ForumAdasi.Com

ForumAdasi.Com (https://www.forumadasi.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumadasi.com/uye-gunlugu/)
-   -   Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim (https://www.forumadasi.com/uye-gunlugu/626-karahindiba-masumlugunda-cocuksu-kalbim.html)

Zeze 30 Ağustos 2024 11:08

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Bak bu sözleri de çok severim günlük :)

" Ne bereketli doğurmuşsun beni Anne...
Aklımı, fikrimi, halimi, zikrimi, huyumu, suyumu, tadımı, tuzumu, dostluğumu, inançlarımı, sabrımı, kalbimi, hakkımı, hukukumu, iyi niyetimi, bakışlarımı, gülüşümü, sevişimi,
'YEDİLER, İÇTİLER', Bitiremediler. "


Yolunu, kendini bilen insanları, kimse bitiremez...
Sen hedeflerine emin, doğru adımlarla ilerlerken, onlar seninle uğraşırken arkanda kaldıklarının farkında olmazlar.
Sonra sen başarıya ulaşır, onlar senin başarını konuşurlar ve başarılarına bile kıskançlıklarıyla söyleyecek söz bulurlar.
Sonuç olarak sen hayalini yaşarsın, onlarda seni takip ederek yaşarlar günlük.

Zeze 11 Eylül 2024 17:09

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Her şeye, herkese çok kırgınım günlük.
Yeni bir şey değil bu.
Tutunduğum her dal kırıldığında, bende kırıldım
Güvendiğim dağlara karlar yağdığında, tuzla buz oldu hep kalbim.
İnsanın sırtını yaslayabileceği, arkasında dağ gibi duran kimse olmadığında,
Öğrenmeye başlıyor ayakta durmayı.
Her ne kadar ayakta durmayı bilsende, kalbimiz taştan değil ki, yine de üzülüyorsun.
Beklentiler yaralar çünkü...
Hayallerden uyandığında, ayaktada dursan içindeki çocuğun gözyaşlarını dindiremezsin.
İçimdeki o çocuk, kimseye göstermediğim yanım. Koruyup, kolladığım masumiyetim, saflığım...
Kırgınım günlük, çok kırgınım.
Ben tutunmaya çalıştıkça, ben içimdeki küçük kız büyümesin diye uğraştıkça, üstüme çok geliyor hayat!

Kalbim dayanmıyor artık. Dayanamıyor.
Ama kimseye anlatamıyorum içimi. Hüzünlerimi... Öyle herkese içini açabilen biri değilim.
Zaten anlatsamda, anlamaz kimse...
Çünkü ait değilim bu devre, bu zamana...
Bu hoyrat yaşama...
Ama yinede var gücümle gülümsemeye çalışıyorum, hayata inat...
Biliyorum bir gün durulacak kalbimdeki fırtınalar...
Sabırla tutunuyorum içimdeki umutlara...

Zeze 12 Eylül 2024 05:03

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Kör bir kuyuda umut ışığıdır yaşamak
Düşleri gerçek yapmak
Gökten yıldızlar çalmak
Bağlamak kanayan yarayı
Ağlamak doyasıya


https://www.youtube.com/watch?v=twQKxPcxpOw


Zeze 12 Eylül 2024 11:04

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Şaka maka 5 ay kaldı...
Çoğu gitti, azı kaldı.
Ama gel bir de sen bana sor günlüğüm...
Bir gün bile öteye atmasın diye, ne çok sabrettim.
Herkes anlaşmış gibi üstüme geldi bazen...
Çok uğraşan oldu, emeğime gölge düşürmek isteyenler.
Çok istedim bazen her şeyi bırakıp, hayattan, kendimden bile uzaklaşmayı.
Artık buradan dönmez, sabrım buraya kadarmış dediğim her an,
Büyük sabırla ayağa kalktım yeniden...
Her güçsüz hissettiğimde, çoğu gitti diyorum.
İstediğinde her şeyin üstesinden geliyorsun diyorum.
Ve sonra bu şarkının sözleri sarıyor içimi;

Yüreğine güneş koy
Yüreğine bulut koy
Yüreğine yıldız koy
Yola devam et...

Hep böyle olmadı mı, yüreğime küçük mutluluklar sığdırmaya çalıştım.
Ve her düştüğümde kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıp, o maviliği her içime çektiğimde, bir nefes tutundum hep hayata...
Zaten büyük mutluluklar peşinde de koşmadım hiçbir zaman.
Az olsun, daim olsun dedim...

İnsanların artık hiçbir şeyin kıymetini, değerini bilmediği bu hayatta,
Ben her şeye o kadar çok anlam yüklüyorum ki...
Sanırım en çokta burada kaybediyorum...

Neyse günlüğüm uğrarım yine, görüşürüz... ;gül;

Zeze 14 Eylül 2024 18:38

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
https://www.youtube.com/watch?v=WDKvYLn71Ig

Nereden çıktı bu plastik çiçekler?
Neden plastik bu çiçekler?
Bulabildiği her toprak parçasında filiz veren tomurcuklara inat, her bahar yeniden yeniden renklenen yaşama inat, toprak mı bitti, yoksa yağmurlar mı?
Ahh özensizlik, umursamazlık, sıradanlık…
Her yanımızı saran bir boş vermişlik duygusu,
Beğenilme güdümüzü tatmin için plastik cerrahi,
Örselenen ruhlarımıza plastik sanatlar,
Yapay ilişkilerin fırça darbeleriyle sürdürülen plastik yaşamlar.

Neden çıktı bu plastik çiçekler?
Neden plastik bu çiçekler?
Özen göstermeye gerek bırakmayan bir güzellik bir birliktelik arayışı mı?
Tıpkı evlilikler gibi…
Savruk hayatların, tutunamamanın, kök salamamanın ve zamansızlığın, her daim zamansızlığın dışa vurumu mu?
Etiketleri yırtılmış, eğilip bükülmüş ama içinde taşıdığı cana inat ayakta duran konserve kutuları süslemiyor artık pencere pervazlarını.
Nereye gitti hercai menekşeleriyle övünen, tomurcuk veren sardunyalarıyla konuşan komşular?

Gül ve hanımeli kokularının birbirine karıştığı dingin balkonlar?
Ne zaman vazgeçti ortancalar teneke kutuları mesken tutmaktan?
O uzak kentlerdeki karmaşada her şeye karşı yeniden tomurcuklanan yaşam sevinçlerine yer kalmadı mı?
Gökdelenlerin gölgesinde başını kaldıramıyor mu kır çiçekleri?
O kentlerin koşuşturmasında vaz mı geçildi nergisin kokusundan?
Basit yaşamak zorlaştı, insanlar kente teslim oldu.
Preslenmiş insan yığınları, PVC pencereler, kauçuk pabuçlar, plastik uzaktan kumandalar, naylon ilişkiler, çabalamadan güzellikleri ellerinde tutmak isteyen plastik yaşamlar…

ve sulanması, özen gösterilmesi gerekmeyen, odalara yayılmış,
sahibinin hevesinin geçmesini bekleyen plastik çiçekler.
Nereden çıktı bu plastik çiçekler?
Neden plastik bu çiçekler?

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

Her şeye duygulanan ben, duygusallaşacak bir şey buldum yine.
Yıldız Kenter ahh ne güzel söylemiş, içime işledi ;hüzün;
Oturur eski zamanın güzelliklerini düşünür dururum şimdi.

Zeze 21 Eylül 2024 20:34

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Ahh günlük ahh...
Günlerdir yağmuru nasıl bekliyorum bilemezsin.
Hava durumunda zaman zaman hava yağmurlu gösterse de, bir türlü o yağmur uğramıyordu buralara. Hep teğet geçiyordu.
Sonunda bugün gündüz azıcık göz kırpıp kayboldu.
Ama şimdi geldi tekrar...
Hoş geldin yağmur ;aşksarhoşu;
Nasıl da özlemişim yağmur sesini, yağmurun ferahlığını...
Eylül'e de yağmur yakışır hani.
Beni böyle çocuksu heyecan sarıyor işte, doğanın seslerini seviyorum ;hycn;
Ben gök gürültüsünden de korkmam, hiçbir zamanda korkmadım.
Göğün de bir derdi var ki, haykırıyor demek ki diye düşündüm hep

Aslında şimdi yağmur yağarken, mumları yakmak,
Kitap okumak vardı... Ve tabii kahve eşliğinde...
Offf en sevdiğim... ;kalbim;
Ama tabi bu aralar biraz yorgunum, alerjimi de kontrol altında tutmam gerekiyor.
Haliyle mumlardan uzak durmam lazım.
Fakat ilk söylediğimi yapamıyorsam, başka seçeneklerde yok değil.
Çay demledim kendime.
Babam burada değil, annemde çay içen biri değil.
Tek başıma gelsin yine çay keyfi, yağmur sesi...
Bir de ForumAdası! Forumsuz olmaz tabi ki de.
Şu an benden mutlusu yok ;hzr;

Şuraya bir de yağmurlu şarkı bırakıp bu anın tadını çıkarmaya koyuluyorum...

https://www.youtube.com/watch?v=B1s53-hEfpU

Aslında bu hava tam da yağmurun sesini dinlerken hayal kurmalık
Ve bir şarkı daha geldi aklıma...
Mazar Alanson'un şarkısı...

https://www.youtube.com/watch?v=AgXro_U4rNA

Çekilsem, hayaller mi kursam ;leyla;


Zeze 29 Eylül 2024 19:10

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Bu aralar hiç keyfim yok günlük.
Son günlerde çok yoruldum...
Bedenen,
Aklen,
Ruhen...
Dermanım kalmadı...
Bir bu eksikti dediğim her sorun beni buluyor.
Ama ben yine de her şeye rağmen,
Tüm yorgunluğuma,
Dermansızlıklarıma,
Duygusallığıma rağmen...
Son bir nefes hep kalktım ayağa...
Bazen ayaklarım ileri gitmekte zorlandı,
İnatla sürüdüm onları.

İstanbul'a çok gitmek istiyorum günlük,
Yalnız başıma gezmek, ara sokaklarda kaybolmak,
Vapura binip nefes almak,
Kuşlara simit atmak,
Eminönü'nde balık ekmek yemek...
Kapalı çarşıyı gezmek,
Mehmet Efendi'nin dükkanından taze çekilmiş kahve almak,
Gülhane'de çay içmek,
Beyazıt'ta sahaflara uğramak...
Kız kulesini görmeyeli de çok oldu.
Bir kitabım vardı, galata kulesi ile kız kulesinin hikayesini anlatıyordu, hala daha okumadığım bir kitap...
Ve tabi bir hayalim vardı, seneler, çok seneler öncesine ait; 5,6,7 yıl belki. Tam hatırlamıyorum.
Galata kulesini gezip fotoğraf çekmek,
Galata'ya karşı o kitabı okumak, kahvemi yudumlamak,
Kafamda o kitabı ve Kız kulesi ile Galata Kulesinin aşkını tahayyül etmekti.
Sonra kendi şiirlerimi yazmak, İstanbul'a karşı...
Belki bir roman, belki bir şiir kitabı neden olmasındı?

Hayat hiç hayal etmediğim şekilde yönlendirdi beni...
Artık bir önemi kalmadı İstanbul'un...
Hatırlamak istemediğim anıların...
Sadece İstanbul'un tarihini solumak, deniz havası almak belki,
Yalnız bunun için hâlâ sevebilirim İstanbul'u, İstanbul sokaklarını...
Ama şu aralar öyle dermanım yok ki, ayaklarım gitmiyor.
Belki de cesaretim yok,
Belki de orada kimsem kalmadığından o gücü bulamıyorum kendimde.
Bir de kendi başıma edindiğim hatıralarım var, kim bilir belki yenilerini eklerim bir ara...

İstanbul'a gidemedim ama alışveriş merkezine gittim bugün.
Ne alaka di mi?
Aslında niyetimde sonbahar fotoğrafları çekmek vardı, sonra baktım daha yaprak dökümü için erken...
Yürüyemedim oraya kadar, aslında yürürdüm de, dermanım yoktu, nefes alamıyordum. Avm den çok çok aşağıda meşhur bir park var, aslında orada biraz dinlenirim diyordum ama zaten dinlenmeden yorulacaktım.
Zor çıkmıştım zaten evden.
Bende AVM'ye gittim işte. Aradıklarımı bulamadım tabi.
Makarnayı çok sevdiğim için yarım saatlik uzak yoldan bir sürü makarna aldım geldim.
Yoruldum ama olsun.
Tabi ki bir de çok tatlış fincanlar aldım kendime.
Ve o fincanlar mutluluğum oldu benim.
İçimin bir yanı sonbahar, bir yanı böyle işte bazen...
Kendi kendine mutlu olmaya, güçlü olmaya çalışmak;
Bazen zor, bazen de iyi geliyor.
Gerçi çok iyi hissetmiyorum, çünkü cuma günü diş operasyonu esnasında vurulan morfinler fena dokundu. Nefes almakta güçlük çekiyorum biraz. Gerçi ben morfin diyorum ama eskiden morfin diyorlardı dişçinin, dişe yaptığı uyuşturucu iğneye. Ne iğne acıttı canımı, ne de diğer yapılan işlemler, sadece doktorun kanaması durmuyor dediğinde korktum az biraz, panikledim içten içe ama... Asıl canımın acısı başka benim! Neyse...
O değil de diş etimi acayip dikmişler. Bakmamıştım şimdiye kadar ama fena yarmışlar orayı.
Gece uykuda kanaması daha fazla oluyor, boğazıma doluyor sanırım, öksürerek uyandırıyor.
İyileşir mi ki? Hiç bilmiyorum.
Yarın işe gitmek de istemiyorum ama tıpış tıpış gidicem.
Kaçarı yok.

Neyse böyle işte günlük... Bugünlük benden bu kadar olsun.
Yazdım, çizdim, gidiyorum ;kalem;

Zeze 29 Eylül 2024 19:22

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Son günlerde ne çok eskittim bu şarkıyı...
Bu şarkıda burada dursun.

https://www.youtube.com/watch?v=Junqi_lWE_0

Zeze 01 Ekim 2024 02:18

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Kendimi sevmiyorum,
Hiçbir zamanda sevmedim...
Hee kendimle barışığım ama sevmiyorum işte.
Aklım kalbimi beğenmez, kalbim ise aklımı öyle bir şey işte.
Bazen her şeye rağmen, bu dünyanın tüm zorluklarına rağmen iyi ki değişmedim diyorum...
Bazen de aklım sen böyle salaklık yapıp duygusal olmaya devam et diyor.
Aklım yetişkin, kalbim ise hala ilkokul birinci sınıfta anaokulu öğretmeni olmayı hayal eden o küçük kız yaşlarında.
Bu yüzden aklım alsa da, bazen kalbim almıyor bazı şeyleri.
Çok fazla ve ağır geliyor.
Bu yüzden kafamda sildiklerimi bile, içimde de silsem, bıraktıkları hüzünler silinmezken, ya bende yeri baki olanların bıraktığı hüzünler...
Yüreğim dayanmıyor, sığmıyor içime bazen.
Ama mutluluktan değil, hüzünler kanser gibi yüreğimi sardığında nefes alamamaktan sığamıyorum ben... Ne içime ne de yeryüzüne...
Yoruldum be günlük. Öyle böyle değil.
Artık umudumu kaybettim, anlaşılmaya dair tek bir umudum yok.
Ya huzur?
Hayatım boyunca içimdeki o küçük kız huzursuz olmasın diye çok çabaladım...
Ama olmadı...
Gecenin sonunda, içindeki huzursuzluk, mutsuzluğu oldu hep...
Hiçbir zaman huzurlu olmayı başaramadım... Belki de hayattaki tek başarısızlığım budur.
Benim hep bir sözüm var söylediğim;
"Ben çocuk gibi değilim, içim çocuk!
İçimdeki o küçük kız büyürse nasırlaşır kalbim" diye...
Aklım her ne kadar bana kızsa da, içimde ki o küçük kızın büyümesini istemiyorum...
Canım yansa da, bu dünyanın düzenine ayak uyduramasam da,
İçimdeki küçük kız huzursuz da olsa hep,
Yalnızda kalsam...
Hiçbir şeyin beni değiştirmesine izin vermicem.
Bu da kendime notum olsun günlük...

Zeze 08 Ekim 2024 10:56

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
İçimde tarifsiz bir kırgınlık var günlük...
En çokta kendime...
Her şey ne kadar üst üste geldi...
İşlerim, özel ve ailesel koşturmacalarım derken son günlerde hiç tadım tuzum yok.
Ve her şeyin üstesinden tek başına gelmeye çalıştığında, yanında olan, anlayan olmadığında işin biraz daha zor oluyor.
Destekçin olmadığında, gücün kendin olmak zorunda.
Altında kalmadan, tek başıma üstesinden gelmeye çalışıyorum. Hemen hemen geldim de sayılır.
Çoğu gitti azı kaldı...
Kendime inanıyorum. Başarıcam ve, hepsinin üstesinden gelicem...
Gelicem gelmesine de, kalbimdeki kırgınlıklara çare bulamıyorum.

Tüm bu yoğunluklarım bittiğinde, işte o zaman gerçekten yalnız kalmaya ihtiyacım olacak rahat bir oh çekmek için.
Kararlıyım tek başıma kısa bir süre uzaklaşmayı düşünüyorum.
Bu şehirden uzaklaşmak iyi gelecek, tek başıma kısa bir tatil, herkesten uzakta.
Kimsenin seni anlamasını, dinlemesini beklemeden...
İçime yolculuk yapmak istiyorum birazda.
Nereye olur bilmiyorum...
Başıma bir şey gelir korkusu umurumda değil artık...
Sokaklar, kötüler, kötülükler umurumda değil.
Bulacaksa bulsun...
Dualar korur beni...
Ne zaman ruhum daralsa, başım sıkışsa, yalnız kalsam,
Nefessiz kaldığımda, dualar nefesim oldu, güç oldu bana.
Belki de bu yüzden içim yara alsa da dağılmadan ayakta durabiliyorum.
Geçecek hepsi...
Hadi Zeze'm az daha dayan...
Öpüyorum kalbinin yaralarından ;öptüm;

Kendime Tarkan'ın şarkısı gelsin ;angel;

https://www.youtube.com/watch?v=R6gSMSYKhKU

Zeze 10 Ekim 2024 22:59

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Zaman çabuk geçiyor.
1 ay daha geçti... Kaldı mı 4 ay...
Asker yolu gözler gibi şafak sayıyorum yine bu aralar.
Göz açıp kapayıncaya kadar geçer bence. Çoğu gitti azı kaldı.
Az daha sabır Zeze ;hzr;

Zeze 14 Ekim 2024 13:28

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Günlüğüm...
Sence 4 K modumuz yüklensin mi bu aralar?
Hem hazır mevsimde sonbahar...
Uzun zamandır da ihmal etmiştik.
Bence yüklensin... ;zeze;
4 K! En sevdiğim... ;kalbim;

Zeze 20 Ekim 2024 02:46

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Hiçbir zaman yükseklerde gözüm olmadı, hiçbir şeyin fazlasını istemedim.
Mal mülk peşinde koşmadım.
Bir lokma aşım olsun, huzurum olsun dedim hep.
Kimseden hiçbir şeyin fazlasını beklemedim.
Bana bir adım gelene bin adım gittim.
Ben bu hayattan hiçbir şey beklemedim. Lüks peşinde koşmadım.
Sadece mutlu olmak istedim. Birazcık mutlu olmak.
Onu da çok gördü herkes.
Herkesin elinin altındakiydim;
Bu yüzden kolay vazgeçilendim, nede olsa vazgeçemeyendim sevdiklerimden.
Kimseye kızamıyorum. Hakkımda yok kızmaya...
Sevmeyi, değer vermeyi abartan ben değil miyim?
Abartan diyorum, çünkü ben az nedir bilmiyorum.
Annemden öyle gördüm. O da kendini düşünmez, hep kendinden ödün verir.
Böyle öğrendim ben. Çabalamayı, fedakarlığı...
Kötü nasıl olunur bilmiyorum.
Belki kötü olsam sevilir sayılırdım.
Sevgisizliğinde, saygısızlığında fazlasını gördüm.
Oysa herkesin kalbine dokunabilmek, sevginin kötülükten daha çok yayılmasına sebep olmaktı hayattaki gayem. Hiçbir zaman başaramadım bunu.
İyi olanın enayi muamelesi gördüğü bir dünyadayız.
Yoruldum be günlük.
Bir gün bu dünyadan göçersem, kimsenin çok sevdiği ve önceliği olamadığımı bilmenin üzüntüsüyle veda edicem bu dünyaya.
Ve sevginin hiçbir şeyi iyileştiremediğini, dünyayı sevginin kurtaramadığını bilerek... Onca emeğe rağmen kimsenin kalbine dokunamamış olmanın hüznüyle...
Biliyorum bu saatten sonra iyileşmez yaralarım. İyileşmesini beklemem aptallıktı.
Hep daha fazla yara aldım. Bu yüzden değil mi 2019 da felç geçiriyordum neredeyse.
Neden peki, sevdiğim insanları meğer ben sevmişim... Beni fi tarihinden kalma saçma sapan cahil işleriyle ateşe atma çabalarını hiçbir zaman unutmayacağım. Kendilerinde olmayan sevgiyi, bende aramaları bencilliğini de...
O zamandan kaldı bu kalp çarpıntıları. Ve yine sıklaştı iyice. Boğuluyorum, nefes alamıyorum.
Artık yarım ilaçta kâfi gelmiyor.
Kaç senedir doktor kontrolüne de gitmiyorum. Bazen bu kadar çarpacağına dur artık bitsin bu işkence diyorum.
Yine de sonra şükrediyorum halime, şükretmeye çalışıyorum.
Dualar olmasa, nasıl hafiflerdi bunca kırgınlık? Bilmiyorum.
Yüreğime tek iyi gelen dualar. Dualar her zaman gücüm oldu. Yaradana sığınmak, güvenmek, düştüğünde tutunduğun tek dalın "O" olması... Yoksa nasıl kalkardım düştüğüm yerden...
Bazen kalbim isyan etse de, artık bu dünyada fazlalık olduğumu düşünsem de, dünya bana dar gelse de, hayatım boyunca sabreden, sükunetini koruyan biri oldum, içim alevler içinde kalsada.
Dualar hep su serpti içimdeki yangınlara.
Hayattaki sınavım ağır. En çok neye önem veriyorsam oradan sınanıyorum.
Bu yüzden benimde sınavım sevgisizlik belki de. İnsan hissediyor sevildiğini de, sevilmediğini de.
Ve kalpten gelenle, dilden gelenin farkını...
Artık anlaşılmak falanda istemiyorum.
Öyle yoruldum ki.

Yarın, bir de yarın var, yarın resmen eziyet bana...
Uyuyamadım, uyuyamam da. Hayırlısı artık.

Zeze 27 Ekim 2024 03:43

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 

Zeze 29 Ekim 2024 10:20

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Ruhum toprak çekiyor...
Hani yağmur yağar toprağa karışır da,
Mis gibi toprak kokusu yayılır ya etrafa;
Huzur verir insana...
Benim de ruhum öyle toprak istiyor...
Şu an sadece tahayyül edebiliyorum...
İnsan yaradılışını özlüyor aslında.
Topraktan gelip, toprağa gideceğimizden belki...
Yüreğim toprakla bütünleşmek,
O toprak kokusunu, huzurunu hissetmek istiyor.

Zeze 29 Ekim 2024 18:07

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 

Zeze 30 Ekim 2024 23:21

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 

Zeze 14 Kasım 2024 22:51

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Çok yoruldum günlük... Her şeyden...
Her yeni yıl bir önceki yılı aratır hale geldi.
Sanki lanetlenmiş gibi hissediyorum artık.
Ve sabırda yorulur bazen...
Zaten pek gücümde kalmadı...
Bu kırık kanatlarla, tutunamıyorum.
Düştükçe, düşüyorum...
Düşmek bir şey değil de, kalkmaya da mecalim yok.
Öyle bir şey işte.


Zeze 24 Kasım 2024 01:37

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz güneşli günler


Edip Akbayram'ın şarkısında ki gibi güzel ve güneşli günlere hep inandım.
Ama insan bazen yitiriyor o umudu ve inancı...
Kanatların kırılmış, iyileşmeyecek gibi hissediyorsun.
İnsan en çok kendini kandırır hayatta, bu işi de en güzel ben yapıyorum.
Belki de o beklenen günler hiç gelmicek. Olmayacak bir hayal işte.
Kalp hissediyor ama bu gece o nefes aldırmayan histen anlamıştım.
Kalbinin üstüne taş oturur ya, öyle bir can sıkıntısı içimden hiç geçmeyen...
Ama ben buna da alıştım sanırım.
Ne çok şeye alışıyorum bu aralar.
Oradan oraya savruluyorum. Hiçbir şey normal gitmiyor.
Dağılıyor,
Dağılıyorum.


https://www.youtube.com/watch?v=tsN1NnLLvqI

Zeze 24 Kasım 2024 03:06

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 

Zeze 29 Kasım 2024 09:56

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Naber günlük...
Beni sorma sürünüp gidiyoruz işte. Yuvarlanmak yine iyi, yuvarlansak hızlı geçer zaman :D
Sürününce yavaş geçiyor.

Bu sabah yine pert uyandım zaten. Kalbimde ciddi baskı vardı. Tansiyonumu bir ölçtüm, bu kez düşen tansiyon yükselmiş. Ama yakınlıklarını yine koruyorlar. Küçüğü çıkmış, büyüğü düşmüş, ikiside neredeyse eşitlenecek. Çarpıntı desen ona da alışmaya başladım.

Hatta sürünmim ya herro ya merro diyip, işe geldikten sonra filtre kahve dahil Türk kahvesi içtim 1 saat içinde.
Biliyorum bu kahveler bana yol, su, elektrik olarak geri dönecek :D
Çarpıntı kesin de, baş ağrısı da yarına yoklar...

Hep bir sıkıntılar, hep bir sıkıntılar.
Ama yinede şimdilik tahammül edebiliyorum galiba.
Bakma günlükcüm böyle şikayet ettiğime, yazmak iyi geliyor. Yoksa çok sabırlıyım, bende bu sabır olmasa, şimdiye dünyayı yakmıştım...

Bunca şeyin altından yıkılmadan nasıl kalkıyorum onu da bilmiyorum ya neyse.
Gerçi biliyorum, umut ve inanç...
Pes ettiğim ve kendimi bıraktığım an, biliyorum işte o zaman tükeneceğim. Umutlarım tükendiğinde işte o zaman her şey tükenecek...

Hayaller umutla yaşar...
Umudumuz baki!

Zeze 05 Aralık 2024 09:09

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Günlük naber ya :)
Çalışmaya devam işte. Havalar ısınıyor gösteriyordu haftasonu yine yağmurlu gösteriyor. O değil kaç gündür işe gelirken hava çok puslu oluyor. Korku filmlerinde o puslu hava sonrası olaylar silsilesi gerçekleşir ya, nedense hava böyle olunca sabahları aklıma korku filmi sahneleri geliyor :D
Neyse sustum sustum, açma ağzını diyorsun biliyorum :D
Hadi gittim o zaman :)

Zeze 18 Aralık 2024 22:05

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
İnsanoğlunu hiçbir zaman anlayamıcam.
Çok yoruldum.
Hiçbir şey yapasım yok artık. :(

Zeze 02 Ocak 2025 14:32

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Sana ne yazsam ne yazsam diye uğradım günlük ama ne yazsam bilemedim.
Belki daha sonra yazarım. Belki şu staj bitince yazarım olmaz mı?
Çok mu geç olur. Neyse güzel şeyler olursa, sonuçlar alırsam uğrarım yine.
Şimdilik hoşça kal günlüğüm ;childgirl;

Zeze 19 Ocak 2025 18:39

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Günlük bu nasıl hastalık böyle, öldürmüyor süründürüyor resmen. Bugün 3.kez solunum sıkıntısı yaşadım bu nedir ya. Nasıl bir grip bu. Covidde çarpıntı oluyordu, tansiyonum düşüyordu, halsizlik oluyordu. Yatıyordun yattığın yerde kalıyordun.
Bunda yatamıyorsun da. İnsanın nefesi ağzından çıkıp nefessiz bırakır mı? Birde kalbimi sıkıyorlar sanki.

Tansiyonum 92-72 birbirine çok yakın. Çarpıntıyı demiyorum aldı başını gitti. 125 nedir ya. Normal bir insanın 75 lerde olur. Kaç gündür 120 lerde geziyor.

Ben böyle tansiyon değerleri görmedim. Çarpıntım var ama hastalığa meydan okuyorum. Duble Türk kahvesi yaptım. Korkmuyorum, çarpıntı korksun benden di mi. ;rahat;
Eninde sonunda hepimiz bir gün öleceğiz :D


[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]


Zeze 23 Ocak 2025 19:33

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Az kaldı günlüğüm...
Benim için yorucu bir süreçti. Yaşadığım sıkıntılar, istifa edeyim diye yapılanlar,
stajımı yapamayayım diye uydurulan yalanlar, Bursa, sonra Ankara merkez her yere soruşturmam, peşini bırakmamam. Ve inanmadığım yalanlar, araştırmalarımın sonunda, 2024 yılını bin bir zahmetle tamamlayabilmek...
Yine yeni değişiklikler sonucunda tüm evrakları bir daha hazırlamak 2025'e...

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

İmzalatıp, bugün doldurup tamamladığım evrakları teslim ettim...
Bu sondu...

Evet...
Az kaldı zafere...
19 gün günlüğüm...
19 gün sonra bu zorlu süreci inşallah tamamlıcam.

Ama bitmiyor... Başka bir zorlu süreç beni bekliyor.
Fakat herkes stajı kazandıysan, yazılı sınavı kolaylıkla geçersin, zor olan staj sınavı diyor...

Birilerinin insafına, sorumluluğuna bağlı olarak yapılan her şey insanı daha çok zorlar, kısıtlar.
Sınavlara hazırlanırken özgür olduğumdan belki daha kolay geçiyorum.
Ama şu 3 yıllık staj, stajı tamamlayabilmek için, susmak, mobinge karşı sabretmek öyle zordu ki.
Hakkını yiyenlere resti çekip gidememek öyle zordu ki...

19 gün sonra özgürüm günlüğüm!
Allah birdir!
Hep O'na sığındım. Daraldığım da hep ona ağladım.
Kimsenin ahı kimsenin yanına kalmıyor.

Şükürler olsun, sabrımın mükafatı çok yakın artık...

Bundan sonra, bana sunulan şartlarla değil, sunduğum şartlarla işe başlama dönemi geliyor benim için. En güzeli de bu...

Çok emek verdim, çok çabaladım...
Ama Rabbim sağlık versin...
Sağlık olmadıktan sonra hiçbir şeyin kıymeti kalmıyor...

Bir de tabi mesleğimi icra edebilecek ömür versin.
Çünkü hayalleriyle ölen o kadar çok insan var ki :https://www.forumadasi.com/register.php\">Click Here To Register...]


[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

Kalbimizde ki kırıklarıda bu çorap gibi tamir edebilseydik keşke...
Çorap söküğünün tamiri mümkün, dikiyorsun ve eskisinden de sağlam oluyor.

Dikemesen de, atıp yenisini alıyorsun. Çokta zor değil...

Ya kalbimiz? Ne yenisini almak mümkün, ne de tamiri...
Yaralı yaralı ömrünü tamamlıyor işte...

Koca Volkan Konak'ın bile dayanmadı kalbi bu hayatın çilesine...

Neyse Volkan Konak demişken Cerrahpaşa şarkısını da serpiştireyim buraya, öyle noktalayayım satırlarımı...

Herkesun bir derdi var, durur içerisinde, durur içerisinde, oyy...

https://youtu.be/z4UE5WzBSOU


Zeze 15 Nisan 2025 22:43

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Canım günlük, duygusallık çöktü yine üstüme...
Bugün, öğle yemeğinden sonra gördüğümüz yürümekte zorlanan kedi öyle sarıldı ki bacaklarıma, iş saati olmasına rağmen epey yanında kaldım kapı önünde.
Gitmeye yeltendiğimde o kırık beliyle yalpalayarak peşimden gelmeye çalışıp yere düşmeleri öyle acıttı ki içimi.
Ona o acıyı yaşatıp, o halde bırakan vicdanları düşündüm. Orada arabam olsa alır götürürdüm veterinere.
Elimden tek gelen belediyenin veteriner birimini aramak oldu, gerçi yönlendirdikleri numarayı ilgili yerden sesli olarak alıp, ikinci aramayı başka arkadaş gerçekleştirse de, ben arayalım diyip numara bulmasam, bakanların hepsi ah vah edip döndü işlerine.
Neyse ki aldı belediye kediciği, umarım iyileşir. İyileşemese bile (umarım iyileşir) son dakikalarını yolda oradan oraya birilerinden medet umarak acı içinde geçirmemiş olacak. Veya tekrar bir arabanın altında ezilme tehlikesi yaşamayacak, tek tesellim bu.

Ama insanlar çok kötü. Belediye ekipleri gelene kadar öyle endişe ve stres yaşadım ki. Kedinin acısını, çaresizliğini içimde hissettim. Ve sonuç olarak, bu akşam izlediğim, denk geldiğim her şey duygusallaştırmaya yetiyor.
Çocukken ya her şeyden habersizdik yada dünya bu kadar kirlenmemişti...
İnsanlığa kırgınım günlük...
İnsanlığın çöküşüne şahit oldukça utanıyorum insanlığımdan :(

Zeze 18 Nisan 2025 10:19

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Kimseye bir zararın yoktur,
Kendi halindesindir,
Kimseye yük olmazsın,
Kendi işini kendin görürsün,
Sessiz nefes alırsın, iki düşünür bir söylersin,
Şaka adı altında yapılan imaları, boşver deyip geçersin, kıramazsın, incitmezsin kimseyi...

O kadar çok sessiz hareket edersin ama duruşun rahatsız ediyorsa birilerini, sessizliğin bile fazla gelir...

Attığın adım sessizde olsa batar çekemeyen birine.

Bazen diyorum gerçekten bazı insanlar hak ediyor kötü yöneticileri...

Samimiyetsiz samimiyetleri, şaka kelimesinin arkasına sığınanları kaldıramıyor insan belli bir yaştan sonra...

Bir gün biri fena denk gelecek çatlayan sabır taşıma...
Neyse...
Bugün cuma...
Allah'a havale ediyorum...
Herkes kalbiyle nafakalansın derler ya...
Kalbiyle nafakalansın herkes!

Zeze 30 Nisan 2025 20:32

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Buraya aslında çok şey karalayasım var günlüğüm...
Ama şu an ne yeri, ne zamanı...
Şimdilik birlikte susalım mı?
Ama sadece şunu söylim,
hayatım kitap olsaydı, adını ne koyardım diye düşünürdüm hep.
Şu an buldum.
Zeynep'in Yolculuğu veya Zeynep'in Yolu olurdu sanırım.
Hayat yolculuğu nefes aldığımız sürece devam ediyor.
İyi, kötü, doğru veya yanlış bu yol benim yolum...
Şimdilik hoşça kal günlüğüm...

Zeze 18 Mayıs 2025 20:27

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Çok işim var günlük ya. Şu dikiş makinesini salona getirip, dikiş işini aradan çıkarmam lazım. Havalar ısınmadı ki, kışlıklara ayar çekeyim.
Bayramda geliyor, bayram temizliği yapmak lazım. Camlar yine pis.
Önce camlardan ve perdelerden başlamak lazım. Off çok işim var.
Sanırım daha yağmur yok gibi ama meterolojiyede güven olmuyor ki ;düşün;
Neyse bir yarın olsun da plan yaparım artık.

Zeze 20 Mayıs 2025 12:01

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Günlüğüm sence bir süre kendime internet detoksu mu yapsam, hiçbir yere, hiçbir şeye bakmasam. Kendi içime dönsem biraz?

Sadece kendimi motive edecek şeylere vakit ayırsam. Kamp gibi. Ama ruhu dinlendirme kampı diyelim biz buna.
Uygulayabilirsem hiç fena fikir değil aslında.
Neyse ben bunu bir düşünücem ;düşün;

Zeze 21 Mayıs 2025 00:44

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Toyluk zamanlarımda çalıştığım iş yerinden 2011 temmuzdu tarihi net hatırlıyorum, ramazan başlamadan kısa süre önce ayrılırken, hakaretlere uğramıştım. İçlerindeki patronlardan daha doğrusu kız kardeşlerden bir tanesi vefat etmiş, cenazesi bugünmüş. Bir süre işten ayrıldıktan sonra kabuslarla uyandım. Zamanla geçti. Hayatta sorumluluklar artınca ve sorunlu çok insanla karşılaşınca, beterin beteriyle karşılaşınca, onlarla yaşananlar hafif kaldı içimde.

Onlara hiçbir zaman beddua etmedim, son paramı alamadığım halde etmedim ama bu akşam vefat edeni duyunca hakkımı helal ettim. Çünkü o en büyükleriydi ve her şeye koşturan oydu. Kardeşlerinin bir dalı kırıldı bundan eminim. Ablaları olmadan eksik kalacaklarını biliyorum.
Neden bilmiyorum, üzüldüm. Ben yine aynı ben, buna da duygusallaşmazsın di mi? O zaman ki anıları, onlarla iyi geçen anıları düşününce işte... Allah rahmet eylesin diyorum.

Duygusalım belki ama öyle fırtınalar gördüm ki güçlendim. Hayatım boyunca çok sınavlardan geçtim, bu dik, onurlu duruşum ve kimseye muhtaç olmadan ayaklarımın üstüne sapasağlam basışım hep geçtiğim sınavların beni güçlendirmesinin eseri.

Çünkü her zaman yaşadığım her şeyden ders çıkardım ve kimseye minnet etmedim, boyunda eğmedim ve her işimi kendim hallettim hep. Medet umunca, beklentiye girince yarı yolda kalacağını bilmenin gücüyle hep tek yürüdüm bu hayatın yollarını.

Benim için tabi hayat 2011 de başlamamıştı ama o zaman hayattaki duruşum şekillenmeye başlamıştı.

2011 de işten ayrılırken, o aylarda üst üste hastalanıp, grip olup defalarca antibiyotikler tüketmiştim ve bağışıklığım baya düşmüştü. Her doktora gittiğimde patronlar paranoyakça bana inanmıyor, her ince detayını soruyorlardı, ne gerek varmışçasına. En son işten ayrılmaya karar verdim. Dinlenirsem toparlarım diye düşündüm. Zaten ailemde çıkmamı istiyordu. Hastayım o yüzden ayrılıcam dediğim de, "Kanser misin" diyip tek hastalığın kanser olabileceğini, ölüm döşeğine gelmeden işten ayrılınmazmış gibi hakaretlere uğramıştım.

Hayat bumerang gibi, ne atıyorsan, dönüp dolaşıp sana geliyor. Kadın gripten ölmüş duyduğuma göre. Hafife aldıkları o gripten... Hikaye bu kadar. Hayat işte...

Hiçbir hastalık hafife alınmaz. Bugün parmağımıza batan küçük bir iğneden enfeksiyon kapıp ölebiliriz de... Bu yüzden hiçbir zaman kimsenin hastalığını ne hafife alır, ne de küçümserim.
Rabbim herkese sağlık, sıhhat ve şifa versin...

Zeze 24 Mayıs 2025 20:50

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Naber günlük ;hyl;
Ay çok yoruldum. Camları sildim, üstüne birde perdeleri ütüleyip, sandalye tepelerinde astım onları.
Niye 1,70'in üstünde boyum yok ki benim :(
Canım çıktı. En sevmediğim ev işi camlar. Ütü demiyorum, ütü benim için kolay. Ama camlar, yükseklik korkum olmasa aslında oda kolaydır.
Neyse böyle işte. ;zeynep;

Zeze 29 Mayıs 2025 12:39

Yanıt: Karahindiba Masumluğunda Çocuksu Kalbim
 
Hayat...

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]


Saat: 06:39.

Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.