![]() |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL Bir Tutkudur Mustafa Kemal; Nice sevdalara değişilmeyen. Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur, Bir baştır, vazgeçilmeyen... Bir Türküdür Mustafa Kemal; Suskun ağızlarda söyleşir, durur. Çaltıburnu'nda gözetir denizi. Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur... Bir İnançtır Mustafa Kemal; Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan. Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu. Sakarya boylarından Akdeniz'e taşıyan... Bir Anlamdır Mustafa Kemal; Belkahve'den dürbünüyle seyrediyor İzmir'i. Özgürlük diyor, al atının üstünde, Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri... Bir Bayraktır Mustafa Kemal; Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan. Bozkırın bağrında yol alan kağnılara, Işık tutan, güç veren, yol bulan... Y.Doğan ERGENELİ |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Seni nasıl seviyorum? Yollarını saymama izin ver. Seni derinliğine, genişliğine ve yüksekliğine kadar seviyorum. Ruhum ulaşabilir, gözden kaybolduğunda, Varlığın amaçları ve ideal zarafet için. Seni her günün seviyesine kadar seviyorum! En sessiz ihtiyaç, güneş ve mum ışığında. Seni özgürce seviyorum, tıpkı erkeklerin doğruyu araması gibi. Övgüden döndükleri gibi seni saf seviyorum. Seni tutkuyla seviyorum! Eski kederlerimde ve çocukluğumun inancıyla. Seni bir aşkla seviyorum kaybediyor gibiydim. Kayıp azizlerimle. Seni nefesinle seviyorum! Gülümsemeler, gözyaşları, tüm hayatımın; ve eğer Tanrı seçerse, Seni öldükten sonra da çok seveceğim! Elizabeth Barrett Browning |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Çakıl Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeğe başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde. Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Yağmur Kaçağı Elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çarpıntı duyarsan telaş telaş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu’ndan geçiyorum akşamsa eylülse ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni Attila İlhan |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Yalnız Seni Seni – yalnız seni der yüreğim Yalnız seni – yalnız seni – yalnız seni Günümde gecemde nice tutkularım Seni der – yalnız seni – yalnız seni Bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda Derininden derininden seslenir bilincin Yalnız seni der – yalnız seni – yalnız seni Nasıl çarparsa vargücüyle karayel Durgunluğa suskunluğu -son- diye Öyle çarpar aşkına başkaldırışım Öyle çarpar – öyle ses verir acılı : Yalnız seni der – yalnız seni – yalnız seni – yalnız… Rabinranath Tagore |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ÖZLEDİM İki güneş geçti bir gece Biraz yağmur yağdı bana Biraz ben yağmura... Sevdiğim bir şarkı çıktı radyoda Yarısına ben eşlik ettim Yarısına gözlerim... Anlatmak istemiyorum ama BEN SENİ BURDA ÇOK ÖZLEDİM! CEYHUN YILMAZ |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Yokluğunda sönük yıldızlar Yokluğun en karasında gecedir Boğazıma düğümlü bir çift söz Bir yanım aşk, aşkın adı sendir Yokluğunda ay sönüktür Karadır gece, yakamoz düşmeyen deniz Düşüncelerim şimşek gözlerimden çakan Başım efkârlı, yönüm ufka dönüktür Yokluğunda güneş doğmaz Sabah seheri yakarken sinemi Ellerim buz, yazdıklarım hissiz Sensizliğin yerini doldurmaz Aytekin Orhan |
Yanıt: Günün Şiiri
Öyle bir açmaza düştü ki Vatan Uyku belli değil, düş belli değil Çöktü üstümüze bir kara duman Işık belli değil, loş belli değil... Ümit Yaşar OĞUZCAN [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ÖZLEM Bir gece, Gecede bir uyku, Uykunun içinde ben. Uyuyorum, Uykudayım, Yanımda sen.. Uykunun içinde bir rüya, Rüyamda bir gece, Gecede ben. Bir yere gidiyorum, Delice. Aklımda sen.. Ben seni seviyorum, Gizlice. El-pençe duruyorum, Yüzüne bakıyorum, Söylemeden, Tek hece.. Seni yitiriyorum Çok karanlık bir anda. Birden uyanıyorum, Bakıyorum aydınlık; Uyuyorsun yanımda.. Güzelce. Özdemir Asaf |
Yanıt: Günün Şiiri
kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan o, işte... oruç aruoba |
Yanıt: Günün Şiiri
bende hiç tükenmez bir hayat vardı
kırlara yayılan ilkbahar gibi kalbim hiç durmadan hızla çarpardı göğsümün içinde ateş var gibi başını göğsüme sakla sevgilim güzel saçlarında dolaşsın elim bir gün ağlayalım, bir gün gülelim sevişen yaramaz çocuklar gibi -sabahattin ali - |
Yanıt: Günün Şiiri
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var; senin ve benim en güzel günlerimiz.. kalbimin kanıyla götüreceğim ebediyete ben o günleri.. nazım hikmet - sen |
Yanıt: Günün Şiiri
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, sende kopardım çiçeklerin en solmazını, toprakların en bereketlisini sende sürdüm, sende tattım yemişlerin cümlesini. desem ki sen benim için; hava kadar lazım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şeysin; nimettensin, nimettensin! desem ki... inan bana sevgilim inan, evimde şenliksin, bahçemde bahar; ve soframda en eski şarap. ben sende yaşıyorum, sen bende hüküm sürmektesin. bırak ben söyleyeyim güzelliğini, rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. günlerden sonra bir gün, şayet sesimi fark edemezsen, rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden, bil ki ölmüşüm. fakat yine üzülme, müsterih ol; kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, ve neden sonra tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, hatırla ki mahşer günüdür ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. cahit sıtkı tarancı |
Yanıt: Günün Şiiri
Köşe Şiiri / 3. Bölümü Sen geldin benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu Bulutlar geldi altında durduk Konuştun güneşi hatırlıyordum Gariptin yepyeni bir sesin vardı Bu ses öyle benim öyle yabancı Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı Dişlerin öpülen çocuk yüzleri Güneşe açılan küçük aynalar Sert içkiler keskin kokular dişlerin İçinden geçilen küçük aynalar Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı Sen geldin benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Sezai Karakoç [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
Yanıt: Günün Şiiri
yalnızlık
kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. su olsan kimse içmez, yol olsan kimse geçmez, elin adamı ne anlar senden? çıkarsın bir dağ başına, bir ağaç bulursun tellersin pullarsın gelin eylersin. bir de bulutları görürsün,bir de bulutları görürsün bir de bulutları görürsün köpürmüş gelen bulutları başka ne gelir elden? çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı! yaşar kemal |
Yanıt: Günün Şiiri
AŞK İÇİN Aşk için söylediğim her şeyi bir daha söylerim, sakin, mutsuz ya da yırtıcı, herkesin ağzındaki o sonsuz acı, belki de bundandır Nasıl ayrı yaşarım inandığım şeylerden Onları elbette bir daha, bir daha söylerim, usul usul ve usla birlikte akıcı kandır Aşk isterim, aşk olsun isterim, yaşamanın sonu, ölümün başlangıcı. Kıyılarda yürürüm, sindiririm kıyıları Of güçlü macun içine kat beni, kanım koyulaştırsın kırmızıyı. Anadolu'da bir yerden bir yere giden biri, belki bir kirazı hatırlar, bir denizi kesinlikle hatırlamaz, belki hepsini birden hatırlar da bilemez, ne zamandır.. Aşk olsun ne zaman, aşk olsun tiyatro geceleri, aşk olsun “bravo” sesleri, aşk olsun Anadolu otobüsleri... Aşk olsun bildiğim ışık biz birden türeriz İstanbul'da ve heryerde görünmez bir mutsuzluğu söyleriz bilge kayalarla çarpılan ebonitler oluşturur tersliğimizi. ey canım, güzel yüzlüm suyunda denizleri bulduğum bilmediğim yerlerimdeki sancı bana bir şey söyle güleyim bir şey daha söyle inandır. Bir şey daha söyle istersen beyaz olabilir suya falan benzeyebilir bir adaya benzeyebilir. Turgut Uyar |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] İSTİKLÂL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın. Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı; Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım; Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl! MEHMET AKİF ERSOY |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle- “Bu bir Avrupalı!” Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi… Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında, Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada! Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek. Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar… O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar… Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i… Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran… Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın; Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât… Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber. MEHMET ÂKİF ERSOY |
Yanıt: Günün Şiiri
“ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim.”
sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim ülkendeki kuşlardan ne haber vardır mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır yoktan da vardan da ötede bir var vardır hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır o şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır |
Yanıt: Günün Şiiri
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] DESEM Kİ Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır, Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini. Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını. Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini. Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede, Hatırla ki mahşer günüdür, Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. CAHİT SITKI TARANCI |
Yanıt: Günün Şiiri
bir umud bir yarına adını çiziyordu.
bir yarın bir olur’a adını çiziyordu. binlerce belki geçiyordu geceden.. bir bekleyiş bir yitişe adını çiziyordu.. özdemir asaf |
Yanıt: Günün Şiiri
elindi senin sevgilin
her daim dilinde değildi. sonra bir şey oldu ve sen durdun sonra az da olsa zaman durdu. kıpırdamadı akrep, yel, kovan biz el eleyken susmalıydık, sustukça derinleşiyordu. bazen konuşmak çözmüyor. kopmuyor da sarılı saçların yastıktan, ne kopuyor ne de gidiyor hayal. ve kuşlar uçuyor gözlerde, görünmeyen bazen konuşmak yetmiyor. konuşmayalım. mustafa koruk |
Yanıt: Günün Şiiri
fazla kurcalamayın hayatı,
sağlığınız yerindeyse, vicdanınız temizse, yüreğiniz de güzelse.. yaşayın gitsin işte.. gerisi laf ola, beri gele.. hayat bu kadar basit bir hadise.. can yücel |
Yanıt: Günün Şiiri
"soyunun ugradigi bütün felaketlere
yas tutacak kadar uzun olsun ömrün insan kalbinin bütün afetlerini yasayasın sonsuza dek uyku haram olsun nankör gözlerine dostlarinin ihaneti, sevdiklerinin nefreti, arkadaslarinin kallesligi hayatinin zenginligi olsun arafta kalsin ruhun ve bedenin ölümün kuytusunda kalmis gölgeni yeryüzünün ve gökyüzünün bütün kötülükleri kusatsin o kadar uzun yasa o kadar uzun yasa ki görmedigin zulüm, çekmedigin kahır duymadigin acı, ugramadığın bela kalmasın o kadar uzun yasa o kadar uzun yasa ki yüreğin duyabilecegi bütün aciları gözün görebilecegi bütün zulümleri aklin hayal edebilecegi bütün iskenceleri duyasin, göresin, bilesin! o kadar uzun yasa o kadar uzun yasa ki bütün sevdiklerinin ölümlerini görsün gözlerin bütün yakinlarinin yikimlarina yansin yüregin o kadar uzun yasa o kadar uzun yasa ki ölüm senin için en büyük mutluluk olsun o kadar uzun yasa ki o kadar!" murathan mungan |
Yanıt: Günün Şiiri
kaç yıl sevilir insan...
kaç yıldan sonra unutulur... gidince mi... ölünce mi... yeni biri hayatına girince mi... kaç yıl sürer bi sevda... kaç ayrılıktan sonra vazgeçer insan sevmekten... kaç ihanet soğutur yüreği... kaç ağlamadan sonra diner öfkesi... kaç kere sever bi insan... kaç terkedilişten sonra korkar başlangıçlardan... kaç bahara aldanır... kaç geceye sığınır ve kaç şarkıya... insan kaç defa yorulur... |
Yanıt: Günün Şiiri
Darmadağın
Yahu kadın! Ben seni darmadağın seviyorum. Nedir bu derlitoplu olacağım derdi? Saçın dağınıkmış Üstün başın berbatmış Yüzün gözlerin yorgunmuş Bunlardan bana ne? Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki! Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim. Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki? Hangi dağ bir öbürünün hizasında? Hangi göl kıvrım kırım değil? Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık? Onlar kadar güzelsin diyorum. Uzayan gölgem ol, Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum ...Dinletemiyorum. Ahmet Bahadır Üge |
Yanıt: Günün Şiiri
bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! ey kaz kafalılar! ey sadrazam! sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz bir gömlek giyiyorum bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde vietnamca şiir kitapları dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya insanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl ölebilir, nasıl unutulur insan ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar ne yapsam... ne yapsam... dekart okuyorum sonradan... sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş çankaya'ya bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk lermontov'un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum, kuş sesleri geliyor kulağıma ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına, yüzünün oynamasına ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama ilençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal almaya ilençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri, bireyin kurtuluşunu filan ilençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, türkçe bir yürek kısaca beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara aklıma şiiri gelirdi o yaşlı amerikalının, sonbaharı anlatan şiiri çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokaklara fırlamaya kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden mi ne bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar geliyor aklıma benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri uyurdum. bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde yeni bir kız, kahvede yeni bir garson o üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda... şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş sanki yarın ölecek gibiyim, birazdan polisler gelecek ya da gelip alacaklar kitaplarımı, daktilomu, bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz karakola dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları bir kız sessizce ölüyor, sessizce vietnam' da ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislam! bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz! bunu söyleyeceğiz bin defa! sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla yürüyeceğiz çoğala çoğala... ataol behramoğlu |
Yanıt: Günün Şiiri
beni guzel hatirla bunlar son satirlar....
farzet ki bir ruzgardim esip gectim hayatindan ya da bir yagmur sel oldum sokaginda sonra toprak cekti suyu... kaybolup gittim belki de bir ruya idim senin icin.. uyandin ve ben bittim.... beni guzel hatirla cunku sevdim seni ben herseyini.... sana sirdas oldum dost oldum koynumda agladin .. yuzune vurmadim hicbir eksikligini beni uzdun kinamadim alisiktim vefasizlıga el oldun aldirmadim... beni guzel hatirla sayfalarca mektup biraktim sana... siirler yazdim her gece cogunu okutmadim.. sakladim gunahini sevabini icimde sessizce gittim... senden oncekiler gibi sen de anlamadin... beni guzel hatirla sana unutulmaz geceler biraktim sana en yorgun sabahlar... gulusumu,gozlerimi sonra sesimi biraktim en guzel siirleri okudum gozlerine baka baka.... soylenmemis merhaba'lar sakladim her koseye vedalar biraktim duraklarda... ne ararsan bir sevdanin icinde fazlasiyla biraktim ardimda.... beni guzel hatirla dizlerimde uyudugunu dusun sacini oksadigimi usuyen ellerini isittigimi mutlu oldugun anlari getir gozunun onune alnindan optugum dakikalari.. birazdan kapini calan kisi olabilecegimi dusun sasirtmayi severim biliyorsun bu da sana son surprizim olsun simdi seninle yasanan gunleri atese veriyorum beni guzel hatirla gidiyorum.. |
Yanıt: Günün Şiiri
ben senin en çok sesini sevdim
buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi önce aşka çağıran,sonra dinlendiren bana her zaman dost, her zaman sevgili ben senin en çok ellerini sevdim bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak nice güzellikler gördüm yeryüzünde en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak ben senin en çok gözlerini sevdim kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil ben senin en çok gülüşünü sevdim sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran unutturur bana birden acıları, güçlükleri dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman ben senin en çok davranışlarını sevdim güçsüze merhametini, zalime direnişini haksızlıklar, zorbalıklar karşısında vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim tüm çocuklara kanat geren anneliğini nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini ben senin en çok bana yansımanı sevdim bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... |
Yanıt: Günün Şiiri
bir şey var aramızda
senin bakışından belli benim yanan yüzümden dalıveriyoruz arada bir ikimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki gülüşerek başlıyoruz söze bir şey var aramızda onu buldukça kaybediyoruz isteyerek fakat ne kadar saklasak nafile bir şey var aramızda senin gözlerinde ışıldıyor benim dilimin ucunda nahit ulvi akgün |
Yanıt: Günün Şiiri
" bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve o çalmayan bütün telefonlarda aylardır konuşan da. kabul. bir kez daha yolda karşılaşalım onunla da avunacağım. adımı sesince duymaktan vazgeçtim, sesini duysam, susacağım. `yel esiyor ama değirmen dönmüyor. kuraklık bu, adın ekmeğe dönüşmüyor...` " turgut uyar |
Yanıt: Günün Şiiri
kaygusuz, deli bir kuştum
senin dalına kondum hey! yüksek yerlerde uçmuştum, ayak ucuna indim hey! denizler gibi derindim, gözlerine sığ göründüm. karlı dağlardan serindim, sana sokuldum, yandım hey! tükenmez mihnetler çektim, kanlı gözyaşları döktüm, akıllılara örnektim, divânelere döndüm hey! âşıklar san ne yapsın? dudaklar nereni öpsün? sen bir acayip şarapsın, daha içmeden kandım hey! yâdını düşürmez dilim, sana ulaşır her yolum; kirli, günahkâr bir kulum, yüzüne bakıp yundum hey! sabahattin ali - hey |
Yanıt: Günün Şiiri
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla: Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
Yanıt: Günün Şiiri
anne ben geldim, üstüm başım
uzak yolların tozlarıyla perişan çoktan paralandı ördüğün kazak üzerinde yeşil nakışlar olan anne ben geldim, yoruldum artık her yolağzında kendime rastlamaktan hep acılı, sarhoş ve sarsak şiirler çırpıştıran bi adam kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi ayrık otları, dikenler bürümüş kapıdaki çıngırak kararmış nemden atnalı ve sarmısak duruyor ama oğlum, mektup yaz diyen sesin hala kulaklarımda anne ben geldim, ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım dizlerin duruyor mu başımı koyacak? anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.. ahmet erhan |
Yanıt: Günün Şiiri
“çocukların uçurtmalarına benziyorsun
biliyor musun.. rüzgârı hiç dinmeyen bir mavilikte; güneşli sular gibi gülümsüyor yüzün.. ve ben çok aşağılarda katı ülkesinde toprağın tutulmuş heyecanına titreyerek izliyorum süzülüşünü.. bir hazin hızla uzaklaşıyor her şey...” şükrü erbaş |
Yanıt: Günün Şiiri
bir evimiz olmalı denize yakın
bahçesinde kırmızı güller açmalı deniz görünmeli her penceresinden martı çığlığından dalga sesinden uyku girmemeli gözlerimize.. gemiler geçmeli uzaklardan içmeliyiz zamanları seninle en eşsiz gecelerden en mutlu şafaklardan dalgalar kıyılarımızı dövmeli durmadan.. kumlar sıcaklığınla yanmalı her sabah güneşin doğduğu yer boyanmalı gözlerinin rengine.. bahçede çiçekler seninle uyanmalı sevinmeli bir bir el sürdüğün eşyalar seninle her şey en güzel olmalı yaşamak kadar sevmek kadar... ümit yaşar oğuzcan |
Yanıt: Günün Şiiri
...
bir hayli kırıldım, her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, canıma batan her halin felç gibi indi bedenime, gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım! aslında ne sana, ne olanlara… kendime kırgınım… maziye hiç değil, an’a kırgınım. ... |
Yanıt: Günün Şiiri
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek aşkımız attila ilhan |
Yanıt: Günün Şiiri
yaşanmamış hatıralar bilirim
büyülü sonbahar akşamlarından bulutlar üstünde su kenarında yalnız hayal edilen hatıralar işte; en ürpertici nağmelerle bizim şarkımızı söyleyen rüzgar sen dudağında gülümsemelerle ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim fakat yine biz bize, başbaşayız duymasan düşünmesen de; unutma bir daha bu anı yaşayamayız... ümit yaşar oğuzcan - yaşanmamış hatıralar |
Yanıt: Günün Şiiri
bitti her şey bitti
ne kadar dövseniz ağlatamazsınız bizi uyandıramazsınız güldüremezsiniz biz bir kere öldük ne yapsanız bir daha öldüremezsiniz. ümit yaşar oğuzcan - ölümsüz şiiri... |
| Saat: 06:58. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Altyapı bilgilerini okuduğunuz vBulletin yazılımı ForumAdası üzerinde lisanslı kullanılmaktadır.