Sessizliğin içinde yankılanır adın…
Kırdığım kalbin, geceme düşen ağıt…
Bir anlık öfkenin zehirli dilinde
Yandı umutlarımız siyah bir ayinde
Gözlerinde gördüm kırılmış yıldızları
Ben sustukça büyüdü içimde harabeler
Ellerin çekildi karanlık kıyımdan
Ben kendi sözlerimde boğuldum ansızın
Şimdi küller taşırım dudaklarımda
Affet diye haykıran bir pişmanlıkla
Sensiz her gece
Bir mezar kadar soğuk
Ve vicdanımda
Adınla açılan sonsuz bir oyuk
Affet beni sevgilim
Kılıç gibi kestiyse sözlerim
Ben sana savaş değil
Bir ömürlük bahar vermek istemiştim
Dön bana ne olur
Bu karanlığı sesinle boğ
Kalbim diz çökmüş halde
Senin affının önünde şimdi
“Acı bana, acı bize…”
Küllerden doğsun aşkımız yeniden
“Yükselsin kalplerimizde…”
Sil gözlerinden bıraktığım kederi
Fırtınalara zincir vuramam artık
Ama sana zarar veren ben olmamalıydım
Bir cellat gibi konuştum o gece
Oysa mabedimdi gülüşün benim için
Şimdi her nota bir tövbe gibi düşer
Kanayan ruhumun taş duvarlarına
Eğer dönersen sana ant içerim
Sözlerim artık yalnızca sevgi taşır
Kırdım seni!
Ve kendimi paramparça ettim!
Bu lanet kibirden geriye
Yalnız pişmanlık kaldı!
Ama hâlâ atıyor kalbim
Senin adını haykırarak!
Beni affet!
Bu karanlıktan birlikte çıkalım!
Affet beni sevgilim
Gözyaşların düştü kaderime
Ben sensiz eksik kalan
Yıkılmış bir senfoniyim
Tut elimden yeniden
Geceyi birlikte yakalım
Ve kırılan kalbimizin küllerinden
Yeni bir sonsuzluk yaratalım
Affet beni sevgilim
Kılıç gibi kestiyse sözlerim
Ben sana savaş değil
Bir ömürlük bahar vermek istemiştim
Dön bana ne olur
Bu karanlığı sesinle boğ
Kalbim diz çökmüş halde
Senin affının önünde şimdi
Affet beni sevgilim
Kılıç gibi kestiyse sözlerim
Ben sana savaş değil
Bir ömürlük bahar vermek istemiştim
Dön bana ne olur
Bu karanlığı sesinle boğ
Kalbim diz çökmüş halde
Senin affının önünde şimdi
Sessizlik dağılır yavaşça…
Eğer affedersen
Bu aşk yeniden doğacak…














Ağaç şeklinde