamba sönmüş... Umurumda mı? Neden bilmiyorum, içimde mükemmel bir enerji var... İçim kıpır kıpır... Hani derler ya, başına gelecek var diye... Hayrolsun... Öyle bir şey işte... Bir söze denk geldim, "Eğilsem ne kapılardan geçerdim, Hep dik duruşumdan kaybettim..." yazıyordu... Eğilsem, başkalarının isteklerinin kölesi, yalakası olsam, kendim olmazdım... Kendime öz saygım olmazdı... Yalnız katılmadığım bir şey var... Dik durursan kaybetmezsin! Sadece insanları kaybedersin... Onların da yolu açık olsun... O kapılardan girmesem de olur... ;childgirl; Belki kapılar yüzüme kapandı, belki isteklerini yapmadığım kişiler yüzüme bakmadı... Ama büyük bir şey oldu, kendime öz saygımı kaybetmedim, Duruşumu bozmadım... Ve önemlisi içimde ki o küçük kızın huzurunu bozmadım, Kimsenin yalakası, yalancısı olmadığım için vicdanımın sesinin sağırı olmadım... Sanırım içimdeki bu huzur da, yaklaşık 3 ay sonra buradan kendime saygımı kaybetmeden ayrılacak olmamın huzuru... ;hyl; https://www.youtube.com/watch?v=XQk4ntyCaNY |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Canım günlük... Vaktim olsa, arkadaşlarımın yanına gitmek istiyordum çok... Ama mümkün değil... Özledim hepsini... Aynı şehirde olsaydık keşke; Böyle akşamdan iş çıkışı atlayıp giderdim yanlarına... İki lafın belini kırardık... Ramazan geliyor, ramazanda da gidemem... Ahhh bilemiyorum... Öyle işte günlük... |
| Saat: 03:49. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.