![]() |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
https://youtu.be/cNuMtzWIMN0 Benim gökyüzümde kuşlar Kanat çırpmıyor artık Lacivert gecelerim Suya düşen kıvılcımlar gibi Söndü yıldızlarımız |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
https://youtu.be/RSscm3EtTwI ;hüzün; Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere Her gece ışığını ruhumdan alacaksın Aldanma gururunu okşayan çiçeklere En güzel güllerini ruhumla alacaksın Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi Sen hala anlamadın sevginin en hasını Sen hala çözemedin ırmağın dünyasını O, coşkun bir denizin sularına yürürken Sen hasta bir çeşmeden doldurmuşsun tasını Gittiği her iklime sevdanı götürürken Gözyaşı çukuruna gömmüşsün deltasını Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık Görmedin bir arslanın can çekişen resmini Yalnızlık kitabında okumadın ismini Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların Karanlık köşelerde acı acı gülmedin Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin O Celali uykudan uyanmadın, uyanma Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm Feryadı kayaları parçalayan sesine Ömür boyu yabancı kalır mısın, a gülüm Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne Dudağında kuruyup dağılan sözlerini Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi Karalar bağlamadın beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bu ara aşırı düşüncelerdeyim günlük... Her şeyi sorguluyorum, sorguluyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Üzülüyorum, Kalbime derin bir hüzün yerleşiyor sonra. Böyle uzaktan hayalet gibi, görünmeyen bir canlı gibi seyrediyorum her şeyi... Kendime dahil uzaktan bakıyorum, insanlara, insanlığa... Sonra insanların birbirini bu hale getirişine, araştırmadan işlerine geleni cımbızlayıp, onun dinin bir gereği diye birbirinin üzerinde hüküm sürmeye çalışmasını... İslam insanları düşündüğü halde, insanların çıkarları doğrultusunda, birbirlerinde gördükleri kusuru araştırmadan İslam'a atmaları üzüyor beni. Oysa her şeyi biz mahvettik, Kirlettik, İçimizdeki güzel duyguları, nefsi duygularımız yüzünden yok ettik... İnsanlara üzülüyorum, içlerindeki bu öfkeye, kine, nefrete üzülüyorum. Sonra içlerindeki hırsa, para için sevdiklerine zarar verecek hale gelmelerine, üzülüyorum. İnsanlar içindeki boşluğun inançsızlık boşluğu olduğunu fark etseler, Belki dünyada bu kadar psikolojisi bozuk insan kalmayacaktı... Allah'tan yardım istemeye, dua etmeye aciziz... Oysa ellerimizi açtığımızda nelerin değişebileceğini, kalplerimizin yeninden çiçeklenebileceğini görebilseydik keşke... O boşluk öyle bitiriyor ki kalplerini, anne ve babalarını göremez hale geliyorlar. Sonra bir bakmışlar 3 kuruşluk dünya menfaati yüzünden, kendi evladı ve anne babasının katili oluvermişler... Unutuyoruz oysa, hepimizin bir gün öleceğini... Ve bu dünyada kum tanesi kadar incittiğinle kum tanesi kadar iyiliğinin dokunduğu her şeyin, karşımıza bir bir çıkacağını unutuyoruz. İnsan, insan üzerindeki hakkını helal etmediği takdir de, cennet yüzü göremeyecek oysa... Ama bizler Allah'a inandık diyip, en çok birbirimizin hakkını yiyoruz. Oysa her şey bir bütün ve bütünün parçaları. Kalbim çok yorgun günlük... Taşımıyor artık beni... İçimdeki yangın sönmüyor, insanlar için, insanlık için merhamet ve vicdan dilemekten, dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Ve bu çaresizlik, her gün yüreğimi kemirip parçalıyor. Bu yangın güvendiğim dağlara karlar yağdığından, değer verdiğim insanların Müslümanım diye geçinip hakkıma girdikleri günden beri sönmüyor... İnsanlar ahirette karşılaşmamak için hakkını helal edip geçiyor... Ben etmiyorum... Bu dünyadan alacaklıyım hepsinden... Verdiğim değeri kullanıp, canımı yakan herkesten alacaklıyım... İnsanların İslam'a bakışı nasıl biliyor musunuz? Hani anneler kız çocuklarının elini sıcak sudan, soğuk suya sokmayacak damat isterler ya, kızının kayınvalidesi iyi olsun, anne gibi olsun ona diye, Ama tam tersi oğullarına alacakları gelinleri için, kızları için istediklerini istemezler... Onun da bir annenin kızı olduğunu unuturlar. Heh işte günümüzde İslam'a bakışımız da tam da böyle... Her ayeti kendi çıkarımıza yontup, kendi açımızdan bakıyoruz. Sonra hatayı kendimizde değil İslam'da buluyoruz. Asıl kusur; İslam'ı yaşayışlarında kusur olan kişilere bakarak, İslam'a kusur bulan bizlerde... İslam'a kendilerine göre anlam verip, hakka girenler, hakkına girdiklerinin hakkını ödeyebilecekler mi? Hiç sanmıyorum... Dünyayı sevgi kurtaracak diyoruz ya... Sevgi öyle kendi kendine gelip kurtarmaz dünyayı... Bir kere bunun bilincine bile varamıyoruz. Herkes tutturmuş bir türkü dünyayı sevgi kurtaracak... Kimse de demiyor ki, ben sevmeye başlarsam, yayılır bu sevgi... İnsanların kalplerindeki sevgi kurtaracak dünyayı! Bu yüzden sevgi beklemek yerine, Önce kendimiz başlamalıyız sevmeye... İşte herkes birbirini şefkatle sevdiği gün kurtuluruz biz... O trende sanki çoktan geçmiş gibi... Çaresizliğim de bundan değil mi zaten? |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Eski fotoğraflarıma bakıyorum bazen ve sonra aynada şimdi ki kendime... Yıllar benden ne aldı, ne götürdü hepsi bir kenara... En çok gözlerimin içinde ki çocuksu sevinçlerimi alıp götürmüş... Hepsinde gözlerimin için de parıldayan o ışık, kaybolup gitmiş. Onunla birlikte tam gözlerimde ki ışığa kavuştum derken, O çocuksu sevinçlerim kalbime yeniden yerleşmişken, Öldü yine içimdeki kelebekler, Söndü yine gözümdeki o ışık... Ondan önce alışmıştım karanlığa, Işıksızlığa... Yine alışırım alışmasına da, Özlem içimi acıtıyor, Bir tek onsuzluğa alışamıyorum... ~ ~ ~ ;gül; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Neşet Ertaş'ın "Dünyanın rengine kandım" dediği gibi... İnsanlığımızın özeti... Aslında dünya hep savaş ve yangın yeriydi. "Toplumsal savaşlar herkesin duyduğu ve bildiği, İnsanların bireysel verdiği savaşlar, yaşadığı zorluklar ise sadece kendinin bildiği..." değil miydi? Toplu olarak katliam ve eziyet yapılınca fark ediyoruz aslında bazı şeyleri. Oysa her gün onlarca insan birileri yüzünden ölüyor farklı yerlerde. Onların sayısını toplayınca belki kötülerin sebep olduğu ölen insan sayısı çok daha fazla olur. Ama tabi kimse bu rakamlara pek bakmaz. Sonuç olarak, mahvettik dünyayı... Cahit Zarifoğlu'nun dediği gibi; "Burası Dünya Ne Çok Kıymetlendirdik, Oysa Bir Tarla İdi Ekip Biçip Gidecektik" |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Duygularım yine darma duman... Kafam yine allak bullak... Senelerimizin birlikte geçtiği muhabbet kuşumun, en yakın dostumun ölümüne mi üzüleyim, Bir derdi olduğunu fark edemeyişime mi, Yoksa insanlar anne babasını, evladını kaybederken, ben kuşa üzülüyor oluşuma mı utanayım... Çünkü insanlarda bu düşünce var, bir kuşa bu kadar üzülünür mü? Üzülüyor işte insan, onu kuş olarak görmüyorsun... Hayvanların zekası yok derler ama onlar hisli hayvanlar, hisleriyle anlıyorlar sizi... Allah'tan geldik, yine ona döneceğiz ama insan yine de üzülüyor, üzüntüsüne engel olamıyor. Kalbim yine kendine çok kırgın... Kalbim hep çocuk kalacak sanırım, hiç büyümeyecek. Öyle işte günlük, Bu ara yine böyleyim... Güçsüz hissediyorum kendimi... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İnsanın içinde yaşayamadıkları ukde kalıyor günlük... Hem yaşayamadıkların hem de seni saran özlemin içini yakıp kavurması, tüketiyor seni günden güne... İçimdeki hasret ilk gün ki gibi, Varlığında da, yokluğunda da hep aynı... O geçer diyenler halt etmiş, herkesin yüreğinde verdiği yer kadardır, geçer demesi... Geçmez, insan kendini bilmez mi? Geçer diyenler vazgeçmeye kendini hep hazır hissedenler, Yani sevgin kadar aslında vazgeçmeyi seçişin... Bu yüzden geçmez, Çünkü vazgeçmek isteyen kim? Asla... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bir kaç gündür yine sorguluyorum bir şeyleri, Gazze'de ölen onca insanın ölüme gülerek gidişinin fotoğraflarını gördükçe, düşünüyorum... Bende ölüme öyle gülerek gidebilir miydim acaba diye... Aynı imana bende ulaşabilirsem, neden olmasın? Kimbilir... İnsan sonuçta bir kez öleceği için ve ölümü bilmediği için tedirgin olabiliyor. Ölümden korkmaktan değil de, ölümünün acısız, huzur içinde olmasını istediğinden belki de. Ama düşününce korkmuyorum. Öleceğimiz günü hiçbirimiz bilmiyoruz ama eninde sonunda ölüm vuku bulacak. Belki yarın, belki on sene sonra veya 30-40 sene sonra. Korkunun ecele faydası yok sonuçta. Tüm çabam iyi olarak ölebilmekte, gidebilmekte bu dünyadan. Kimseyi incitmeden. Tek korkum da, farkında olmadan ya birinin hakkına girmiş olarak ölürsem. Ne kadar incinirsem, incineyim, kötü biri olamadım ben. İnsanları incitmekten imtina ettikçe çok incitildim. Ama kırılsak da, incinsek de, öğrendik kalbimize batan kırıklarla yaşamayı. Sonuçta onlarda yabancı değil. Bizim parçamız. İnsan kırıklarını da sahiplenebilmeli... Kırıklarıyla kucaklayabilmeli yaşamı.. ;gül; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Zaman yavaş geçsin istediğimizde hızlı, hızlı geçsin istediğimizde yavaş geçiyor. Çok tuhaf. Gerçi bazen hayat genel olarak tuhaf ya. O değil de iki gün hava baya kapalı olacak. Havanın kasvetinden gözünü açamıyor insan. Ama ben yine erkenciyim. Bari haftasonu erken kahvaltı yapmim diye, kuru meyve ve kuruyemiş atıştırdım. Birazdan kahvaltı yaparım. Sonra yağmur başlar, yağmurun sesi dolar odama. Forumda vakit geçirirken dinlenmeyi seviyorum. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Yere düşen ekmeği alıp 3 kere öpen çocuklardık biz. Bir lokma ekmeğimizi paylaşırdık arkadaşımızla. Güzeldi çocukluğumuz, saf, temiz, kötülükten uzak, merhamet dolu. Habersizdik hayattan, dünyanın kötülüklerinden. Savaş nedir, kan dökmek nedir bilmezdik. Bir tek düştüğümüzde acıyan dizimizden tanırdık kanın rengini. Şimdi artık ölümler, vahşet, kin, öfke, nefret, artık öyle normalleştirildi ki. İnsanlar düşmanını değil, ailesini öldürür hale geldi. Yaşamak çocukken böyle değildi sanki... Bizim çocukluğumuz güzeldi, özgürdü ruhumuz. Şimdi ki çocuklar çok şanslı diyor kimileri, Bence değiller. Her şeyleri var ama hiçbir şeyleri yokken ki mutluluğu bilmiyorlar. Biz doğayı ev yapardık kendimize evcilik oyunu diye. Öyle işte. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İnsanlar kırabilse keşke onları engelleyen prangaları, Özgür bırakabilseler ruhlarını... O zaman tüm güzel duygular çıkardı belki açığa. Herkes gizliyor içindekileri, Yüzlerde sahte gülümsemeler, mutluluklar... Oysa tek ihtiyacımız olan samimiyetti. İnsanları içtenlikle kucaklayabilseydik, özgürleşecekti ruhumuz. Sonsuz olacaktı sevgiler... Sahte gülümsemelerin, maskelerin arkasına gizledik, Her gün çiçek gibi soldu sevgiler, kurudu kalplerimizdeki toprak. Duyguları zayıflık olarak görmeye başladığımız gün kaybettik biz... Belki de bu yüzden dünyayı kurtarmasını beklediğimiz sevgi, Sonsuzlaşamadığı için, kurtaramadı dünyayı! Zeze |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
https://www.forumadasi.com/images/icons/saat.gif Erkin Koray'ın da şarkı da dediği gibi; Öyle bir geçer zaman ki... Bu bir sene nasıl geçti bilmiyorum, Bazen çok yavaş, bazen çok hızlı... Onu bir de gelin kalbime sorun, İçinde 4 mevsimi de yaşadı bu yıl... Öyle bir yıl oldu işte. Artık yıllara anlam yüklememeye, kesin konuşmalar yapmamaya karar verdim. Ders oldu bana, emin konuşmalarım, aceleci hallerim... Belki beceremedim kulaklarımı tıkamayı, hayatı umursamaz yaşamayı, Ama şu kalbim çok güzel sevdi, bir tek sevmeyi iyi bildi... https://www.forumadasi.com/images/icons/redheart.gif https://www.forumadasi.com/images/icons/melodi.gif Neyse şarkıyı da bırakalım buraya... Allah rahmet, nurlar içinde uyusun. https://www.youtube.com/watch?v=pJBfjREF8GA |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şairinde dediği gibi, beni bu havalar mahvetti. Bir sıcak, bir soğuk... Kendime gelemiyorum. İnsanlar gibi havada dengesizleşti... Yat, kalk, işten eve, evden işe... Kendimden kaçmak için, uykuya tutturuyorum hayatı. Oysa artık zamanı etkili kullanmam gerekiyor, bense erteliyorum her şeyi. Yaş ilerliyor ve zaman durmuyor yerinde. Kendimi yoğunlaştırmam lazım, yoğunluk dinç tutar insanı. ;düşün; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Nihan Kaya'nın Kırgınlık kitabında yazdığı; "Varlığım kimilerini çok incitiyor. Bu yüzden hep hafif olmak istedim. Ayaklarımı yere bir kar tanesi kadar hafif basmak. Ayaklarımı yere basmıyormuş gibi basmak. İz bırakmadan yaşamaya öyle gayret ediyorum ki, kendim de kendime karşı görünmez oluyorum bazen. Arasam da kendimi bulamıyorum. Beni saran renklerimi onları görmekten rahatsız oluyorlar diye içime sakladığımdan beri, vücut ısımı da kaybettim. Şimdi her sıcaklıkta üşüyorum. " Satırlarında ki gibiyim... Hayatım hep böyle olmuştu, kimseye yük olmamak için, kalbime yük olmuştum hep... Sevdiklerini sandığım kim varsa, ben değil emeklerimdi sevdikleri. Kimseye yük olmamak için, kendimden verdiğim ödünlermiş onların sevdiği... Ben değilmişim... Hala da öyle değil mi? Seni sen olduğun için sevmiyorlar, yanında olmuyorlar. En çokta bu acıtıyor insanı, kimde ne kadarım biliyorum... İçime döndüğümde bakıyorum kocaman bir enkaz var orada. Kalbimden uzaklaştığımda, kendimi kandırdığımda hiçbir şey yokmuş gibi... Kalbim ölmüş gibi... Oysa ben bu hayatta bir tek kendime yük oldum... Kimseye değil... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
|
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bir gün düşünün, hem en mutlu gününüz olup, hem de en hüzünlü gününüze dönüşmüş... İşte öyle bir şey. Bazen bazı acılar öyle derindir ki; Ne siz anlatabilirsiniz, ne kimse anlayabilir sessiz çığlıklarınızı... Acının dili yoktur, sessizdir, Yaranız öyle derinlerdedir ki, Nefesinizi kesercesine, kanar durur içten içe... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şu an avazım çıktığı kadar bağırmak, çığlık atmak istiyorum. Tek yapmak istediğim bu. İçim artık öyle bir doldu ki. Bir insanın her şey mi üstüne gelir, hiç mi bir şey yolunda gitmez. İş ortamında orasını burasını açıp, kafasıyla değil orasıyla burasıyla prim yapanların döneminde aynı havayı soluyup, işini hakkıyla yapmaya çalışmak ne kadar zormuş. En önemlisi anlaşılamamak. Bazen yalnızlık ülkesinde yaşıyorum da, hiç kimsenin duymadığı sadece kendimin duyduğu yalnızlık dilimi konuşuyorum diye düşünüyorum. Sanırım böyle bir dil var ve bu yüzden kimse duymuyor beni. Sanırım yalnızlığımı alıp gerçekten herkesin hayatından çıktığımda, yokluğumun sessizliğini duyduklarında anlayacaklar... Ve o zaman çok geç olacak ve cevabım: "Yalnızlığımı işitmediniz, yokluğumun sessizliğine mahkum edildiniz" olacak... Yoruldum! Sadece "hiç" olmak istiyorum... Ne kimsenin kızı, Ne kimsenin kardeşi, Ne kimsenin arkadaşı, Kimsenin hiçbir şeyi olayım... Yeter ki huzurlu olayım. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Atın beni denizlere, Yalan dünya size kalsın! |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ruhumu nasıl özgürleştirebileceğimi düşünüp duruyorum, Sonra böyle vazgeçme perileri geliyor bana. Ruhunu çalan, seni senden eden işe istifanı bas, çek git diyorum kendime. Sonra? Yeni bir işe girme, bu kapitalist sistemin dayatması işler hep aynı zaten... İşe devam etmeyince, yeni bir işe girmeyince mesleki yükselmede yalan... Sanki neyime yarayacaksa, ölünce kefenden başka ne geliyor bizimle, kapitalist sistem yüzünden ömrümüz boş insanların tatavalarıyla geçiyor. Şöyle toplayacaksın pılını pırtını, cep telefonunu da kıracaksın şöyle gönül rahatlığıyla. Kimse ulaşamayacak... Yerleşeceksin bir gece konduya, yiyeceğin kadar sebzeni ekecek, kuşların sesini dinleyecek, sessizliğin huzuruna varacaksın. Yalnız öleceksin belki ama kalabalık yalnızlık çekmeyeceksin. Herkesin etrafı kalabalık ama aslında çok yalnızlar. Bu şehir, bu hengame yutuyor hepimizi. Şöyle istifamı basıp çekip gidebilsem kuytu köşelere ne iyi olurdu. Hazır yıl sonuda gelmişken. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bazen diyorum, yaşadık işte, daha ne yaşayacağız... Ya da yaşayıp ne yapacağız... Hep aynı düzen... İçime dönüyorum, Dışıma bakıyorum, dışarıya bakıyorum, İnsanlara, dünyaya... Hep aynı telaş, aynı döngünün içinde sıkışmış gibiyiz... Bazen öylece durur, düşünürüm, sanki dışarıya bakar gibi, uzaktan bir yabancı gibi seyredeyim hayatımı film seyreder gibi... Tahayyül ederim bazen... Geçmişi süzerim, didiklerim... Ve bazen diyorum napıyoruz biz ya? Cidden hayat bu kadar işte... Napıyoruz, napıyorsunuz... Ne bu telaş... Ne bu hengame, Bu kavgalar, Bu hırs, Bu kötülükler, Bu kıskançlıklar, Düşmanlıklar... Ya insanların kokuşmuş düzenlerinin bir parçası olup, o iğrençliğin içine dahil olup, özünüzü kaybetmeye mahkum olacaksınız, Veya insanların kokuşmuş düzenlerinin parçası olmadığınız için yalnızlaştırılmaları görmezden gelip, inadına kafa tutacaksınız bu düzene... İnadına devam kafa tutmaya... Sorun yalnızlaşmak değil ben doğuştan yalnızım, sorun geçmişi sorguya çektiğimde akıllanmamış olmak hepsi bu... O da insanlığımızdan işte. https://www.youtube.com/watch?v=Eo_nV-Yrg0s |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bünyem bu kadar salt kötülüğü kaldıramıyor. Yoruldum... Herkesten uzaklaşmak istiyorum... Bu aralar tek iyi gelen uyumak yine... Resti çekip gidemiyorum. Yakamıyorum gemileri. O eski gözü kara cesareti kendimde bulamıyorum. Az daha sabretmem gerekiyor. Sabır diyorum kendime. Sabret... " Her zorluğun ardında bir kolaylık vardır! " İnanıyorum, biliyorum ki Rabbim her zaman yanımda... Güzel olacak her şey, biliyorum ama biraz daha sabır... "Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme. Çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir." Mevlana Haftasonu arkadaşlarımın gelmeyecek olması çok iyi oldu. Kendi halimde olmaya çok ihtiyacım var. Kendimi kimseye anlatasım yok. Belki bir uzun yürüyüş bile iyi gelecektir ruhuma... Sadece yürüsem yürüsem başka hiçbir şey istemiyorum şu an. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Çok şey yazasım geliyor, bazen haykırmak istiyorum. Ama yapamıyorum. Bazen çok gürültülü oluyor keşkelerim. İçime kaçıp, kendi kendimi yaralamaktan öteye geçemiyorum. Kavgam da, kızgınlıklarımda hep kendimle. Kimsenin görmediği, anlamadığı, içimdeki o yara hiç iyileşmiyor. Bazen keşke zamanı geri alabilsemle başlıyor keşkelerin, Ve en derinine kadar sarıyor seni. Keşke şöyle, keşke böyle, keşke.... diye diye tükenene kadar, paralıyorsun kendini. Keşkeler yerine gelmiyor ama kendinle kavganın kaybedeni olup, içini sonuna kadar acıtmanın yorgunluğuyla biraz sakinliyor yüreğin. Bir daha ki isyana kadar, uyuşturulmuş gibi öyle dümdüz yaşıyorsun, yaşadığının farkında olmadan. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Canım günlük, Naber ya, görüşemedik epeydir. Biliyorum hem hayırsız, hem vefasızım biraz. Ama haticeye değil neticeye bakalım değil mi? Sonuçta geldim, bak gelirken sana çiçek de getirdim ;çiçek; Şaka maka ramazan da bitiyor, 10 gün kaldı. Seni duygusallığa boğmayacağım bu kez. Aslında geçen sene bu zamanları düşünürsem, saniyemi almaz duygusallaşmak Neyse hiç girmiyorum oralara. İş güç nasıl diye sorma, kendi haline bıraktım işleri de. Ben mi kurtarıcam iş yerini evresine geçtim. O değil de oruçlu olmasam sezon indirimi alışverişine çıkardım. Kış indirimleri başladı nede olsa, mont falan alırdım. Ama hiçbir yere çıkamam. Ayy yarın bir de seçimler var. Artık 1 ay seçim konuşulur ülkede ;öğğ; Neyse şimdilik böyle günlük. Hadi kaçtım ben görüşürüz ;byby; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Günlükcan naber? Hep gecikmeli geliyorum biliyorum. Ama olsun o kadar :) Napıyor muyum? Hadi anlatayım... Uyandığımda hava güzel yağıyordu. Yağmurun sesiyle uyandım. Güneşliği açıp dışarı baktım. Sonra klasik el yüz faslı falan işte. Odamı topladım. Sonra camı açıp, güne sporla başladım. Evde yapılabilecek çok hareket var, istedikten sonra, önemli olan zaman ayırmak. Sonra kahvaltımı yaptım, az telefonu kurcaladım ve şimdide kahvemi alıp geldim sana, buradayım :) Hava kapalı ya, öyle tatlı tatlı uyku vuruyor ki, anlatamam. Uyumak yok, buralardayım günlük ;childgirl; İş mi? Bana iş sormasan mı? Zaten dün sanki nefes almadan çalışmış gibiydim, mesai bitimine doğru öyle içten bir nefes alışım vardı ki anlatamam. Öyle işte. O değil de bu kahve beni kesmedi ya ;amantanrım; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Kabul et günlüğüm, bu kez daha erken geldim ;candygirl; Tuhafım. Tuhaf hissediyorum. Tam sana mazi kalbimde yaradır yazacaktım. Bu şarkı geldi aklıma. Hadi birlikte dinleyelim. https://www.youtube.com/watch?v=Yh64FFaKW24 O değil de maziye girmeyelim, çıkamayız. Ben maziden ziyade, hayallerin içinde savruluyorum Duygusallıkta var, sonra hayal ederken böyle o hayalin mutluluğuyla huzur sarıyor içimi, Sonra o huzur yerini aniden duygusallığa bırakıyor. Garip bir duygu. Zaten biz Balık burçları garibiz değil mi? Her şeye duygulanma potansiyelimiz yüksek. Mesela köpeğe çarpan araba köpeği öylece bırakmayıp veterinere götürmüş. Sabah sabah bu haber okuyunca duygulandırdı beni. Gece, gündüz, sabah fark etmiyor, duygulanmaya... Bazen bakıyorum içimdeki küçük kız hala orada. Bazen bakıyorum merhamet duygum, iyimserliğim, o saflığım daha gitmemiş benimle. Bazen bakıyorum, kendimi tanıyamıyorum, o saflıktan sıyrılmış, gerçeklerle yüzleşince, birden sert duvarlar ören biri oluveriyorum. İyimserlik yerini, katılığa bırakıyor aniden. Bazen öyle durumlarda, o kadar saf olmasaydım, belki öyle duvarları olan birine dönüşmezdim diyorum. Sonra bazen, hala o iyimser, saf yanımın olması, merhamet duygumun beni bırakmaması nedense tarifsiz huzur veriyor. Hayatın beni, karakterimi değiştirmemiş olması içten içe mutlu ediyor. Her ne kadar yaşadığım olumsuz olaylar beni, kızdırsa, kırsa da... Bu arada günlüğüm yağmur yağıyor, acayip hem de. Dün iş yerinde çok korkmuştum, çünkü iş yerinde yine bir takım su baskınları vuku bulduğu için, huzursuzdum. Ama evdeyken yağmur yağınca, kendimi güvende hissediyorum. Şu an pencerenin önüne attım ufak bir masa, hem foruma bakıp bir yandan kahvemi yudumlarken, bir yandan da yağmurun sesini dinliyorum. Yalnız bir şeyler eksik günlüğüm, eksik ve yarım... Onu şimdi burada yazmim... Hayaller ve hayatlar diyip, noktalıyorum. Bir dahaki satırlarda buluşmak üzere... Şuraya bir şarkı daha bırakıp öyle gideyim. ;childgirl; https://www.youtube.com/watch?v=8EuanQLLxpM |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bu dünyanın hengamesi bazen öyle yoruyor ki, bitse de gitsek moduna geçiyorum günlüğüm... Ve ölünce bizi sonsuzluğun beklediğini, bu dünya hengamesinin biteceğini bilmek, biraz olsun yüreğime su serpiyor. Bazen diyorum, napıyoruz biz, napıyor bu insanlar? Herkesin derdi ne? Neyin kavgası bu? Bitecek bir ömür için, neyin çekişmesi... Yoruldum günlüğüm... Düşünüyorum, sorguluyorum, dönüp kendime bakıyorum, içime bakıyorum. Ne kazandım, ne kaybettim... Neler için savaş verdim, değdi mi, değiyor mu? Keşkelerim, iyi kilerim hepsini ayrı ayrı terazilere koyup tartıyorum. Yine de ölümün yanında hepsi hiç kalıyor. Öyle işte günlüğüm. Hani ömür bir gündür, o da bugündür misali aslında hayat... Ama bilene... Ömür hiç bitmeyecekmiş gibi bitmeyen bir kavgaya tutulmuş yaşıyoruz işte. Tek bildiğim bu kavganın içinden, alnım ak, kalbim temiz çıkabilmek... Yara bere almamayı çoktan geçtim... Çünkü hepimizin yüreği zaten yara bere içinde. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Biliyorum ölümlü dünya. Ama insan yine de bu anlamsız hayatta, sahip olduklarına değer veriyor, anlamlar yüklüyor. Yoksa hiçbir şeye değer vermeden, her gün öleceğimizi düşünerek geçer mi ömür? Eşyalara değer vermiyorum ki ben, o eşyaların barındırdığı anılar benim için onları değerli kılan. Aslolan yaşanmışlık, anılar... Benim maddeyle, maddi olanla hiçbir zaman işim olmadı, olmazda... Manaya, maneviyata bakarım ben. Yüreğe bakarım, öze bakarım. Bıraktığı anlama, hissettirdiği değere bakarım. Sonuç olarak kimse anlamaz seni, bilmez içini; herkes kendinde olanı görür aslında sende. Öyle işte. Bunlarda böyle içimden geldi günlük. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ah be Zeynep bir öğrenemedin, bu dünyaya yalnız geldik, yalnız öleceğiz işte. Alıştır kendini. En çokta ölüme hazırlıklı olmalısın. Kapını ne zaman çalacağını bilemezsin. Geçen gün anneme de dedim, belki de geleceğe dair hiçbir şeyi gerçekleştiremeden göçer giderim bu dünyadan, diye. Ölümün yaşı, saati yok sonuçta. Ölümden korkmuyorum da, ölüme hazırlıklı mıyım, değilim. Sonuçta amellerimiz bizimle gelecek. Umarım güzel ameller biriktirebilmişimdir. Çok yorgunum günlük. Gitmek istiyorum bu aralar buralardan. Uzaklaşmak, tek başıma kafa dinlemek. Öyle işte. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Mazi kalbimde ilk gün ki ihtişamıyla... Dilime dolanmışken, bu şarkıyı buraya bırakıyorum günlük. https://www.youtube.com/watch?v=qI8z6ataY2c Gözümde canlanır, koskoca mazi Sevdiğim nerede, ben neredeyim? Suçumuz neydi ki, ayrıldık böyle Kaybolmuş benliğim, ben ne haldeyim Efkarım birikti sığmaz içine Bin sitem etsem de, azdır kadere Gülmeyi unutan, yaşlı gözlere Mutluluktan haber ver dilek taşı ;hüzün; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Yüzlerine tüm düşüncelerimi söylemeyi çok isterdim. Ama biliyorum ki, hiçbirinde anlayacak kapasite yok. Ben ne söylesem yarabbi şükür diyecekler biliyorum. Büyük konuşmamak lazım, hayat bu beklemediğin insanlarla yine yollarını kesiştirir. Genelde sevmediğim ot burnumun dibinde bittiği için, rastlaşırsakta bu süreçten sonra, şaşırmam. Dileğim bir daha hiçbir zaman aynı havayı solumamak. Ama hayat işte. Annem helallik al diyor, ben haklı olduğum halde büyüklük bende kalsın diye büyük/küçük demeden herkesten o kadar çok özür diledim, gönül almaya çalıştım ki ama hiçbirinde o özrü kaldıracak kapasite olmadı. Biliyorum özür dilemek erdemlilik ama özürden anlayana... Alttan aldığım herkes kendini haklı sandı. Bu yüzden bende alttan almayı değil, o insanları orada bırakıp yol almayı tercih ediyorum, beni aşağıya çekmelerine izin vermiyorum. Ne olacak, ne bitecek bilmiyorum. Belki yorucu bir süreç olacak onu da bilmiyorum. Bir de havalar bu kadar sıcak olmasaydı iyiydi. Kendime tahammül edemiyorum sıcaktan, bir de kafamın içindekiler yoruyor beni. Hangi filmdi o ya, heh hatırladım, Sihirli Annem dizisinde, hani diyorlar ya; "zaman ileri aksın" diye. Çok değil azıcık ileri aksın. Zamanın hızlı ilerlemesini istemiyorum aslında sadece bu süreçten kurtulmak adına. Yoksa acele edince, hayatım tamamen tepetaklak oluyor, bunu da tecrübe ettiğim için, ee zaten boşa demiyorlar, acele işe şeytan karışır diye. Gerçekten öyle... Biraz daha fazla düşünmeye devam edersem böyle, düşüncelerde boğulacağım. Hani sokak dilinde diyorlar ya, fazla kasmamak lazım diye. Öyle sanırım. Hayat düşünmeyenlere güzel. Neyse sustum sessizce gidiyorum günlük can, sonra görüşürüz yine ;sessizce; |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
https://www.youtube.com/watch?v=YB76vPBUfDo Bir acı var kördüğüm boğazımda Tadım yok biraz bu aralarda Dağıttım birazda son zamanlarda Yüreğim artık beni yormasana Gönül gözüm kapandı Sesim çıkmaz artık bu odalarda Heves ederdim ya eskiden Artık gücüm yok bu hayata Çekip gidesim var artık yalan dünyadan Önüme çıkıp duran sahte yüzlerden Hiç bir söz bir nefes kesmiyor beni Nedense bikaç gündür gidesim geldi ;gül; Şöyle uzun bir otobüs yolculuğu ve bu şarkı ne iyi giderdi şimdi... Yolun nereye gittiği o kadar önemli değil. Yol gitsin yeter. Sanki o yollar alıyor tüm içimin yorgunluklarını. Hafifliyorum... Belki de iyi gelen tek başına olmak, uzaklaşmak, sadece yolu seyretmek öylece... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Bilmiyorum... Karar veremiyorum. Daha doğrusu cesaret edemiyorum. Bir kaç gün uzaklaşmak istiyorum, kafamı dinlemek, dinlenmek. Turlara bakıyorum, tur olmadan günü birlik nereye gidebilirim bakınıyorum. Sonra çıkıyorum tüm sayfalardan. Hiçbir şey yapmak istemiyorum sonra. Çünkü gücüm yok. Daha iki adım ötedeki markete gidip geldiğimde bile nefesim tıkanıyor, sesim kesiliyor. Yatak döşek yatmıyorum diye, anlamıyor kimse. 40 derece ateşle yatarken bile, kendi başını kendi beklemiş biri korkmaz yalnızlıktan, korkmaz hasta olmaktan. Hassas olan kalbim değil de, bedenim olsaydı. Bende başka kızlar gibi çıtkırıldım, nazlı olsaydım. Belki kıymetim bilinirdi. Cahildir öğrenir gözüyle baksaydılar bana da. Kendini geliştirmiş olmanın, her şeyi bilmenin, güçlü olmanın ne kadar yorucu bir şey olduğunu, zaman tokat ata ata öğretiyor size. Yoruldum be günlük. Huzur istiyorum, yalnız kalmak, kafamı dinlemek istiyorum neden kimse anlamıyor beni :( |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şu üzerimdeki yorgunluk bir süredir geçmiyor. Serin ve ferah bir havada, yağmur sesi eşliğinde, toprak kokusunun buram buram yayıldığı, bahçeli bir evde, yanan sobanın yanında kedi gibi kıvrılıp tatlı tatlı uyuma hayallerim var. İnsan şehirde ne uyuduğundan bir şey anlıyor, ne uyandığından. Ölmeden şehirlerin ölüleştirdiği insanlara dönüştük. İçinde her şeyi yapacak istek olup, onları yapacak enerjiyi kendinde bulamamak benimkisi. Düşünüyorum, hani ölen kişiyi mezara koyduklarında oradaki herkese seslenip sesini duyuramazmış ya, kafasını tahtaya çarpınca fark edermiş öldüğünü. Şimdi biz insanlarda bu dünyanın ölüleri değil miyiz? Aslında ölmediğimizin farkındayız fakat bir türlü hapsolduğumuz bu bizi her gün öldüren yaşamın içinden kendimizi çekip kurtaramıyoruz. Sıkışıp kaldığımızı fark etsek bile elimizden bir şey gelmiyor veya bıkmışlık ve yılgınlık ile kolumuzu kıpırdatacak mecali kendimizde bulamıyoruz. Sahi bizler ne zaman bu yaşamın, etrafımızdaki sahteliklerin bizi öldürdüğünü fark edeceğiz? Kimbilir... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Ah be günlük... Çok yoruldum... Öyle yoruldum ki anlatamam. Hem hangi birini anlatayım ki? Zaten kimseyede bir şey anlatasım yok. Herkesin herkese sağır olduğu bir dünyada konuşmak manasız... Umarım son günlerdeki bu çilem biran önce biterde. O değil de iki hafta önce ben hangi akılla gittim kayıt oldum o kursa onuda bilmiyorum. Bir o eksikti. Çünkü bu ara insan görmek istemiyorum ve yalnız kalmak istiyorum hep. Yürüsem ve müzik dinlesem sadece. Bu ara ruhuma tek iyi gelen bu. Ama yinede bugünüme hamdolsun diyorum. Çünkü insanların hayatlarında öyle dertler var ki, senin derdin ne ki diyorum. Şu cesaretimi kırıp bende tek tatile gidebilsem keşke. Ama alışık olmadığım bir şey. Gidebilsem doğada veya deniz kenarında tatil ne iyi gelirdi. Hayalide güzel be. Neyse günlük bugünlük yeter bu kadar, başka zaman yine uğrar karalarım bir şeyler. |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Arada içime öyle bir sıkıntı çöküyor ki, Nereye assam da havalandırsam şu kalbimi... Sığamıyorum sanki bir yere... Offf! Bilmiyorum... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
İçimdeki bu duygusallığa çözüm bulamıyorum bu aralar. Sanki ters giden bir şeyler var. Öyle tuhaf bir his. Sanki kötü bir şey olacakmış gibi. İçimi kemiren, daraltan, nefes aldırmayan bir şey. Anlattıklarımdan çok, sustuklarımı kimse anlamadığından belki. Sanırım en çokta içimizi acıtan sustuklarımız... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Uykuda tutmadı yine. Ya çok uyuyorum, ya hiç uyuyamıyorum. Ortası yok. Yarın iş var, gelmeyeceği tuttu. Gitmesem işe dicem de, mecbur gitmem gerekiyor. Artık ölü gibi geçer tüm gün. Bir de akşam kurs var, bir de onu çekmesi var. Yandık. İçimdeki bu sıkıntıda geçmeyecek gibi. Gece gece çığlık atsam ne olur? Herkesin ödü patlar sanırım, birini boğazlıyorlar diye. Böyle bir çılgınlık yapacak kadar deli olmayı isterdim. Ne komik olurdu, millet çıldırır ben gülerdim. Bir gün aklımı yitirip, tımarhaneye yatmadan önce son çıkışta bunu denerim belki. O değil uykum gelmediğinde aşağı yukarı yapacağım instagramda yok. Off off. İnstagram ile iki beynimizi uyuşturuyorduk oda yasaklandı. Gece 25 derece hava sıcaklığımı olur, zaten bu hava uyutmaz insanı. Neyse az uyumayı deneyeyim, gelirse iyi, gelmezse... |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Yoruldum çok. Üfleseler yıkıldım, yıkılıcam günlük. Eski enerjim yok, çabuk bitkin düşüyorum. Ama en çokta herkesin kulaklarını tıkaması, kalplerinin görmemesi yoruyor be günlük. Ben kimseye istesem de kulaklarımı tıkayamıyorum. Herkesin nazı bana geçiyor. Ama ben "a" desem dert oluyor. Yoktan yere kaç kere kırılıyorum sayamıyorum artık. İki gündür kursta bayılmama ramak kalıyor. Neden bilmiyorum nefes alamıyorum, soğuk terler döküyorum, kalbimi sıkıyorlar gibi hissediyorum. Tansiyonumda evden çıkarken düşüktü ama bir şey yapamadım kurs saati geçecekti. Zaten nefes alamazken, kurstan çıkınca eve gelmedim az kendime gelirim açılırım diye, markete doğru yürüdüm, bir iki bir şey alırım hem hava alırım dedim. Evi arıyorum bir şey lazım mı, şunu alayım mı, trip işitiyorum. Benim kendimi kötü hissetme lüksüm yok mu? Muhtemelen kan değerlerim de düşük, çünkü aşırı güçsüz ve tükenmiş hissediyorum. Can havliyle derler ya, ha bir gayret diyerek ayakta durduğumun kimse farkında değil. Keşke şu kursu sıkıştırmasaydım araya. Zaten evin enayisi benim. Bende diyorum niye yarın değil de öbür gün gelecekler. Jetonum yeni düştü. Kurstan dolayı geciktiğim için, mutfaktaki işler de gecikiyor da ondan meğer... Bugün o sıcağı çekmişim, işten kalkmış gelmiş, istediği işi halletmişim, emanetini aldıktan sonra bir de laf sokuyor. Aslında cumartesi yemekleri erkenden halledip, akşam bir yere mi gitsem diye düşünmüyor değilim. Kendi kendilerine takılsınlar işte. Moralim sıfır. Kalbim yorgun, ruhum yorgun, bedenim yorgun. Artık insanlar birbirlerine içten bir şekilde nasılsın diye de sormuyor. Gerçi sorsalar sanırım ben anlatırken dağılırım hemen. Zaten yine Kayahan'ın şarkısında ki gibiyim... "Atın beni denizlere, yalan dünya size kalsın" modundayım... Tabi kendime tutunduğum cümlemde "Ha gayret"... Yarın iş var ve enerjim yok. Beni de işten çıkarsalardı, bir süre yatardım, işsizlik maaşı alırdım, oh mis. O sürede yeni iş bakardım falan. Çilem bitmiyordu :( |
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
|
Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
Şu sözü çok seviyorum günlüğüm; "Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için en değilim. Daha değilim. Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım." İnsanları anlayamıyorum, hiçbir zamanda anlayamadım. Her yerde o kadar çok varlar ki, iş hayatı, akrabalar, çevre... Herkes birbiriyle yarış halinde. Herkes bir kişiliği var sanıyor, oysa başkalarının kişilikleri altında ezildiklerinin farkında bile değiller. Başkalarının kişilikleri altında diyorum, çünkü birilerinin varlığını kıskanırken, onun sahip olduklarına göz diktiklerinde, kendi kişilikleri olmuyor, o kişilerin varlığının altında eziliyorlar aslında. Oysa insanlar etrafındaki kişileri kıskanmak yerine, örnek alarak kendilerine bir şeyler katmayı, sadece kendilerini geliştirerek ilerlemeyi deneselerdi, gerçekten ülke beyin ölümü gerçekleşmiş insanlarla dolu olmazdı. Bence bazı insanların çoktan beyin ölümü gerçekleşmiş gibi... Çünkü kendileri için yaşamıyorlar... Başkalarının varlığıyla yarış halindeler ve kendileri gibi olamadan, hep o kişilerden daha iyi, daha üstün, daha mükemmel olabilmek için uğraşıp, hayatlarını heba ediyorlar. Sonra ellerinde koca bir hüsran kalıyor. Bunun örneklerini çok gördüm. Sonra ellerinde pişmanlık kalıyor. Hayatım boyunca hep sahip olduklarımın kıymetini bilip, yetinmeyi bildim. Hayatta kırıldığım şeyler oldu muhakkak ama o da iyi niyetimden oldu. Yani bir şeye sahip olamadım diye veya her şeye sahip olmak istediğim için, mutsuzluklar inşaa etmedim kendime. Yetinmeyi bilerek, emin adımlarla ilerledim. Belki bazen aldığım sorumluluklar beni zaman zaman yıpratma noktasına da getirdi. Ama hepsi bendim, emeğimin, çabamın, duygusal yansımalarıydı. -mış gibi bir karakterde görünüp, hiçbir zaman başkasının özentisi olup, o kişiden üstün olma, yarışma çabasına girmedim. Yapabildiğim ve başarabildiğim kadardım. Yeri geldi kendimi geride tutup, sevdiklerimi önde tuttum. Ve bundan hiçbir zaman gocunmadım. Hayat aslında saniyelik... Kimse bunun farkında değil. Saniyelik ömrümüzü, başkalarının gölgesi altında, boş boş işlerle doldurmak bana hiç akıllıca daha doğrusu akıl kârı gelmiyor. Saniyelik ya, saniyelik... Saniyelik yapılan kazalar, Saniyelik çıkan kavgalar, cinayetler Saniyelik gelen kalp krizi... Her şey saniyelik aslında. Ve biz daha ne kadar yaşayacağımızı bilmediğimiz bu ömrü, ne için, nasıl tükettiğimizi hiç sorgulamıyoruz. Başkalarını sorgulamak, yargılamak daha kolay geliyor insanlara... İnsan kendini yargılarsa, hayatını nasıl heba ettiği gerçeğiyle yüzleşmekten korkuyor. Ve bununla yüzleştiğinde baş edememe korkusu, bir şey başaramayacağı korkusu, ayağa kalkamama korkusunu, başkalarının gölgesi altına gizleyip, başkası gibi davranmaya çalışıyorlar. Oysa insan nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın, herkesten uzak odasına çekildiğinde, savaştığı yine kendi beyninin içidir. Kaçtıklarını sansalarda kaçamıyorlar farkında değiller. Ne kadar garip değil mi? Aslında başkalarının kötülüğünü isterken, kendilerine kötülük yaptıklarının farkında olamamaları... Öyle işte günlüğüm... Son günlerde çok yoruluyorum. İşler, kurs, eğitim derken, bir şekilde ayakta duracak gücü buluyorum şükür. Tabi bu gücü bulmamda payı olanların varlığına da şükürler olsun. Sence 2025 güzel, gümbür gümbür gelir mi günlük? Ama yavaş yavaş acele etmemeyi, telaş yapmamayı öğreniyorum günlük. Kendimin bu huyunu sevmiyorum. Napıcan yani sen acele edince her şey hallolmuyor, başkalarından kaynaklı oluşan sorunlar yüzünden, sen acele ettiğinle kalıyorsun. Değiyor mu, kendini yıprattığına? Değmiyor Bu yüzden 2025 için umutlanmak istesem de, kendimi frenliyorum. Yavaş yavaş sakin ve sabırlı adımlarla ilerlemeye çalışıyorum. Biliyorum ve inanıyorum, her şey güzel olacak... Bir de iş yerindeki şu belirsizlik erkenden netleşseydi... Bunun içinde acele etmek istemiyorum ama bu durum ve belirsizlik artık yoruyor fazlasıyla. Yani yarınlar için değil, bugünümü etkilediği için artık kafa rahatlığı istediğimden, netliğe kavuşmasını çok istiyorum. Bir de hayalimdeki her şeyin gerçekleştiği günleri görebilmeyi! Hayırlısı artık... Güzel günlere... |
| Saat: 06:39. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.